<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513</id><updated>2011-12-10T03:30:12.874-08:00</updated><category term='koah'/><category term='DİYANET'/><category term='prostat'/><category term='Ülser'/><category term='yüksek tansiyon'/><category term='SİGORTA'/><category term='ARICILIK'/><title type='text'>Arıcılık ve Arı Ürünleri</title><subtitle type='html'>Arıcılık ve arı ürünlerine dair her her şey konuşulur, yazılır, çizilir ,tarışılır.Böylece HAKİKATE GİDEN YOLDA mesafa ket etmiş oluruz.
Lütfen hakikati incitmeyiniz.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>87</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-310117475556161266</id><published>2011-12-10T03:30:00.001-08:00</published><updated>2011-12-10T03:30:12.878-08:00</updated><title type='text'>BÜYÜK BAL AKIMINA HAZIRLIK</title><content type='html'>İlkbaharın ilk günlerinde arıcının kovanlar üzerinde yapacağı çalışmaların, o seneki bal verimi üzerinde çok büyük etkileri olur. Bilinçli bir arıcı ilkbahar bakımını ihmal etmeyerek, arılıktaki problemleri en baştan çözer ve bal toplama mevsiminde arılarını en verimli şekilde çalıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verimi yüksek ürün almak isteyen arıcının hedefi, büyük bal toplama mevsimine kadar kovandaki arı sayısını mümkün olduğunca çok artırmak olmalıdır. Bal toplama mevsiminde bu sayıyı 80.000-100.000 yapabilen arıcı o sene istediği miktardaki balı alabilir. Bu sayı ne kadar düşük olursa arının getireceği ve depolayacağı bal da o kadar az olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arazide nektar akımının yoğunlaştığı günler olarak tanımlayabileceğimiz büyük bal toplama mevsimi, ortalama olarak 10 ile 30 günlük bir süreyi kapsar. Bu dönemde bitkilerin oluşturduğu nektar miktarı en üst seviyeye çıkar. Bu süre yıl, iklim, mevsim ve coğrafi koşullara göre değişir. Arılar günlük ihtiyaçlarından artan balı ancak bu mevsimde kovanlara depolayabilirler. Toplam arıcılık faaliyetlerini mevsimlere bölersek, büyük bal toplama mevsimi süre olarak çok az bir zaman dilimini kapsar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkbaharda arılıkta yapacağımız ilk işlerden biri, kış için aldığımız önlemler arıların uçuşunu engelleyecek şekildeyse bunları kaldırmaktır. Eğer kovanları yanyana yaklaştırıp üstlerini örttüysek, kovan yerleşimlerini gerçek durumlarına getirmek gerekir. Kovan giriş delikleri kapatılmışsa açılmalıdır. Ayrıca kovan uçuş deliklerini tıkayan arı ölüleri temizlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemelri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemelri.web.tr/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-310117475556161266?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/310117475556161266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=310117475556161266' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/310117475556161266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/310117475556161266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/12/buyuk-bal-akimina-hazirlik.html' title='BÜYÜK BAL AKIMINA HAZIRLIK'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2309121543426810320</id><published>2011-12-10T02:44:00.001-08:00</published><updated>2011-12-10T02:47:06.751-08:00</updated><title type='text'>YENİ ARICILIK YÖNETMELİĞİ</title><content type='html'>30 Kasım 2011 ÇARŞAMBA Resmî Gazete Sayı : 28128&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖNETMELİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ARICILIK YÖNETMELİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amaç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; arıcılıkta yetiştiricilik, araştırma, gen kaynaklarının tespiti, muhafazası, ıslahı, suni tohumlama, yeni hatların oluşturulması, damızlık materyalin ithalat ve ihracatı, ticari maksatla ana arı yetiştiriciliği temel esaslarının belirlenmesi, yaygınlaştırılması ve arı sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapsam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; arıcılıkla ilgili her türlü üretim, ıslah, damızlık materyali elde etme, sabit ve gezginci arıcılık konusundaki esasların belirlenmesi, arı sağlığı ve nakline ilişkin gerekli tedbirlerin alınması, alet, makine ve malzemelerin standardizasyonu, eğitim, projelendirme, ballı bitkiler tarımının geliştirilmesi, ana arı yetiştiriciliği, bal arılarında suni tohumlama konularını kapsamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 3/6/2011 tarihli ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa dayanılarak hazırlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Ana arı üreticisi: Ana Arı Yetiştiricisi Sertifikası sahibi olup, damızlık ana arılardan ana arı üretip satan kişi veya tüzel kişileri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Ana arı üretimi: Aşılama tekniği kullanılarak, damızlık olarak seçilmiş farklı kolonilerden ana ve erkek arı yetiştirilip çoğaltılmasını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) Arıcı: Arıcılık işlerini meslek edinen ve geçimlerini kısmen veya tamamen bu yoldan kazananları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ç) Arıcılık: Arıyı canlı materyal olarak kullanarak, arı ve arı ürünleri üzerinde fiilen yapılan çalışmaları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d) Arıcılık Kayıt Sistemi (AKS): Etiketlenmiş kovanlara ait bilgilerin merkezi bir veri tabanında kayıt altına alındığı, izlendiği, raporlandığı Bakanlık kayıt sistemini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e) Arıcı kimlik kartı: Merkez birlikleri tarafından üyelerine verilen arıcının bilgilerini içeren belgeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f) Arı Konaklama Belgesi (AKB): Arıcının kayıtlı olduğu il/ilçe dışında konaklamak için aldığı belgeyi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g) Arılık: Arılı kovan ve ekipmanların bulunduğu açık ya da kapalı tesis ve alanları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ğ) Arı ürünleri: Arıcılık çalışmaları sonunda üretilen bal, polen, balmumu, propolis, arı sütü, arı zehiri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;h) Bakanlık: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ı) Birlik: 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve 29/6/2004 tarihli ve 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren arıcı örgütlerini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i) Gezginci arıcı: Bitkilerdeki farklı çiçeklenme döneminden üst düzeyde faydalanmak ve kış koşullarından arılarını korumak maksadıyla kolonilerinin yerini değiştiren arıcıyı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;j) İl müdürlüğü: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il müdürlüğünü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;k) İlçe müdürlüğü: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilçe müdürlüğünü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l) İşletme tanımlama numarası: İl/ilçe müdürlüğü tarafından Türkvet kayıt sisteminde tanımlanan her bir işletme için verilen numarayı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m) İzole bölge: Bakanlıkça belirlenen ve yarıçapı en az 15 km olan yalnızca saf ırk, ekotip veya üretilecek hibritin baba hattını oluşturan kolonilerin bulunduğu yabancı kolonilerden arındırılmış ve dışarıdan arı girişine kapalı çiftleştirme bölgesi alanı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;n) Koloni: Yumurtlayan ana arısı bulunan ve üretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü 3-4 açık ve kapalı yavrulu olmak üzere 6-8 ve üzeri çerçeveli arı ailesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o) Konaklama kapasitesi: Bir bölgede flora ve ekolojik şartlar dikkate alınarak, mevcut kolonilerin verimini düşürmeden, birim alanda bulundurulabilecek arılı kovan miktarını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ö) Kovan: Taşınabilir arı ailesi barınağını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p) Polinasyon: Çiçekli bitkilerde döllenmenin bal arıları tarafından gerçekleştirilmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;r) Sabit arıcı: Kolonilerini tüm yıl boyunca Türkvet Kayıt Sisteminde İşletme Tanımlama Numarası ile kayıtlı olduğu yerde bulunduran arıcıyı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;s) Suni tohumlama: Çiftleşme olgunluğuna gelmiş arının spermi alınarak alet yardımıyla çiftleşme olgunluğuna gelmiş ana arının döl yoluna verilmesini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ş) Temel petek: Saf balmumundan sterilize edilerek, tekniğine göre imal edilen standart ölçülerdeki balmumu levhaları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;t) TSE: Türk Standartları Enstitüsünü,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;u) Türkvet kayıt sistemi: Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından, Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği çerçevesinde oluşturulan işletmelerin, yetiştiricilerin ve sığır cinsi hayvanların kimlik bilgilerinin kayıt altına alındığı veri tabanını,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ifade eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İKİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezginci Arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezginci arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 5 – (1) Gezginci arıcı hareketleri, aşağıdaki hususlar çerçevesinde yürütülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Gezginci arıcıların yerleştirilmelerinde, il/ilçe müdürlükleri yetkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) İl ve ilçe müdürlükleri; gezginci arıcıların konaklayacakları yerleri ve kapasiteleri; il/ilçe müdürlüğünde görevli arıcılık konusunda deneyimli iki teknik personel ve birlik/birliklerin temsilcilerinden oluşan en az üç kişilik bir komisyonla, bitki florası, topografik ve ekolojik yapısı, yerleşim birimleri varsa sabit arıcılara ait koloni varlığını da dikkate alarak belirler ve bunlar harita üzerinde işaretlenir. Orman bölgelerinin kapasiteleri belirlenirken Orman ve Su İşleri Bakanlığının temsilcisi de komisyonda yer alır. Bölge koloni kapasitesi, flora varlığında kayda değer değişiklik olması (iklimsel veya yeni yerlerin açılması) durumunda güncellenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) Bölgeler için koloni kapasitesi belirlenirken nektar ve polen veren tüm bitki varlığı göz önünde bulundurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ç) Arılıklar, arı kışlatma bölgelerinde flora kapasitesine bakılmadan en az 150 metre aralıkla yerleştirilir. Ancak narenciye alanlarında kışlatma yerleşimi yapılırken arılıklar arası mesafe bölgenin flora kapasitesine göre ve en az 300 metre olacak şekilde düzenlenir. Araziye özel durumlarda uzaklığı belirlemeye il/ilçe müdürlüğü yetkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d) Belirlenmiş bölgede konaklayacak gezginci arıcı, konaklayacağı yer gerçek kişiye ait ise şahısla, köy arazisi ise köy muhtarlığıyla, diğer tüzel kişiliklere ait arazi ise yetkililerle, Devlet ormanlarında konaklayacak arıcılar da Orman ve Su İşleri Bakanlığının ilgili birimleri ile anlaşma yaptıktan sonra EK-1’de yer alan Arı Konaklama Belgesi (AKB)’nin 1 inci Bölümü imzalanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e) Konaklama yerini belirleyen ve yerleşme müsaadesi isteyen arıcı AKB ile konaklayacağı ilin il/ilçe müdürlüğüne başvurur. Arıcı tarafından belirlenen konaklama yeri il/ilçe müdürlüğünce de uygun bulunursa AKB’nin 2 nci Bölümü onaylanır. Arıcı, AKB’yi ibra ederek çıkış yapacağı ilin, il/ilçe müdürlüğünden Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu alır ve bu belgelere istinaden arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile AKB’deki konaklayacağı adres aynı olmalıdır. AKB olmayan arıcıya veteriner sağlık raporu düzenlenmez. Gezgincilik yapan, kayıtlı olduğu adrese ve/veya kendi arazisine dönen arıcıdan da arı hareketlerinin kontrolü ve takibi için AKB istenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f) Yer gösterilmeden ve belgeleri olmadan yerleşen arıcının arıları, il/ilçe müdürlüğünün talebi ile mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle bulunduğu yerden kaldırılır. İl/ilçe müdürlüğü, işgal edenler hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154 üncü maddesine göre işlem yapılmak üzere, Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunur. Kaldırma sürecinde meydana gelen zarardan arıcı sorumludur. Nakliye ve işçilik ücreti arıcıdan alınır. Mücbir sebepten dolayı arısını izin aldığı adres dışına indirmek zorunda kalan arıcıya il/ilçe müdürlüğünce mazeretin uygun görülmesi durumunda cezai işlem uygulanmaz, arıcı beş gün içerisinde AKB de izin aldığı adrese sevk edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g) AKB işlemlerini arıcı adına üçüncü şahıslar takip edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ğ) Arazi sahipleri dışında herhangi bir muhtarlık ile kamu kurum ve kuruluşunca, arıcıdan konaklama ücreti dâhil hiçbir ad altında ücret alınmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;h) Konaklanan bölge için belirlenmiş koloni kapasitesi üzerindeki yerleşim taleplerine il/ilçe müdürlüklerince izin verilmez. Ancak konaklama planlamasında il/ilçe müdürlükleri sadece en son gelen arıcıyı mağdur etmeyecek şekilde bölge koloni kapasitesi üzerinde konaklama müsaadesi verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ı) Gezginci arıcılık yapan üreticiler, konaklama yapılan yerlerde arıların çevreye zarar vermemesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Arı konaklatılan alanlarda otlayan hayvanların arıdan zarar görmemesi için tedbirleri almak hayvan sahiplerinin sorumluluğundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;i) Yerleşim işlemleri tamamlanmış arıcılar ve yanında çalışan kişilerin isimleri il/ilçe müdürlükleri tarafından o mahallin güvenlik birimlerine liste halinde bildirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;j) Arı gen kaynaklarının tespiti ve yerinde korunması amacıyla izole bölgeleri, bilimsel çalışmalar sonucunda oluşturulacak komisyon kararı doğrultusunda Bakanlık belirler. Komisyon, Hayvancılık Genel Müdürlüğünce; üniversite, birlik ve ilgili kurum ve kuruluşlardan temsilcilerin katılımıyla oluşturulur. İzole bölgelere dışarıdan arı girişleri yasaktır. İl/ilçe müdürlükleri, ilan edilen izole bölgeye yasa dışı girenler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154 üncü maddesine göre işlem yapılmak üzere Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;k) Arılıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yoldan en az 200 metre, stabilize ara yollarda ise en az 30 metre uzaklığa yerleştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;l) Gezginci arıcılık yapan arıcılar, arılarını çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde meskûn mahal dışında bir yere yerleştirir. Sabit arıcılar ise kolonilerini köy ve beldelerde çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde ve insanların toplu olarak hizmet aldıkları cami, okul, sağlık ocağı, karakol gibi benzeri alanlardan en az 200 metre uzağa yerleştirir. Yerleşimin dağınık olduğu bölgelerde ise bu mesafe en yakın eve en az 50 metre olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;m) Meskûn mahal ve mücavir alan sınırları içinde arı konaklatılmasında ortaya çıkan ihtilafların giderilmesinde il/ilçe müdürlükleri yetkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;n) Arılığın yerleşim yerinin komisyon tarafından onaylanması durumlarında, yaşanacak herhangi bir olumsuzluk arıcının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o) Devlet ormanlarında konaklayacak arıcıların izin ile ilgili usul ve esasları ile arı konaklama yer tanzimi, arılık içme suyu ve ulaşım yolları Orman ve Su İşleri Bakanlığınca sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ö) 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca ilan edilen Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Sahalarındaki arıcılık faaliyetleri, ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanan Yönetim ve Gelişme Plan Kararları çerçevesinde yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;p) Arıcı, arıcı kimlik kartını, resmî görevliler tarafından talep edilmesi durumunda birliğe kayıtlı olduğunu belgelemek için göstermek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÜÇÜNCÜ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel Petek ve Bal Standardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel petek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 6 – (1) Piyasaya arz edilen temel petekler aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Temel petek üretiminde kullanılan balmumu 1 atmosfer basınçta 120 °C de 15 dakika süreyle veya eş bir sterilizasyon işlemine tabi tutulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Temel peteğe, balmumunun doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit, ağartıcılar gibi yabancı maddeler karıştırılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) İl müdürlükleri temel petek üretim işletmelerini en az yılda iki kez standartlara uygunluğu yönünden kontrol eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Bakanlıkça düzenleme yapılıncaya kadar TSE standartları esas alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal standardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 7 – (1) Bal üretimi standardı, ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÖRDÜNCÜ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana Arı Yetiştiriciliği, Eğitimi ve Arılarda Suni Tohumlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana arı yetiştiriciliği ve eğitimi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 8 – (1) Damızlık ana arı, ana arı yetiştiriciliği ve eğitimi uygulama usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Bakanlık, arıcılara yönelik Ana Arı Yetiştiriciliği Sertifikası vermek üzere, ana arı yetiştiriciliği kursları düzenler ve düzenletir; kurs ücretleri dâhil olmak üzere bu kursların düzenlenmesine ilişkin usul ve esasları belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılarda suni tohumlama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 9 – (1) Suni tohumlama yapacak gerçek ve tüzel kişilere eğitim sonucunda Bakanlıkça sertifika verilir. Suni tohumlama ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEŞİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballı Bitkiler ve Orman Amenajman Planı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballı bitkiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 10 – (1) Ballı bitkiler tarımını ve polinasyonu geliştirici ve özendirici tedbirler Bakanlıkça alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orman amenajman planı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 11 – (1) Arıların istifade edebileceği orman ağaçlarının kesilmesi, Orman ve Su İşleri Bakanlığının yapacağı uygun bir amenajman planı çerçevesinde uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Bal üretimi için ayrılacak orman alanların; amenajman planlarının tespiti, faydalanma zamanı, süresi, şartları, faydalanmada öncelik alacak yetiştiricilerle ilgili kriterler ve birim alana konulacak kovan sayıları, Bakanlık İl Müdürlükleri, birlik ve ilgili Orman ve Su İşleri Bakanlığı Bölge Müdürlüğünce tespit edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALTINCI BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zirai Mücadele Tedbirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zirai mücadele tedbirleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 12 – (1) İlaçlamada aşağıdaki hususlara uyulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Mevcut imkânlar ölçüsünde arılıkların ilaçlama yapılan alanlardan uzak yerlerde bulunmasına özen gösterilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Zirai mücadele yapılacak yerlerdeki ve çevresindeki arıcılara, mücadele yapacak kuruluş ve şahıslar tarafından yedi gün önceden, ilaçlama programına alınan bölgenin genişliği, kullanılacak ilacın cinsi, atılma zamanı, etki süresi ile bal arılarına olan etkisi duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c) Arıcılar, il/ilçe müdürlüklerinden, bulundukları yöredeki mücadele programları hakkında bilgi alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ç) Bitki koruma ürünleri, kullanıma arz edilen hâliyle ve etiketinde belirtilen tavsiyelere göre uygulanır. Buna aykırı uygulamalarda sorumluluk uygulayana ve uygulanmasına izin verene aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d) Kullanılan bitki koruma ürünlerinin artık ve ambalajları kullanıcıları tarafından uygun şekilde imha edilmek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e) Zirai mücadelede bal arılarını korumak için öncelikle sıvı ilaç kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;f) İlaçlamalar sırasında arıların su içtiği kaynaklara ilaç bulaştırılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g) İlaçlamalar akşam üzeri veya sabah erken saatlerde, arıların uçuş yapmadıkları zamanlarda uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Bitki koruma ürünlerini etiket bilgilerine uygun şekilde kullanmayanlar ve bitki koruma ürünlerinin artık ve ambalajlarını Bakanlıkça belirlenen esaslara göre imha etmeyenler hakkında 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 39 uncu maddesine göre işlem yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(3) Bakanlıkça; arıcı, zirai mücadele yapacak olan yetiştirici ve ilaç tatbik eden elemanlara arıların ilaçlardan etkilenmemesi ve doğabilecek zararların önlenmesi için düzenli olarak eğitim çalışmaları yapılır veya yaptırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YEDİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomruk Tahsisi, İthalat ve İhracat İzni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomruk tahsisi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 13 – (1) Kovan imal edecek özel ve tüzel kişi ve kuruluşlara kereste tahsisi, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İthalat ve ihracat izni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 14 – (1) Damızlık arı ve damızlık arı materyalleri ile arı hastalık ve zararlılarında kullanılacak veteriner müstahzarların imal, ithal ve ihracı, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılan yönetmelikler ile Ekonomi Bakanlığınca yayımlanan ithalat ve ihracat ile ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SEKİZİNCİ BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı Sağlığı, Denetim, Kontrol ve Kayıt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı sağlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 15 – (1) Arı hastalık ve zararlıları ile etkin ve yaygın mücadele için merkez birlikleri, il birlikleri aracılığı ile belirli programlar dâhilinde toplu ilaçlama uygulaması yaptırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denetim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 16 – (1) Bakanlıkça; gerçek ve tüzel kişilerin ürettikleri damızlık ana arılar ile ana arı yetiştiriciliği ve suni tohumlama konularındaki çalışmaları belirlenmiş ilgili mevzuat çerçevesinde denetlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Yapılan denetleme sonucunda ana arı yetiştiriciliği veya arı suni tohumlaması yapan gerçek veya tüzel kişilerin ya da ürettikleri ana arıların kusurlu veya yetersiz bulunmaları halinde sorumluları birinci defa yazılı olarak ikaz edilir, ihmalin veya kusurun sürdürülmesi halinde çalışma izinleri iptal edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrol&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 17 – (1) İl ve ilçe müdürlükleri, arıcıların ilgili mevzuata uygun olarak bal üretimi yapmaları için gerekli tedbirleri alır, denetimleri yapar. Ayrıca diğer arı ürünlerinin yurt içi denetim ve kontrollerini 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde yürütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Arıcılar, veteriner tıbbi ürünlerinin kullanımında, ilgili mevzuata riayet etmek, kullandıkları veteriner tıbbi ürünleri kayıt altına almak, reçeteleri muhafaza etmek ve denetimlerde Bakanlığa sunmak zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(3) İl/ilçe müdürlükleri; üretilen arı, arı ürünleri ve arıcılıkla ilgili her türlü alet, makine, petek, kovan ve arıcılık malzemesini, arıcılık konusunda yetişmiş personel aracılığıyla kontrol ettirmeye ve rapor tanzimine yetkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 18 – (1) Bakanlık, arıcılık kayıt sisteminin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar ile kovan plakasının içeriği ve standartlarını belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Arıcılık Kayıt Sistemi aşağıdaki hususlar çerçevesinde yürütülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Arıcılık Kayıt Sistemi (AKS), Bakanlığın sorumluluk ve yetkisinde belirlenen esaslar dahilinde birlikler ile işbirliği halinde yürütülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Yetkilendirilmiş il/ilçe müdürlük personeli, Türkvet’te kayıtlı arıcılara işletme tanımlama numarası ile sistemde işletme açılması, açılan işletmelere, kovan plakalarının ve verilerinin girilmesi işlemlerinde yetkilidir. Birlik personelinin siteme veri giriş yetkileri Bakanlıkça belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOKUZUNCU BÖLÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son Hükümler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürlükten kaldırılan yönetmelik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 19 – (1) 25/5/2003 tarihli ve 25118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Arıcılık Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürürlük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürütme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 21 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EK-1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T.C.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayvancılık Genel Müdürlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı Konaklama Belgesi (AKB)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.Bölüm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcı tarafından doldurulacaktır; Tarih: ......../........../20.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme Tanımlama Numarası:..................……….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TC Kimlik No:………………………………..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı ve Soyadı:................................ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daimi Adres:…………………………………………………………..…………………………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tel: (.........).......................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılı Kovan Sayısı: ……………… Boş Kovan Sayısı:..................... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşletme Tipi: Arı Ürünleri Üretimi □&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ana Arı Üretimi □&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkış Yapılacak Adres:………………………………………………………………………..……………….…...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konaklanacak Adres:……………...………………………………………………………………&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konaklama Tarihi (başlama-bitiş): ........../........./20....... - ........../........../20.......&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcının Arazi Sahibi /Kurum Yetkilisi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı Soyadı İmza Adı Soyadı İmza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.Bölüm &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda miktarı gösterilen ........................................................................ ait arılı kovanların, Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu ile ilimiz sınırları içerisinde yukarıda belirtilen tarihler arasında ve adreste konaklaması için nakline müsaade edilmiştir. .../…../20..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcının Konaklayacağı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl/İlçe Müdürlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı Soyadı imza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2309121543426810320?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2309121543426810320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2309121543426810320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2309121543426810320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2309121543426810320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/12/yeni-aricilik-yonetmeligi.html' title='YENİ ARICILIK YÖNETMELİĞİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5530655903382501687</id><published>2011-11-12T23:14:00.001-08:00</published><updated>2011-11-12T23:18:09.579-08:00</updated><title type='text'>AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdede arılar ve arıcılarımız için büyük sorun oluşturmaktadır. Etmeni Paenibacillus larvae'dır. Gram (+), flagellalı ve spor oluşturan bir yapıya sahiptir. Katalaz (-) 'tir ve ergin arılar üzerinde bir hastalık oluşturmaz. Olumsuz çevre koşullarında spor oluşturarak uzun yıllar canlı kalabilir. Ülkemizde ihbarı mecburi tek arı hastalığıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BULAŞMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşma genellikle arıcılarımızın daha önce infekte kovanda kullandıkları ve sterilize olmayan alet ve ekipmanı kullanmaları, hastalıklı ve zayıf kolonileri sağlam kolonilerle birleştirmeleri, kaynağı belli olmayan balla arıların beslenmesi gibi sebeplerle hastalık bulaştırılır. Ayrıca hastalık sebebiyle zayıflamış olan kovanın diğer arılar tarafından yağmalanması sırasında hastalığın sporları sağlam kovanlara taşınır. Bu hastalıktan ölmüş yavrular çürüyüp göz içinde kalırlar. İşçi arılar bu ölmüş larvaları atarlarken kendi vücutlarına bulaşmış olan sporlarla diğer gözlerede bu hastalığı bulaştırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAYAT EVRESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı larvalarına infeksiyon, sporlarla infekte olmuş besinlerin ağız yoluyla alınması ile olur. İşçi ve erkek arı larvaları ilk 3 gün arı sütü ile beslendiklerinden hastalığa yakalanmazlar. Ancak daha sonra polen ve bal ile beslenmeye başladıklarında hastalığa yakalanırlar. Hastalığın oluşabilmesi için bakterinin spor formunun vücuda alınması gerekmektedir. Larvalar besinlerle birlikte sporları ağız yoluyla sindirim sistemine alırlar. Sporlar larvanın vücuduna girdikten 1 gün sonra bağırsağa geçer ve burada basil formunu alır. Basil formu hemolenfe geçerek çoğalmaya başlar. Bu devrede hastalığın şiddeti artar. Basiller prepupa ve pupa dönemine girmiş larvanın bağırsak çeperini tamamen eriterek vücut boşluğuna yayılır. Yavrular 9-11 gün sonra ölürler. Ölen yavrular koyu kahverengi bir pelte halini alırlar. Temizlenemeyen petek gözleri tehlikeli bir enfeksiyon kaynağıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELİRTİLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan ölmüş yavruların bulunduğu gözler kolay kolay temizlenemez. Bu durumda ana arı buralar temizleninceye kadar yumurta atmayacağından yavrulu alan düzenli değil dağınık bir görünümdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan ölen arılar göz içinde sulu yumuşak bir pelte kıvamını alır. Bu durumda göze bir çöp sokup karıştırılarak çekildiğinde 6-8 cm kadar bir uzama görülür. Bu belirti Amerikan Yavru Çürüklüğü için ayırt edici bir özelliktir. Ancak bu uzamanın görülmesi her zaman bu hastalığın olduğu anlamına gelmez. Avrupa yavru Çürüklüğü gibi bazı hastalıklardada çeşitli bakteriler devreye girerek bu uzamayı sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovan açıldığında çürüğen yavrulardan kaynaklanan ekşisi bir tutkal kokusu hissedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıklı kolonide gelişme hızı düşer, ergin arı sayısı ile yavru miktarında büyük azalma görülür. Arıların polen ve nektar toplama aktivitesi azalır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Larvaların rengi sararmış, ileri dönemlerde kahverengileşmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümler genelde kapalı gözlerde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölen larvalar sulu ve yapışkan olup göz tabanına yapışırlar. Yapışkan kalıntının gözlerden dışarı atılması ve gözün temizlenmesi oldukça zordur. Bu kalıntılar zamanla kuruyarak milyarlarca sporu içeren bir tabaka halinde gözün tabanına sıvanırlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavru pupa döneminde ölmüş ise dil sertleşerek petek gözünü deler. Avrupa Y.Ç.'de ölümler genellikle larva döneminde olduğundan bu durum ortaya çıkmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEŞHİS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semptomlara bakarak bu hastalığı teşhis etmek kolaydır. Deneyimli bir arıcı bunu teşhis edebilir. Ancak ne kadar deneyimli olursanız olun yinede bazı hastalıklarla karıştırma riski vardır. Bu yüzden hastalıktan şüpheli kovandan örnek alınarak bir laboratuara gönderilmelidir. Hastalığın teşhisi tüm semptomlarla birlikte laboratuar muayenesi sonucu ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Holst süt testinin temeli bakterinin sporlanma döneminde oluşturduğu protein parçalayan enzimlere dayanır. Yağsız süt tozundan %1'lik hazırlanan çözeltiden 3-4ml eriyik bir cam tüp içerisine alınır. Hastalıklı göze bir kibrit çöpü sokulur ve materyal cam tüpteki eriyiğe batırılır. Tüp 36oC' de 15-20 dakika bekletilir. Eğer P. larvae sporları varsa bulanık çözelti berraklaşır. Avrupa Y.Ç ve Tulumsu Y.Ç' nde proteolititik enzimler oluşmaz. Bu durumda sütün proteini parçalanamayacağından dolayı berraklaşma olmaz. Ayrıca Katalaz testi de yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KORUNMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalıkla ilgili herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Bazı arıcılılarımız yasak olmasına rağmen arılarında antibiyotik kullanarak bu hastalığı tedavi etmeye çalışsalarda antibiyotiklerin sporlara etkimemesinden dolayı hastalık tekrar ortaya çıkar. Bu sebeple hastalıkta en önemli nokta korunmadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık taşıyan kovanlar kesinlikle nakledilmemelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf kovanların birleştirilmesi ve yavrulu çerçeve takviyesi gibi işlemler kontrolden sonra yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcılıkla ilgili bütün malzemeler temiz tutulmalı ve dezenfekte edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafta petek ve bal artıkları bırakılmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovanlar kuvvetlendirilmeli, gerektiğinde vitaminli şurup ve kekle beslenmelidir. Böylece arının direnci arttırılarak hastalıktan en az miktarda etkilenmesini sağlanmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynağı bilinmeyen ballar oğullar ve koloniler arılığa sokulmamalı ve şaşırmalar önlenmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer arı hastalıkları ve parazitleriyle mücadele edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer hastalık çok ilerlemişse kovan gövdesi hariç arılar çerçevelerle birlikte yakılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalık ihbarı mecburi hastalıklar arasındadır ve herhangi bir kimyasal ilaçla tedavisi yoktur. Hastalıktan korunmanın en iyi yolu koruyucu tedbirleri almaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulaşık malzeme ve peteklerin dezenfeksiyonunda potasyum hipoklorit ve formaldehit (%2'lik) kullanılabilir. Ancak özellikle formaldehit uygulamasında dikkatli olunmalıdır. Çünkü bal formalini absorbe eder ve formalin arılar için öldürücü olabilir. Formalin uygulanmış bal ve petekler arılara verilmemelidir ve imha edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;malzemeleri % 1'lik küllü suda 1 saat kaynatılarak da dezenfekte edilebilir. Bunların haricinde zefiran (benzalkonyum klorür), hidrojen peroksit ve kloramin'de kullanılabilir&lt;br /&gt;DERLEME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5530655903382501687?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5530655903382501687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5530655903382501687' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5530655903382501687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5530655903382501687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/11/httpwww.html' title='AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5271549506262196227</id><published>2011-10-18T13:44:00.001-07:00</published><updated>2011-10-18T13:44:49.126-07:00</updated><title type='text'>Arıcılık Malzemleri Web sitemiz</title><content type='html'>Arıcılık malzemeleri web sitemiz çiçeği burnunda bir satış sitesi olup en uygun fiyatları sunduğu hususunda iddialıdır.Az satıp çok kazanmaktan daha çok kazan kazan formülünü devreye sokuyoruz. Bu yolla hem arıcılarımız hemde biz kazanmış oluyoruz..Arıcılarımızın kazanmasından daha çok mutlu oluyoruz. Çünkü bizde o camianın bir üyesiyiz..Aktif olarak arıcılık yapıyoruz..Piyasaya arzettiğimiz her malzemeyi bizzat kullnıyor,artı ve eksilerini değerlendiriyoruz..Böylece Anadolu arıcılığının gelişip ilerlemesine katkı vermiş olduğumuza inanıyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-oPuSo1Z__tY/Tp3lFl3NI_I/AAAAAAAAAPQ/BxvBwrtA_mA/s1600/03.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" oda="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-oPuSo1Z__tY/Tp3lFl3NI_I/AAAAAAAAAPQ/BxvBwrtA_mA/s1600/03.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her çeşit bal süzme makinesi işletmemizde mevcuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5271549506262196227?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5271549506262196227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5271549506262196227' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5271549506262196227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5271549506262196227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/10/arclk-malzemleri-web-sitemiz.html' title='Arıcılık Malzemleri Web sitemiz'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-oPuSo1Z__tY/Tp3lFl3NI_I/AAAAAAAAAPQ/BxvBwrtA_mA/s72-c/03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-617481570190488574</id><published>2011-10-06T10:58:00.001-07:00</published><updated>2011-10-06T10:58:53.791-07:00</updated><title type='text'>ORGANİK ARICILIKTA ÜRETİM</title><content type='html'>Arıcılıkta Organik Üretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makale Yazarları:&amp;nbsp; Veysel Serkan Günbey1, Belgin Öztürk1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.aricilikmalzemeleri.web.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Van&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özet: Son yıllarda Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok dünya ülkesinde organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ürünlere talep artmıştır. Uygun coğrafyası ve bitki örtüsüyle büyük bir arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;potansiyeline sahip Türkiye’de 2000 yılında organik arıcılık yapan üretici sayısı 7 iken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu rakam 2005 yılında geçiş sürecindeki üreticiler ile birlikte 370’e ve bal üretimi de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;508 tondan 670 tona yükselmiştir. Var olan potansiyelin değerlendirilerek organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arıcılığın kurallarına uyulmasıyla arıcılıkta organik üretimin artırılması ve ihracatın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geliştirilmesi mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anahtar Kelimeler: Organik Üretim, Organik Arıcılık, Organik Bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organic Production in Beekeeping&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abstract: In recent years, demand for organic products has increased in the world&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;especially in Europe. In 2000, there were only 7 organic beekeepers in Turkey that has a&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;big apiculture potential because of its suitable geographical structure and natural plant&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cover. Therefore, in the number enlarged 2005 to 370 including transitive producers.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moreover, organic honey production increased from 508 tones to 670 tones. It is highly&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;possible to increase the organic honey production and its export by utilizing its present&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;potential and by obeying organic beekeeping rules.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Key Words: Organic Production, Organic Beekeeping, Organic Honey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giriş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada hızla artan nüfus karşısında besin kaynaklarının azalması, insanoğlunu birim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alandan daha fazla ürün elde etmeye yöneltmiştir. Üretimden tüketime kadar olan süreç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içerisinde verimliliği artırmak amacıyla kullanılan sentetik girdiler konvansiyonel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarımda istenilen ürün artışını sağlamıştır. Ancak bu girdilerin bilinçsiz kullanımı ürün&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalitesinin düşmesine ve çevre kirliliğine neden olmuş ve insan sağlığını olumsuz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etkilemeye başlamıştır. Bu nedenle sentetik girdilerin yoğun olarak kullanıldığı gelişmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ülkeler başta olmak üzere birçok ülkede konvansiyonel tarıma alternatif arayışlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gündeme gelmiştir. Doğayı kirletmeyen, insan ve hayvan sağlığını korumayı hedefleyen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik tarım, bu arayışlar esnasında filizlenerek önemli bir sektör haline gelmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretimden tüketime kadar tüm aşamaları kontrollü ve sertifikalı olan organik tarımda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlangıçta bitkisel üretim ağırlıkta ise de sektörde meydana gelen önemli gelişmeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik hayvancılığa hız kazandırmıştır. Günümüzde ekolojik dengenin korunarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biyolojik gelişmeyi sağlayacak şekilde planlanan organik tarımda hayvansal ve bitkisel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretim birlikte düşünülmek zorundadır. Bu sistemde bitkisel üretim bir yandan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işletmeye gelir sağlarken diğer yandan da hayvancılık için önemli bir girdi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;durumundadır. Organik üretimde öncü durumda olan birçok ülkede bitkisel üretimin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanında hayvansal üretime de büyük oranda geçişler başlamıştır. Bu ülkelerde süt, et,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yumurta ve bal üretiminde önemli gelişmeler kaydedilmişken Türkiye’de hayvancılıkta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik üretim ilk olarak arıcılıkta yapılmıştır (Saner ve Engindeniz, 2001).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcılık, arazi varlığına bağlı olmaması, küçük bir sermaye ile yapılabilmesi, kısa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürede gelir getirmesi, büyük kesime istihdam ve gelir sağlayabilmesi, polinasyon ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bitkisel üretime katkısı gibi özellikleriyle diğer tarımsal faaliyetlere oranla büyük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avantajlara sahip bir tarımsal faaliyettir. Türkiye uygun ekolojisi, zengin florası ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;koloni varlığı ile büyük bir potansiyele sahiptir (Şahinler ve ark., 2003).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada ve Türkiye’de Organik Tarımsal Üretim ve Organik Arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konvansiyonel hayvancılıkta çiftlik hayvanlarının performanslarının arttırılması ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretim artışı ile üretim masraflarının azaltılması yolunda son yıllarda önemli gelişmeler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaydedilmiştir. Ancak bu üretim artışı çevreye, hayvan sağlığı ve refahına uygun olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçekleştirilememiştir. Güvenilir ve sağlıklı ürünlere daha fazla fiyat ödemeye razı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olan tüketici sayısındaki artış, üretici üzerindeki ekonomik baskıların azaltılmasını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolaylaştırmıştır. Sonuçta organik ürün talebi ile türlerin, doğanın, yeraltı sularının ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayvanların korunması isteği hayvansal üretimde de yeni arayışlara yönelme sonucunu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;doğurmuş ve organik hayvancılık ön plana çıkmıştır (Sundrum, 2001).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ülkelerinde konvansiyonel tarımdan organik tarıma geçiş irdelendiğinde tüketici&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ile üretici arasındaki etkileşim dikkat çekmektedir. Bununla birlikte Avrupa Birliği’nde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik üretime geçiş sürecinde, birim alan başına belirli bir destek sağlandığından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1990’lı yıllardan sonra organik üretimin hızla yayılması sağlanmıştır. Bunun en güzel&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örneği, ekili alanların %20’sinde organik üretim yapılan Avusturya’dır. Ancak geçiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonrası dönemde desteğin azaltılması veya kaldırılması, özellikle Portekiz, Fransa ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;spanya’da organik tarım işletmelerinin sayısının azalmasına neden olmuştur. Örneğin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;spanyada organik hayvancılıkta faaliyet gösteren işletme sayısı azalmış ve yalnızca 50 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;civarında organik arıcılık işletmesi faaliyetine devam edebilmiştir (Altuğ, 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;srail’de ise organik üretimle ilgili özendirici politikalar ve üreticilerden gelen bilinçli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;taleplerin üretime geçişte ön plana çıktığı görülmektedir. Macaristan Pazar stratejileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geliştirerek ve konuyla ilgili bilgi ağı oluşturarak farklı yöntemler uygulamıştır. Bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sayede organik tarım işletmesi sayısını 1998 yılında 451’e organik bal üretimini ise 80&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tona yükseltmiştir (Anonim, 2006).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ülkelerinde organik tarıma geçişte temel etkenlerden biri olan tüketici-üretici&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilişkisinin en iyi örneklerinden biri Danimarka’da görülmektedir. Her iki gurubun da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etkin rolü ile oluşturulan organik tarıma yönelik politikalar öncelikle pazar dengeleri,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüketim şekilleri, kalite ve sağlık koşulları gibi talep oluşturmaya yönelik güçlü önerileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;içermektedir. Organik tarımda önemli ilerlemeler gösteren ülkelerden biri olan talya’da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ise organik üretime yönelik kampanyalar yürütülerek kamuoyunun bilinçlendirilmesi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;talep oluşturulması hedeflenmiştir. Bu sayede 2004 yılında talya’da organik üretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapan tarım işletmeleri sayısı 42.185’e ve organik bal üretiminde kullanılan kolini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sayısı 76.607’ye yükselmiştir. Pazar dengelerini dikkate alan diğer bir ülke olan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya’da ise yine tüketici talepleri değerlendirilmiş ve tüketicilerin kampanyalarla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilinçlendirilmesi amacı ile bir fon dahi kurulmuştur (Anonim, 2006).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geliştirilen politikalar sayesinde organik tarıma yönelişler artmış ve bazı tarımsal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;faaliyetler biraz daha ön plana çıkmıştır. Bu faaliyetlerden biri olan organik arıcılıkta,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğer organik tarımsal faaliyetlerde olduğunun aksine, Avrupa ülkelerinden ziyade başta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika olmak üzere çeşitli kıta ülkelerinin etkinliği söz konusudur. Organik bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretimde Meksika ilk sırada yer alırken Arjantin, Brezilya, Çin, Yeni Zelanda, Bolivya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolombiya, Mısır, Uruguay ve Kostarika gibi ülkeler diğer önemli üretici ülkelerdir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Uğur, 2004; Öztürk, 2004).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) tüm dünyadaki organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır. Temel ilkeler olarak geliştirilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurallar dizini 1998 yılında IFOAM Temel Standartları olarak modifiye edilmiş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genel kurul tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği (AB),&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler Tarım-Gıda Örgütü (FAO), Dünya Ticaret Organizasyonu (WTO), &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslar Arası Doğa Koruma Birliği (IUCN) gibi uluslararası kuruluşlar da organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretimde etkin diğer kuruluşlardır (Anonim, 2007a).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de 15.795 çiftçi ile 11.325 hektar alanda, balın da içinde bulunduğu 98 çeşitte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik üretim yapılmaktadır. Elde edilen organik ürünler çoğunluğu Avrupa Birliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üyesi 20’den fazla ülkeye ihraç edilmektedir. Konuya yönelik olarak Tarım Bakanlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarafından “Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına lişkin Yönetmelik”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hazırlanmış, Temmuz 2001 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’de 2000 yılındaki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik arıcılıkla uğraşan üretici sayısı 7 iken bu rakam 2005 yılında geçiş sürecindeki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üreticiler ile birlikte 370’e ve bal üretimi ise 508 tondan yaklaşık 670 ton’a yükselmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Anonim, 2007b). Üretilen bal ngiltere, talya, Japonya, Singapur, Norveç ve Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi ülkelere ihraç edilmektedir. Almanya’ya 2000 yılındaki yaklaşık 20 ton’luk organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bal ihracatı 2004 yılında % 62 artarak 32,5 ton’a ulaşmıştır (Anonim, 2007c).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik tarımsal üretimi geliştirme çalışmalarına hız kazandırmak amacıyla 2000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yılında Devlet Planlama Teşkilatı kapsamında Ekolojik Tarımı Yaygınlaştırma Fonu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurulmuştur. Bu fon 1.5 trilyon TL üzerindeki bütçesini organik tarıma ayırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Ege hracatçı Birlikleri tarafından bir veritabanı oluşturularak organik ürünlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ticaret miktarları saptanmaya çalışılmıştır (Kısagüner, 2001).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizelge 1. 2005 Yılı Türkiye’de Organik Bal Üretim Verileri (Anonim, 2007c).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretici Sayısı Koloni Sayısı (Adet)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal Üretimi (Ton)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;390&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.96&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;248&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.60&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1158&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2500&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahramanmaraş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1500&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16330&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;412.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;128&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;111&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2030&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zonguldak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;127&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24475&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;572.71 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizelge 2. 1998–2005 Yılları Arasında Türkiye Organik Bal hracatı (Anonim, 2007c).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik Arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik arıcılık doğada bulunan nektar, polen, su ve propolisin arılar tarafından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde, üretimden tüketime kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tüm aşamalarında sunî besleme ve kimyasal ilâçlama yapmadan, organik tarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her safhası kontrollü ve sertifikalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılan arıcılık faaliyetlerine denir (Yücel, 2005). Arıcılıkta yeterli teknik bilgi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;becerinin yanında, üretimin floraya bağımlı olması organik bal üretimini daha da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güçleştirmektedir. Buna karşılık organik bal üretiminin sözleşmeli üretim modeli ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılması, sağlıklı ve kaliteli ürün talebiyle doğrudan ihraç edilebilmesi ve yüksek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fiyatlı oluşu bu üretim modelini avantajlı duruma getirmektedir. Organik arıcılıkta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konvansiyonel arılığa oranla pek çok uygulama farklılıkları bulunmaktadır. Geçiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dönemi ile başlayan bu farklılıklar ürünlerin pazarlanması aşamasına kadar devam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Miktar (Kg)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutar ($)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ngiltere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85.087.50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43.953.63&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.044.20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;227.927.98&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1999&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ngiltere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78.700.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;183.091.15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2000&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.400.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38.201.81&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.000.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42.386.61&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ngiltere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.200,00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.463.58&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;384.825.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;848.083.44&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2002&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Norveç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;501.12&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.423.76&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.100.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48.610.84&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Japonya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.883.20&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15.425.81&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Singapur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;529.92&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.211.16&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;talya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42.000.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87.862.26&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.100.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60.076.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24.192.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79.440.26&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.470.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46.998.88&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2004&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.000.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48.667.70&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20.100.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45.479.71 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiş Dönemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiş dönemi, organik üretim için karar alarak bu üretim için gerekli hazırlıkların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılmaya başlanmasından organik ürünün üretilip, belgelendirilmesine kadar geçen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;döneme denilmektedir. Arıcılık işletmesine konvansiyonel üretimden organik üretime&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçiş için bir yıllık süre verilerek işletmenin organik üretim esaslarına uyumu sağlaması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sağlanır. Bu süreden önce veya geçiş dönemi içerisinde arıcılık işletmesi “organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretim” adı altında ürün pazarlayamamaktadır (Yücel, 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çizelge 3. 2005 Yılında Türkiye’nin Organik Arıcılığa Geçiş Sürecindeki Üretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verileri (Anonim, 2007c).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretici Sayısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koloni Sayısı (Adet) Bal Üretim (Ton)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1860&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artvin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;797&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağrı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;700&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adıyaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;290&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayburt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;399&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.76&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çankırı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;400&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;670&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.75&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erzurum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;800&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13.70&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gümüşhane&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatay&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;150&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.00&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zmir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1300&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manisa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;450&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mersin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;350&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.80&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muğla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14360&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;347&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.65&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekirdağ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;280&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trabzon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunceli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1740&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16.50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;300&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.50&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zonguldak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;165&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;0.15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;243&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97.81&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolonilerin Bulunduğu Bölgenin Yapısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılığın bulunduğu bölgede arılar için yeterli miktarda doğal nektar, polen ve temiz su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaynağı bulunmalıdır. Kolonilerin bulunduğu bölge yerleşim merkezlerinden, endüstri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alanlarından, karayollarından ve tarımsal ilâçların kullanıldığı konvansiyonel tarımın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapıldığı bölgelerden uzakta olmalıdır. Organik bal üretimi için asgari 3 km yarıçaplı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alan içerisinde organik bitkisel üretim yapılmalı veya doğal bitki örtüsü bulunmalı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ayrıca bu alan 1 yıl önceden kontrol ve sertifikasyon kuruluşunca denetim altına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alınmalıdır. Arı nakilleri stressiz ve kısa zamanda gerçekleştirilmelidir. Kimyasal &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mücadele yapılan ve karantina tedbirleri uygulanan alanlarda organik arıcılık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılamayacağı ve konvansiyonel tarım arazilerine yakın olarak yerleştirilen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arılıklardan elde edilen arı ürünleri “organik ürün” olarak değerlendirilmeyeceği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;unutulmamalıdır (Uygur, 2004; Yücel, 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı Irkı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle organik üretimde kullanılacak arı ırkı belirlenirken bölgesel koşullara en iyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şekilde adapte olabilecek ve hastalıklara karşı dirençli bölgesel ekotipler göz önünde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulundurulmalıdır. Söz konusu ekotipteki arının çevreden daha fazla nektar ve polen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;toplama yeteneğine sahip olması gibi bir üstünlüğü beraberinde getirmektedir. Arı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kolonileri, organik üretim yapan işletmelerden suni oğul veya konvansiyonel üretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapan işletmelerden alınan arı kolonilerinin organik petekli çerçevelere aktarılmasıyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;elde edilir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmeliğe göre ana arı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ihtiyacı yapay tohumlama ile veya geleneksel üretimlerden kolonilerin % 10’ u kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alınarak karşılanabilir (Yücel, 2005; Anonim, 2007b). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üretimde Kullanılan Malzemelerin Özellikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şletmelerde kullanılan kovanlar ahşap kökenli doğal malzemelerden imal edilmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmalıdır. Kovanlar balmumu, reçine, propolis ve bitkisel yağlar gibi doğal ürünler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kullanılarak boyanmalıdır. Ayrıca kovanlar arıların biyolojik özellikleri ve isteklerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygun olarak standart ölçülerde olmalıdır. Kovan parçalarının birleştirilmesinde çivi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veya metal malzeme kullanılmamalı, kullanılmış ise bu bölgeler propolis veya bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mumu gibi doğal ürünler ile kapatılmalıdır (Emsen ve Genç, 2004). Organik üretimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kovanlar pürmüz ile yakılarak, kullanılan diğer malzemeler ise doğal bitki özlerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yararlanılarak dezenfekte edilmelidir. Konvansiyonel üretimden organik tarıma geçiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;döneminde kovandaki peteklerin tümünün organik peteklerle değiştirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerekmektedir. Bu amaçla organik balmumu kullanılmalıdır. Organik olmayan bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mumu kullanılması durumunda, kalıntı analizi yapılarak balmumunda ilaç kalıntısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;olmadığının belgelenmesi gerekmektedir (Yücel, 2005). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolonilerin Beslenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunsuz bir kışlama için kovanlarda yeterince bal ve polen bırakılmalıdır. Organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arıcılıkta arıların beslenmesi kendi kovanlarından elde edilen organik balla olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak arıların yaşamı suni yemlemeye bağlı olduğu durumlarda organik biçimde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretilen bal yerine, özellikle iklim koşulları balın kristalleşmesini hızlandırıyorsa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik bitkisel üretim ile elde edilen şekerden yapılacak şurup veya organik şeker&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;melası kullanılmasına izin verilmektedir (Anonim, 2007b). Beslemeye nektar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;akımından 15 gün önce son verilmelidir. Bunu izleyen bir sonraki besleme ise son bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hasadından sonra yapılmalıdır. Arılıkta yapılan her uygulama mutlaka düzenli olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kovan sicil defterine yazılmalı, yapılan besleme, kullanılan ürünün tipi, tarihi, miktarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve besleme yapılan kovan numaraları ile ilgili bilgiler kaydedilmelidir (Yücel, 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ve Zararlılarla Mücadele Yöntemleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalık ve zararlılardan korunmak için hastalıklara dayanıklı ırklar veya ekotipler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seçilmeli, ana arılar düzenli olarak yenilenmeli, kovanlarda düzenli hastalık ve zararlı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kontrolü yapılmalıdır. Koruyucu önlemlere rağmen koloniler hastalanır veya zarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görürse, hemen tedaviye alınmalı ve gerekirse koloniler izole edilmelidir. Tedaviye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygun olması kaydıyla kimyasal bileşimli ilaçlar yerine fitoterapik ve homeoterapik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Tüm önlemlere rağmen hastalık görünmüş ise bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işletmelere 1 yıllık geçiş süresi uygulanmaktadır (Anonim, 2007b).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal arılarında yaygın görülen ve en büyük zararlısı olan Varroa ile mücadelede organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kökenli, balda ve balmumunda kalıntı bırakmayan bitkisel maddeler kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tütün yaprağının kullanılması sonucunda %75 oranında, okaliptüs ve defne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapraklarının kullanılması ileVarroa üzerinde %44-48 oranında, kekik yaprağının&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kullanılması ile Varroa akarı sayısında %93 oranında azalma belirlenmiştir (Yücel,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2005). Varroa zararlısı ile mücadelede “Biyolojik yöntem” olarak tanımlanan erkek arı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinin erken ilkbaharda imha edilmesi Varroa’nın gelişmesini doğal olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engellenmektedir. Yönetmelik bu amaçla erkek arı gözlü peteklerin imha edilmesine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;izin vermektedir (Anonim, 2007b). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürünlerin şlenmesi, Paketlenmesi ve Depolanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanılan ambalajlar cam, tahta ve özel üretilmiş uygun organik kaplama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maddelerinden yapılmalıdır. Balın sağımı sırasında kimyasal sentetik kovucu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;maddelerin kullanılması yasaktır. Bal hasadı sırasında temiz ve düzenli bir sistemin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kurulması, balların konulacağı kapların titizlikle temizlenmesi ve hazırlanması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerekmektedir. Organik arı ürünlerinin ambalajlanması esnasında ürünün niteliğinin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bozulmamasına dikkat edilmelidir. Ürünün organik yapısını koruyacak bütün hijyenik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tedbirler alınmalıdır. Organik arı ürünleri konvansiyonel ürünlerden ayrı olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;depolanmalı ve depolama sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır. Arı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ürünlerinin depolanması sırasında oluşabilecek nem, sıcaklık ve ışık değişimlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dikkat etmek gerekmektedir (Yücel, 2005).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik Arı Yetiştiriciliği Yönetmeliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de ekolojik dengenin korunması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi, organik tarımsal üretimin ve pazarlamanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düzenlenmesi, geliştirilmesi, yaygınlaştırılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amacı ile 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’na dayanılarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılan düzenlemeler ile 10 Haziran 2005 tarihli 25841 sayılı yeni bir yönetmelik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hazırlanmıştır. Bu yönetmelik her türlü bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimi ile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kullanılacak girdilerin organik tarım metoduna uygun olarak üretilmesi veya temini,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;orman ve doğal alanlardan organik tarım ilkelerine uygun olarak ürün toplanması, bu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması, taşınması,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pazarlanması, kontrolü, sertifikalandırılması, denetimi ile cezai hükümlere ilişkin teknik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve idari hususları kapsamaktadır (Anonim, 2007b). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik arıcılıkta hedeflenen verim ve kalitenin sağlanabilmesi için üreticilere teknik ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ekonomik konularda bilgi akışının sağlanmasının şart olduğu ve geçiş sürecinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üreticilerle yakın ilişkinin etkili olacağı bilinen gerçektir. Her yöre üreticisi için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önceliklerin ayrı ayrı belirlenerek ele alınması başarıyı arttıracaktır. Yine bugüne kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yapılan uygulamalarda organik arıcılık sistemin başarılı ve uzun süreli olması için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;desteklerin bütün olarak ele alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Organik tarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;özellikle Avrupa Birliği Ülkeleri’nde kırsal kalkınma politikalarına entegre edilmeye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çalışılmakta, kırsal kalkınmaya yapacağı destek de açıkça belirtilmektedir. Kırsal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alanlarda kalkınmanın piyasa güçlerine dayanan, rekabetçi bir sistemi kurarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gerçekleştirebileceği “araç” olarak organik tarımı keşfetmiştir. Birçok araştırmacı da&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organik tarımda bu yönde bir politika oluşturulması gereğini vurgulamakta, aksi halde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçmişte olduğu gibi organik ürün bolluğu nedeniyle üreticinin ürününü satamayacağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve düşük fiyatlar nedeniyle organik üretimin olumsuz yönde etkileneceğine dikkat&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çekmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’de organik arıcılığa geçişte başarılı olabilmek için üreticilere sağlanacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;finansal desteklere, hızlı bilgi akışına, geniş ürün yelpazesine, uluslararası standartlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygun üretime, ulusal semboller ile koruma ve plânlamaya yönelik çalışmalara ağırlık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verilmelidir. Pazarlama kanallarının çeşitlenmesi organik tarıma geçişi hızlandıracaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Türkiye’nin Doğu Bölgelerinde ulaşım imkânlarının kısıtlı olduğu, tarımsal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaçlı ilâçlama ve gübrelemenin olmadığı alanların fazla oluşu organik arıcılığa doğal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir ortam sağlamaktadır. Türkiye arıcılığı için önemli bir potansiyeli de elinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulunduran Doğu Anadolu Bölgesi, başta arıcılar olmak üzere tarımsal faaliyetlerde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulunan üreticilerin bilinçlendirilmesi ile var olan potansiyelden en üst seviyede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yararlanılmasına olanak sağlayacaktır. Bu sayede Türkiye’nin konvansiyonel bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üretiminde olduğu gibi organik bal üretiminde de dünya sıralamasında üst sıralarda yer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alması ve ihracatta söz sahibi olması mümkündür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altuğ, T. 2005. spanya’da organik tarım. http://www.bugday.org/article.php?ID=72&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(14.Mart 2006).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anonim. 2006. Organic farming in europe. http://wwww.organic-euro (22 Ocak 2006).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anonim. 2007a. Dünya’da organik tarım. http://www.egeliihracatcılar.com/organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tarım (12 Nisan 2007).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anonim. 2007b. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Organik Tarım yönetmeliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetiştiriciliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.tarim.gov.tr/uretim/organiktarim/organik.doc (12 Nisan 2007).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anonim. 2007c. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Organik Tarım statistikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.tarım.gov.tr/organik tarım (12 Nisan 2007).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emsen, B., Genç, F. 2004. Organik bal üretimi, IV. Zootekni Bilim Kongresi 01–03&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylül 2004, Isparta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısagüner, K. 2001. Avrupa Birliği’nde kırsal kalkınma süreci ve organik tarım. T.C.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dış lişkiler ve Avrupa Topluluğu Koordinasyon Dairesi Başkanlığı. Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öztürk, A.. 2004. Organic honey production in Turkey. 1 st nternational Congress on&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organic Animal Production and Food Safety, 28 April- 1 May 2004, Kusadasi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turkey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saner, G., Engindeniz, S. 2001. Hayvancılıkta organik üretime geçiş olanakları ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye üzerine bir değerlendirme, Türkiye 2. Ekolojik Tarım Sempozyumu 14-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16 Kasım 2001, Antalya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sundrum, A. 2001. Organic livestock farming: A Critical Review, Livestock Production&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Science, 67(3):207-215. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;________________________________________&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Page 11&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şahinler, N., Ceylan, D.A., Gül, A. 2003. 1970’li yıllardan günümüze Türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arıcılığının değerlendirilmesi, II. Marmara Arıcılık Kongresi 28-30 Nisan 2003,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalova.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygur, Ş.Ö. 2004. Organik arıcılık. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bülteni, 118 No’lu Broşür, Menemen, zmir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur, E. 2004. Organik üretimde bal önem kazanıyor. zmir Ticaret Odası Başkanlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü Bülteni, zmir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yücel, B. 2005. Organik arıcılığın ülkemizdeki vizyonu. Hasad Dergisi, 241:56-61. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-617481570190488574?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/617481570190488574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=617481570190488574' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/617481570190488574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/617481570190488574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/10/organik-aricilikta-uretim.html' title='ORGANİK ARICILIKTA ÜRETİM'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5181067631754839681</id><published>2011-10-05T14:25:00.000-07:00</published><updated>2011-10-05T14:25:31.480-07:00</updated><title type='text'>Propolisin Tarihçesi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popülerlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşfedilen yararları henüz çok az kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski Yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma’da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa’daki 12 yy. kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder. Propolisin yara iyileştirme özellikleri eski çağlarda Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Mısır, Yunan ve Romalılarca bilinmekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5181067631754839681?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5181067631754839681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5181067631754839681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5181067631754839681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5181067631754839681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/10/propolisin-tarihcesi.html' title='Propolisin Tarihçesi'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5614010753490546305</id><published>2011-10-02T13:08:00.000-07:00</published><updated>2011-10-02T13:08:22.235-07:00</updated><title type='text'>BALLARDA HATALI İLAÇ KULLANIMI SONUCU MEYDANA GELEN KALINTILARIN2/10/2011 ·</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Yrd.Doç.Dr. Yavuz Kürşad DAŞ, Prof.Dr. Abdurrahman AKSOY&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji-Toksikoloji Anabilim Dalı, SAMSUN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcılık, bal arısını belli amaçlar doğrultusunda kullanabilme ve yönetebilmedir. Bal arıları; bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, çiçek tozu, propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünler üretmesi ve toplaması yanında yapılan bitkilerde tozlaşma hizmetleri ile de tabiatta ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptirler (1,14).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal bitki nektarlarının, bitkilerin canlı kısımlarının salgılarının veya bitkilerin canlı kısımları üzerinde yaşayan bitki emici böceklerin salgılarının bal arısı (Apis mellifera) tarafından toplandıktan sonra kendine özgü maddelerle birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal üründür (6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı hastalıkları ülkemiz arıcılığında önemli kayıplara yol açmakta olup, bilinçli bir ilaç kullanımı olduğunu söylemek oldukça zordur. Özellikle kış kayıpları olarak kayda geçen veya arıcılar arasında kış kayıpları olarak değerlendirilen kayıpların çoğu aslında arı hastalıklarının öldürücü seviyeye gelmesi ve kış aylarında kolonilerin sönmesidir. Hastalıkları belirlemeden kokteyl şeklinde değişik kimyasal ve antibiyotiklerin karıştırılıp arılara verilmesi ise oldukça zararlıdır. Değişik sınıf ve etki mekanizmalarına sahip ilaçların bir arada ve aynı zamanda kullanılması ilaç etkinliğini değiştirmekte, hastalıkları etkilememekte yada tam tersine arılarda öldürücü sonuçlar oluşturmaktadır. Bunun yanında arı ürünlerinde kalıntı sorunu yaratmakta ve böylece insanlar için yararlı bir ürünü riskli bir hale getirmektedir (3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek hayvanlar ve gerekse bitkiler veya tarım ürünleri ile bunların çevresinde kullanılan ilaç ve kimyasal maddelerin birçoğu, uygulandıkları alan ve canlıların vücudunda kısmen parçalanarak etkisiz veya zararsız hale gelirken veya getirilirken, bazıları (organik klorlu bileşikler, poliklorobifeniller, polibromobifeniller, metaller, bazı mantar ilaçları gibi) da son derece yavaş ayrışmaları dolayısıyla, bunlarda giderek artan miktarlarda birikirler; böylece besin zinciri yoluyla son tüketici olan insana ulaşırlar (11).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda sıralanan etkilerden kaçınmak amacıyla besinlerdeki ilaç ve kimyasal madde kalıntı düzeylerini ortaya koymak için son derece duyarlı (mikro g/kg ve hatta ng/kg düzeyinde bile ölçüm yapabilen), güvenilir ve tekrarlanabilir analiz yöntemleri geliştirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ), Avrupa Birliği’nin ilgili komisyonları, ABD’deki Besin ve İlaç İdaresi gibi kuruluşlar (FDA), yaptıkları çalışmalarla, tüketici sağlığının korunması da dahil, ilaç kalıntılarının yol açabilecekleri ekonomik ve sosyal yönlü olumsuzluklarının önlenmesi için çalışmakta, diğer ülkelerle birlikteliğin sağlanması için çaba sarf etmektedirler (10).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballarda ilaç kalıntıları başlıca iki yoldan kaynaklanır. Bunlardan ilki arı hastalıklarının sağaltımı amacıyla kovanda ilaç uygulanmasıdır. İlaç kalıntısının diğer nedeni zirai mücadelede kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçlar işçi arıların balın ham maddesi olan bitki özlerini emmesi ile arılar tarafından alınıp kovana getirilir. İnsektisit amaçla kullanılan bu ilaçlar arılar için de zehirlidir ama kullanılan miktar düşük olduğu için genellikle arıların ölmesine sebep olmazlar. Ancak, balda kalıntıya neden olurlar (10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı hastalıkları için son yıllarda ilaç kullanımı önemli derecede yaygınlaşmıştır. Ancak ilaçların, özellikle, antibiyotiklerin gelişi güzel kullanılması beklenen başarıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Zira bazı hastalık yapıcı mikroorganizma türlerinin yaygın ve bilinçsizce kullanılması ilaçlara karşı toleransın artışına yol açtığı gibi dirençli suşların ortaya çıkışı da kaçınılmaz olmuştur. Bu nedenle ilaç seçiminin özellikle antibiyotik seçiminin yapılmasında hastalık etkenlerinin antibiyotiklere karşı duyarlılık derecelerinin bilinmesinde büyük yarar vardır. Özellikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve Veteriner Hekim Reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır (4).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı hastalık ve zararlılarına karşı kullanılacak ilaçlar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca ruhsatlandırılmaktadır. Dünyadaki gelişmelere bağlı olarak bazı ilaçların kullanımları kalıntıya sebep olmaları nedeniyle (özellikle antibiyotikler) sınırlandırılmıştır. Amerikan Yavru Çürüklüğü, Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Septisemi için daha önce kullanımına izin verilmiş olan eritromisinin arılarda kullanımı kaldırılmıştır Bal arılarında bakterilerden ileri gelen hastalıklar (Amerikan Yavru Çürüklüğü, Avrupa Yavru Çürüklüğü, Septisemi) için kullanımına izin verilmiş ilaç etkin maddesi bulunmadığından ruhsatlı bir müstahzar da yoktur. Bal arıları için önemli olan parazitler; Varroa jacobsoni (Arı canavarı), Acarapis woodi (Trakea akarı), Meloe variegatus (Yakı böceği), Senotainia tricuspis’tir. Arıcılıkta önemli olan bal arısı zararlıları; Büyük Balmumu Güvesi, Küçük Bal Mumu Güvesi, Arı Biti Ölübaş kelebeği’dir. Arılardaki bu parazitlere karşı ruhsatlandırılmış ilaç etkin maddeleri amitraz, flumethrin, coumaphos, formik asit ve timoldur (2).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varroa hastalığına karşı akarisid özelliğe sahip ilaç uygularken laboratuvar testlerinden geçirilmemiş, arı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan kimyasal maddeler kullanılmamalıdır. İlaçlar mutlaka tarif edildiği şekilde ve uygun dozda kullanılmalıdır. Bal hasatı döneminde kesinlikle ilaçlama yapılmamalı, erken ilkbahar ve geç sonbaharda ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama genellikle hava sıcaklığının 14° C'nin üstünde olduğu günlerde ve arıların kovana döndükleri tercihen akşam saatlerinde yapılmalıdır. Kovanda bölme tahtaları varsa ilaçlama sırasında çıkartılarak arıların serbest hareket etmeleri sağlanmalıdır, Fumigant şeritlerin alevli yanmamasına dikkat edilmeli, uygulama sırasında maske, eldiven, gözlük takılmalıdır. Bu kapsamda erken ilkbahar ve özellikle geç sonbahar döneminde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından bal arıları için bu amaçla ruhsatlandırılmış ve Veteriner Hekim Reçetesi ile satılacak ilaçlar kullanılmak suretiyle düzenli ilaçlama yapılmalıdır. Bu şekilde balda ilaç kalıntısının en aza indirgenmesi de temin edilmiş olacaktır. Ayrıca coğrafi durum ve iklim şartları çerçevesinde aynı bölgedeki tüm arılıkların da eş zamanlı olarak ilaçlanması sağlanmalı ve bu denetlenmelidir. Münavebeli olarak ilaç kullanımının sağlanması, Varroaların bu kimyasallara direnç kazanmasının önlenmesi açısından çok önemlidir. Çünkü az sayıdaki akarın dirençliliği bile dirençli popülasyonların oluşmasına neden olabilmektedir (5).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ballarda kalıntı olarak bulunmasına izin verilen ilaç ve kimyasal maddelerin tolerans sınırları Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğinde belirtilmiştir. Buna göre ballarda pestisid etkin madde miktarı toplam 0.01 mg/kg’ı geçmemelidir. Ayrıca peteklerde bulunan mum güvesine karşı kullanılan naftalenin ballarda bulunmasına izin verilen kalıntı miktarı 0.01 mikro g/kg’dır.6 Türk Gıda Kodeksi’ne göre ballarda kalıntı olarak bulunmasına izin verilen veteriner ilaçları miktarları amitraz ve coumaphos için 200 mg/kg, cymiazol için 1000 mg/kg’dır (13).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal için ilaç kalıntı arınma süresi “GÜN” olarak ifade edilir. Tedavi süresince ve son ilaç uygulamasından sonra 30 gün boyunca elde edilen bal insan tüketimine sunulmamalıdır. Arıların bal üretimine başlamasına en az 32 gün kala ve bal üretimi boyunca kullanılamaz. İlaç uygulanan kovanlardan elde edilen ballar insan tüketimine sunulmamalıdır. Arıların bal üretmeye (tutmaya) başlamasından itibaren bal hasadına kadar ilaç kullanılamaz. İnsan tüketimine sunulacak olan polen, arı sütü, propolis vs toplama ve üretme döneminde kovanlara (arılara) uygulanamaz. Bal akımı (bal tutumu) süresince ve bal akımının başlamasına asgari 3 gün kala uygulanmamalıdır (9).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa Birliği Konseyi’nin 29 Nisan 1996 tarihinde yayınlamış olduğu 96/23/EC Direktifi, Avrupa Birliği’ne üye, aday ve aday adayı ülkelerle ticaret yapan diğer ülkeler için canlı hayvan ve hayvansal ürünlerde ilaç ve kimyasal madde kalıntısı sorununa ilişkin çeşitli kurallar getirmiştir. Türkiye Avrupa Birliği’ne aday adayı ve üye ülkelerle ticaret yapan bir ülke olduğu için, üye ülkelere yapacağı canlı hayvan ve hayvansal ürün ihracatında bu direktifin getirmiş olduğu kurallara uyma zorunluluğu vardır. 96/23/EC Direktifi’ne göre ballarda kalıntısı izlenilmesi gereken madde grupları B1 (antibakteriyel maddeler-sülfonamid ve kinolonlar da dahil), B2c (sentetik piretroid ve karbamat insektisidler), B3a (OK bileşikler-Poliklorobifeniller dahil) ve B3b (OF insektisidler)’dir.7 Eğer bir veteriner ilacı için belirlenmiş bir Maksimum Kalıntı Limiti (MRL) yok ise bu durumda bu ilacın kalıntısının balda veya petekte bulunmaması gerekir. Avrupa Birliği’ne bal ihracatı yapan ülkelerin, MRL belirtilmemiş ilaçların kalıntıları için, günümüz teknolojisinde genel kabul edilen tespit limiti olan 10 mikro g/kg (ppb) sınırına uymaları önerilmektedir (12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAKLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. ARI YETİŞTİRİCİLİĞİ (2002). Erişim: [http://www.tarim.gov.tr/Bilgi/yetistiricilik/ariyetistiriciligi.htm]. Erişim tarihi: 24.09.2002.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. AKPINAR, Ş. (2007). Balda kalıntı: Erişim: [http://www.ordutarim.gov.tr/subeleler/kontrol/BAL/ baldakalinti.doc]. Erişim tarihi: 22.02.2007.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. AYDIN, L., ÇAKMAK, İ., GÜLEĞEN, E., KORKUT, M. (2003). Güney Marmara Bölgesi Arı Hastalıkları ve Zararlıları Anket Sonuçları. Uludağ Arıcılık Derg. Şubat: 37–40.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. BAL ARILARININ AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞINA KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI (2001). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Hukuki Dayanak: 12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM–10474–029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/ amr_yavru.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. BAL ARILARININ VARROOSİS’İNE KARŞI KORUNMA VE MÜCADELE TALİMATI (2001). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Hukuki Dayanak: 12.11.2001 tarih ve HSHD-HHM-10474-029963 Sayılı Koruma ve Kont Gn. Md. Yazısı. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/varroasis.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. BAL TEBLİGİ (2005) Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Tebliğ No: 2005/49. Resmi Gazete 17.12.2005 Tarih, 26026 Sayı. 7. COUNCIL DIRECTIVE 96/23/EC (1996). On measures to monitor cetain substances and residues thereof in live animals and animal products and repealing Directives 85/358/EEC and 86/469/EEC and Decisions 89/187/EEC and 91/664/EEC. Of. J. EC. No: L 125/11. 23.05.1996.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. DAŞ, Y.K. (2004). Türkiye’de Üretilen Ballarda Bazı Organik Fosforlu ve Sentetik Piretroid İnsektisit Kalıntılarının İncelenmesi. Doktora tezi. Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü. Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. GIDALARDAKİ İLAÇ KALINTI UYARILARI HAKKINDA TALİMAT (2002). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü. Tamim No: 2002 / 11. KKGM - Akay Cad. No:3 Bakanlıklar/ANKARA. Erişim: [http://www.kkgm.gov.tr/talimat/gidalarda_ilac_kalinti_uyarilari.html]. Erişim tarihi: 21.02.2007.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. KAYA, S., PİRİNÇCİ, İ., TRAŞ, B., ÜNSAL, A., BİLGİLİ, A., AKAR, F., DOĞAN, A., YARSAN, E. (2002). Veteriner Hekimliğinde Toksikoloji. 2.Baskı, Medisan Yayınevi, Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. KAYA, S., PİRİNÇCİ, İ., ÜNSAL, İ.A., KARAER, Z., TRAŞ, B., BİLGİLİ, A., AKAR, F., DOĞAN, A. (2002). Veteriner Hekimliğinde Farmakoloji. 2. Cilt, 3.Baskı, Medisan Yayınevi. Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. SUNAY, A.E. (2006). Balda antibiyotik kalıntısı sorunu. Uludağ Arıcılık Derg. Kasım: 143-148.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. TÜRK GIDA KODEKSİ–HAYVANSAL KÖKENLİ GIDALARDA VETERİNER İLAÇLARI MAKSİMUM KALINTI LİMİTLERİ TEBLİĞİ (2002). T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığından ve Sağlık Bakanlığından. Tebliğ No:2002/30. Resmi Gazete İlk Yayın 28.04.2002 24739, 1. Değişiklik 11.02.2004 25370, 2. Değişiklik 06.06.2005 25837. Erişim: [http://www.okyanusbilgiambari.com/tgm/Tebl/T-Bulasan-VeterinerilaclariMaksimumkalinti.pdf]. Erişim tarihi: 21.02.2007.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. ZEYBEK, H. (1991). Arı Hastalıkları ve Zararlıları. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Hayvan Hastalıkları Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü. Etlik / Ankara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.aricilikmalzemeleri.web.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5614010753490546305?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5614010753490546305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5614010753490546305' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5614010753490546305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5614010753490546305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/10/ballarda-hatali-ilac-kullanimi-sonucu.html' title='BALLARDA HATALI İLAÇ KULLANIMI SONUCU MEYDANA GELEN KALINTILARIN2/10/2011 ·'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-987251660238257700</id><published>2011-09-24T14:02:00.001-07:00</published><updated>2011-09-24T14:03:03.624-07:00</updated><title type='text'>Propolisin İyilşetirici Etkisi</title><content type='html'>Viral Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klinik deneyler, insanlarda grip rahatsızlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Soğuk algınlığında, propolis kullanan hastalar 3 günde tamamen iyileşirken, propolis kullanmayan hastalarda bu sürenin 5 güne çıktığı görülmüştür. Deri hastalıkları geçiren hastalardaki klinik deneylerde, propolis kreminin uçuk tip 1 ve uçuk Zona Zoster virüslerine karşı belirgin tedavi edici özellikte olduğu gözlenmiştir. Propolis kremi yara ve acının süresini azaltmış, ayrıca yara nöbetleri arasındaki süreyi de azaltmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-987251660238257700?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/987251660238257700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=987251660238257700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/987251660238257700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/987251660238257700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/propolisin-iyilsetirici-etkisi.html' title='Propolisin İyilşetirici Etkisi'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6851157371766224970</id><published>2011-09-22T12:58:00.001-07:00</published><updated>2011-09-22T12:58:59.357-07:00</updated><title type='text'>Propolis Özellikleri</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller. Klinik çalışmalar propolisin bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminasyon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6851157371766224970?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6851157371766224970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6851157371766224970' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6851157371766224970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6851157371766224970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/propolis-ozellikleri.html' title='Propolis Özellikleri'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6025077034502230601</id><published>2011-09-21T13:11:00.000-07:00</published><updated>2011-09-21T13:16:58.159-07:00</updated><title type='text'>Poşetle Şerbet Verme İşlemi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;Poşetle şerbet verme yöntemi sıklıkla tarafıma sorulan sorulardandır.İşlem çok basit: Öncelikle ince buzdolabı poşetlerinden alıyorsunz. A tipi marketlerde rahatlıkla bulunabiliyor. Çokda ucuz.1-2 lira.İçinden 100 tane poşet çıkıyor.Bir yemlik parasına bir yıllık işinizi çok rahatlıkla görebilirsiniz.Şerbetinizi normal şartlada istediğiniz kıvamda yaptıktan sonra istediğiniz miktarı poşetin içine boşaltıyor ve ağzını bağlıyorsunuz.Koloniye verirken bir kenerından kapağı ve örtü bezini kaldırarak poşetimizi arıların yoğun bulunduğu bölgeye bırakıyor v e kapağı tekrar kapatıyoruz..Bütün yapılması gereken bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöntemin en öenemli artısı yağma riski sıfır. Günün her saatinde verilebilir.Pratik ve ekonomik bir yöntem deneyin pişman olmayacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-C29CyfhEyDI/TnpEwyvt2KI/AAAAAAAAAPM/GKV3-O0uYPY/s1600/310311_10150324573262068_638677067_8006132_1692728412_n.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; height: 320px; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em; width: 574px;"&gt;&lt;img border="0" hca="true" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-C29CyfhEyDI/TnpEwyvt2KI/AAAAAAAAAPM/GKV3-O0uYPY/s320/310311_10150324573262068_638677067_8006132_1692728412_n.jpg" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6025077034502230601?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6025077034502230601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6025077034502230601' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6025077034502230601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6025077034502230601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/posetle-serbet-verme-islemi.html' title='Poşetle Şerbet Verme İşlemi'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-C29CyfhEyDI/TnpEwyvt2KI/AAAAAAAAAPM/GKV3-O0uYPY/s72-c/310311_10150324573262068_638677067_8006132_1692728412_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2238805525688007785</id><published>2011-09-18T12:13:00.001-07:00</published><updated>2011-09-18T12:13:50.823-07:00</updated><title type='text'>Propolis Hangi Hastalıklar İçin Kullanılabilir?</title><content type='html'>Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis, geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur.Özetle propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.Propolisin Biyolojik Aktiviteleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılar tarafından doğadan toplanan propolis, insan sağlığı ve yaşam açısından son derece önemli bir maddedir. İnsanlar eski çağlardan günümüze kadar çeşitli enfeksiyonların tedavisinde doğadan toplanan propolisten yararlanmayı bilmişlerdir. Propolisin cerrahi müdahalelerde tıbbi mum yerine, savaşlarda yara ve dokuların iyileştirilmesinde vazelinle karıştırılarak merhem olarak kullanıldığı bildirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların üretemediği önemli ürünlerden olan propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır. Tıp alanında çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Propolis tıbbi etki açısından antibakterial, antiviral, antiseptik, antifungal ve antibiyotik özellik taşıması yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir. Propolisin yapısında bulunan ve büyük önem taşıyan flavanoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan ve antisteril etkili bileşiklerdir. Organik çözücülerde çözülen bileşik guruplar içerisinde flavanoidler en önemli gurubu oluşturmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flavanoidler, bitkilerin hemen her kısmında ve çok fazla sayıda bulunan pigment içeren maddedir. Bazı flavanoidler arının tükürük salgılarına karışan enzimlerle değişikliğe uğramaktadırlar. Flavanoidlerin bazıları çok çeşitli bakteri türlerine etkili olmaktadır. Flavanoidlerin kalp-damar sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu; kan dolaşımını düzenlediği; kılcal damar çatlamalarını azalttığı; mide mukozasını ülsere karşı koruduğu; mide yaralarını küçülttüğü; iç salgı sistemini düzenlediği ve halsizliğe karşı olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Organik çözücülerde çözülen önemli diğer bir gurup sinamik asit ve türevleri oluşturmaktadır. Bunlardan fülerik asit, gram(+) ve gram(-) bakterilerine karşı güçlü antibiyotik özelliği göstermektedir. Pıhtılaşmayı hızlandırarak yaraları hızla iyileştirdiği, cilt rahatsızlıklarında merhem şeklinde kullanımın çok olumlu sonuçlar verdiği ortaya konulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tropik propolislerde bulunmayan kafeik asitin, antimikotik, antiviral etkileri yanında kuersetin ve luteolin maddeleri ile birlikte kansere karşı etkili olduğu bildirilmektedir. Antibiyotiklerle birlikte kullanıldığında bu ilaçların etkisini artırdığı, anestetik, antioksidatif etki gösterdiği, ikinci derecede yanıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği, çimlenmeyi engellediği ve güçlü bir antiseptik olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolisin içerisinde bulunan kafeik asit başta olmak üzere bazı bileşiklerin özellikle uçuk ve grip etmeni bazı virüs türleri üzerinde etkili olduğu; kafeik asittin antitümer özellik taşıdığı ve bu nedenle akciğer kanserine karşı etkili olduğu bulunmuştur. Özellikle üst solunum yolları ve orta kulak enfeksiyonlarında, ağız yaralarında , mide gastrit ve on iki parmak bağırsağı ülserinde tedavi edici özellik gösterir. Propolis vücut fonksiyonları için gerekli bakterilere zarar vermeden enfeksiyonlara karşı, virüs öldürücü ve bakteri saldırılarını önleyici olarak insan ve hayvanlar üzerinde etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolisin içerdiği bioflavoidin iltihaplara karşı etkili olduğu ve vücudun güçlenmesinde önemli bir rol oynadığı Avrupa’ da yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Japonya’da yapılan klinik çalışmalar sonunda propolisin 3-12 ay süre ile sürekli alınmasının çeşitli internel kanser hücrelerini devitalize ettiği saplanmıştır. Bu nedenle propolis canlılar için büyük tehlike yaratan kanser hastalıklarının önlenmesinde önemli bir yere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolisin kanserin semptomatik koşullarından olan hücre bölünmesinin kontrolünde önemli rol aldığı belirlenmiştir. Hipertansiyon, damar sertliği ve kroner kalp hastalıklarının tedavisinde 30 gün süre ile 3 kez alınan 300 mg propolisin olumlu etkiler verdiği, yapılan klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Eski Sovyetler Birliği’nde verem hastalığının iyileştirilmesinde hastalara 4 aydan 10 aya kadar 3 kez propolis verilmiş, olumlu sonuçlar alınmıştır. Romanya’da ülser tedavisinde, Rusya’da ameliyat öncesi ve sonrası enfeksiyonu önlemek ve ateş yükselmesini önlemek için hastalara propolis verilmektedir. Propolis histamin ve serotonin kaynağı olarak, vücudun herhangi bir alerjiye karşı mücadelesi için gereklidir. Histamin ve serotonin doku hormonları olup, direkt hücrelerde kalır. Alerji yapan madde hücre dışında kendisini bağladığında, bu iki madde alerjik reaksiyona neden olmaktadır. Yapılması gereken, bu maddelerin sızıntısını engellemektir ve bu da propoliste bulunan biofalavoidin alınması ile gerçekleşmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetten Derleme- Alıntı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2238805525688007785?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2238805525688007785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2238805525688007785' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2238805525688007785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2238805525688007785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/propolis-hangi-hastalklar-icin.html' title='Propolis Hangi Hastalıklar İçin Kullanılabilir?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4800349572199989550</id><published>2011-09-14T02:25:00.000-07:00</published><updated>2011-09-14T02:26:09.682-07:00</updated><title type='text'>http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr</title><content type='html'>Bir çok arıcı kardeşimizin yakından bildiği gibi on yıldır bu sektör içindeyiz.Kimi zaman bilgilerimiz, kimi zaman tecrübelerimiz paylaştık.Zaman oldu bizzat arıcılarımızın arılığına kadar giderek olaya yerinde müdahaele ettik. Benden yardım isteyen hiç bir arıcı ağabey ve kardeşimizi geri çevirmedik.Gelen her telefona cevap verdik,yazılan her mesajı mutlaka cevapladık.Sözün özü sizlerle hep iç çeydik.Sorun ve sıkıntılarımızı dile getirir çözümler arardık.Arıcılık malzemeleri konusunda benden talep etiğiniz web sitemi hizmetinize sunmanın mutluluğunu yaşamaktayım.Siz istediniz biz yaptık.Buyurun site sizin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4800349572199989550?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4800349572199989550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4800349572199989550' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4800349572199989550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4800349572199989550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/httpwwwaricilikmalzemeleriwebtr.html' title='http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5778453832501497390</id><published>2011-09-05T23:15:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T23:15:57.977-07:00</updated><title type='text'>Bilim İnsanı Gözüyle Propolis</title><content type='html'>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik'in sorularını yanıtladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolisin faydaları nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anti-astmatik ( astım hastalıklarında) etki, anti romatizmal (Donadieu, 1979 etki, akciğer rahatsızlıklarında, melanoma ve tümör hücreleri tedavisinde, doku yenileyici, kapiller damarları güçlendirici, anti diabetik( şeker hastalığında), fitoinhibitor (Donadieu, 1979;Bianchi, 1991) etki gibi faydaları vardır. Propolisin herhangi bir yan etkisi yoktur ancak bazı kişilerde hafif alerjik reaksiyona neden olabilir. Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen " en mükemmel doğal ilaç" olduğu kabul edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Propolis ile ilgili araştırmalardan çıkan sonuç nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin propolis ile ilgili çalışmalardan elde ettiğiniz sonuçlar neler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz propolisin özellikle kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz, bulgularımız gerçekten bizi çok heyecanlandırdı, çünkü çok başarılı ve ümit verici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5778453832501497390?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5778453832501497390/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5778453832501497390' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5778453832501497390'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5778453832501497390'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/bilim-insan-gozuyle-propolis.html' title='Bilim İnsanı Gözüyle Propolis'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-1284568474045536163</id><published>2011-09-05T08:21:00.000-07:00</published><updated>2011-09-05T08:21:06.824-07:00</updated><title type='text'>Propolis Nedir?</title><content type='html'>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik'in sorularını yanıtladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizede Bu röportajı bölüm bölüm yayınlmaya devam edeceğiz..&lt;br /&gt;Propolis, arılar tarafından ağaçların tomurcuk ve kabuklarından toplanan, reçineli ve mum kıvamında olan ve arıların kovan içi temizlik ile kovanın yalıtımında kullandıkları bir maddedir. Rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Arılar, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri öldürüp bu sıvıyla kaplarlar ve onu yalıtırlar. İnsanlar da arıların ürettiği bu maddeyi sağlık için tüketmektedir.&lt;br /&gt;1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin'e denk gelmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-1284568474045536163?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/1284568474045536163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=1284568474045536163' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1284568474045536163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1284568474045536163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/propolis-nedir.html' title='Propolis Nedir?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-787411609555846136</id><published>2011-09-04T10:42:00.000-07:00</published><updated>2011-10-21T12:55:07.502-07:00</updated><title type='text'>Krem Bal</title><content type='html'>Marketlerde raflarda gördüğümüz ama nasıl olupta üretildiği hakkında hiç fikrimizimn olmadığı krem balla nihayetinde tanıştık.Selahaddin Güney Ağabey'in(Namı diğer Ballıba)&amp;nbsp;bir videosunda gördüğüm tarif üzerien hemen harekete geçtim ilk deneme harika.Bizim evde bala burun kıvıranlar, krem balı görüp tadınca her fırsatta kaşık kaşık krem bal yerlerken yakalndılar.&lt;br /&gt;Görüntü ve lezzet harika.Hani süzt içmeyen çocuğa yoğurt yedirirlerya...Bal yemeyene krem bal yedirmek mümkün.Bizde bu teori tuutu. Sizde de tutacağından kuşkum yok.&lt;br /&gt;Krem bal,avrupada en pahalı bal.Bizde ise pek bilinmiyor.Arıcılarımız müşterilerini bu harika lezzetle tanıştırmak için bir an önce işe koyulmalıdır.ben başladım darısı size...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-E2FqNekCRyo/TmO4UBds2XI/AAAAAAAAAPA/4ZTSq7Fz9j8/s1600/IMG_0536.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://4.bp.blogspot.com/-E2FqNekCRyo/TmO4UBds2XI/AAAAAAAAAPA/4ZTSq7Fz9j8/s320/IMG_0536.JPG" width="320" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-M_DD6pIKqnE/TmO4ZzPHaMI/AAAAAAAAAPE/ZZldkbhUL7c/s1600/IMG_0539.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-M_DD6pIKqnE/TmO4ZzPHaMI/AAAAAAAAAPE/ZZldkbhUL7c/s320/IMG_0539.JPG" width="320" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-787411609555846136?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/787411609555846136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=787411609555846136' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/787411609555846136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/787411609555846136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/krem-bal.html' title='Krem Bal'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-E2FqNekCRyo/TmO4UBds2XI/AAAAAAAAAPA/4ZTSq7Fz9j8/s72-c/IMG_0536.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-1167126656653702744</id><published>2011-09-04T00:38:00.000-07:00</published><updated>2011-09-04T00:38:38.001-07:00</updated><title type='text'>Poleni Kimler Kullanamaz?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı ürünlerini, 1 yaşından küçük çocukların kullanmaması, uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yaşından sonra çocuklara her gün yarım çay kaşığı polen tanesi verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polen, sıcak olan hiçbir şey ile karıştırılmamalıdır. (Süt vb.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: #f3f3f3;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Tüketim Miktarını Yavaş Yavaş Artırınız&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kullanım amaçları için günlük 10-15 gr kullanılması yeterlidir. Ancak direkt bu miktarlar ile başlamayınız! Önce, yarım çay kaşığı veya bir çay kaşığı miktar ile başlayıp her gün biraz artırarak bir-iki hafta içinde 10-15 gr miktara ulaşabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anabolik etkiler için ise günlük kullanım miktarını 32 gr’ın üstüne çıkarmanız gerekir. Bu miktarın hedeflenmesi halinde kullanımın yine yavaş yavaş artırılmasıyla bir-bir buçuk aylık bir süreci beklemek gerekir. Kullanım dozunu 35 gr’ın üzerine ise çıkarmayınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Hf8T6lPkge8/TmMqzPRB0OI/AAAAAAAAAO8/Q0lfBBdYj0k/s1600/IMG_0554.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://2.bp.blogspot.com/-Hf8T6lPkge8/TmMqzPRB0OI/AAAAAAAAAO8/Q0lfBBdYj0k/s320/IMG_0554.JPG" width="320" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-1167126656653702744?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/1167126656653702744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=1167126656653702744' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1167126656653702744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1167126656653702744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/poleni-kimler-kullanamaz.html' title='Poleni Kimler Kullanamaz?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Hf8T6lPkge8/TmMqzPRB0OI/AAAAAAAAAO8/Q0lfBBdYj0k/s72-c/IMG_0554.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8619785968761153772</id><published>2011-09-02T22:31:00.000-07:00</published><updated>2011-10-21T12:56:08.388-07:00</updated><title type='text'>Polen Nasıl Muhafaza Edilmelidir?</title><content type='html'>Polen, buzdolabında muhafaza edilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin dondurucuda taze polen 1 yıla kadar saklanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurutulmuş polen, oda sıcaklığında bir kaç ay, buzdolabında 1 yıl, buzlukta birkaç yıl saklanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı Polenini buzdolabınızın raf bölümünde 18 ay süreyle saklayabilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polen, güneş ışığı almayacak kavanozlarda, kuru ve karanlık odalarda saklanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-7eXTT-PPVx4/TmG7lNsImXI/AAAAAAAAAO4/5135dgBRQOw/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/-7eXTT-PPVx4/TmG7lNsImXI/AAAAAAAAAO4/5135dgBRQOw/s1600/images.jpg" xaa="true" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8619785968761153772?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8619785968761153772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8619785968761153772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8619785968761153772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8619785968761153772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/09/polen-nasl-muhafaza-edilmelidir.html' title='Polen Nasıl Muhafaza Edilmelidir?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-7eXTT-PPVx4/TmG7lNsImXI/AAAAAAAAAO4/5135dgBRQOw/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5521617821275093671</id><published>2011-08-25T00:45:00.001-07:00</published><updated>2011-08-25T00:45:53.912-07:00</updated><title type='text'>Polen Tüketimi Nasıl Olmalı?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polen tüketimi, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegâne doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen tüketimi, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra, tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük alınması gereken doz duruma göre, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinlerde 15-40 gr, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 gr, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 gr’dır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaş aralığı 2-6 olan çocuklar için ise günlük tüketim 2 gr olarak tavsiye edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 gr’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılacak Kürün Dozu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci hafta 15 gram polen, sabahları aç karnına alınmalıdır. İki ve üçüncü hafta, günde 30 gram sabah kahvaltısından 15 dakika önce yarısı ve akşam yemeğinden 15 dakika önce diğer yarısı alınmalı. Dördüncü haftada ise uygulama birinci haftada olduğu gibi tekrarlanmalıdır. Bu küre ilave olarak her sabah kahvaltısında bir dilim ekmeğe polenli bal sürülmeli ve bu yolla da 8 gram polen alınmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5521617821275093671?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5521617821275093671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5521617821275093671' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5521617821275093671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5521617821275093671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/polen-tuketimi-nasl-olmal.html' title='Polen Tüketimi Nasıl Olmalı?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6116475262396443510</id><published>2011-08-24T01:52:00.000-07:00</published><updated>2011-08-24T01:52:01.599-07:00</updated><title type='text'>Polen Alerjik Bünyede Kullanılır Mı?</title><content type='html'>Alerjik bünyesi olan hastaların, akciğer bronşlarındaki sinir uçları oksijen yetersizliğinden ve spazm yaptığından dolayı çok hassaslaşmışlardır. İlkbahar ve sonbaharda gözle görülemeyecek kadar küçük olan ve havada uçuşan “Ağaç Polenleri” bronşlara ulaştığı an; bronşlardaki sinir uçları derhal kasılarak tepki gösterip öksürük olarak kendini belli eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak arının çiçekten kovana gelmesiyle elde edilip, özel naturel kurutma sistemleriyle kurutulan “Çiçek Polenleri” üst solunum yolları enfeksiyonlarında tedavi edici bitkisel destek sağlar. Dolayısıyla Ağaç Poleni ve Çiçek Poleni karıştırıldığı için ve her ikisine de - Polen - dendiği için isim benzerliğinden dolayı bazı Alerjik bünyeler Çiçek Polenini yemekten çekinirler. Halbuki durum böyle değildir. Üst Solunum Enfeksiyonları için tam fayda veren Çiçek Poleni için bilim adamlarının oldukça kesin sonuçları olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6116475262396443510?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6116475262396443510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6116475262396443510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6116475262396443510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6116475262396443510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/polen-alerjik-bunyede-kullanlr-m.html' title='Polen Alerjik Bünyede Kullanılır Mı?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8932767348814537302</id><published>2011-08-23T02:31:00.000-07:00</published><updated>2011-08-23T02:31:40.608-07:00</updated><title type='text'>Arı Poleninin Faydaları Görmek İstermisiniz?</title><content type='html'>Aşağıda sıraladığım bilgiler, ne hayal , nede ümit tacirliğidir.Haddizatında bunu yapanları hem kınar hemde alet olanlara acırım.Bu nedenle tasvip etmediğim inanmadığım hiç bir yazıyı ve paylaşımı bloğuma eklemeye tenezzül etmem.Bir çok bilimsel çalışmalar sonucu tesbit edilmiş ve yayınlanmış makalelelerden derlenmiştir.Gerçi bu bilgiler başka yerlerde de yayınlanmaktadır.Bilimsel dayanağı olduğunua teyit ettikten sonra bende kopyalarak sizlerle paylaşıyroum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taze Arı Poleninin Faydaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Polen kansız insanlar için faydalıdır. Alyuvar sayısını %25-30, hemoglobini %15 oranında yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Polen vücudumuzu zinde tutar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Sporda yüksek performans sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. İnatçı ishalleri tedavi eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Polen düşünme yeteneğini artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-b2K0jBN5snw/TlNzcjs-2UI/AAAAAAAAAO0/Z_B8YL4XQp4/s1600/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" qaa="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-b2K0jBN5snw/TlNzcjs-2UI/AAAAAAAAAO0/Z_B8YL4XQp4/s320/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8932767348814537302?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8932767348814537302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8932767348814537302' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8932767348814537302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8932767348814537302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/ar-poleninin-faydalar-gormek.html' title='Arı Poleninin Faydaları Görmek İstermisiniz?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-b2K0jBN5snw/TlNzcjs-2UI/AAAAAAAAAO0/Z_B8YL4XQp4/s72-c/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3119411464826636318</id><published>2011-08-22T13:16:00.000-07:00</published><updated>2011-08-22T13:16:54.429-07:00</updated><title type='text'>Yaşlılık Sorunlarında Polen</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;, &amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun, cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen, bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, &lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;cinsel istek ve gücü&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli&amp;nbsp; sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel&amp;nbsp; yaşam sürdürür.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;, &amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;&lt;a href="http://www.orgnikbal.com/"&gt;http://www.orgnikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3119411464826636318?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3119411464826636318/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3119411464826636318' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3119411464826636318'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3119411464826636318'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/yasllk-sorunlarnda-polen.html' title='Yaşlılık Sorunlarında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7910459128687710434</id><published>2011-08-21T12:51:00.000-07:00</published><updated>2011-08-21T12:51:07.221-07:00</updated><title type='text'>Gözaltı Sorunlarının Çözümünde Pelen</title><content type='html'>1 kahve kaşığı polen içine bir damla kayısı ve buğday yağı ilave ederseniz, bir doğal “gözaltı kremi” elde etmiş olursunuz. Karışımın içine iki damla ampul halinde satılan E vitamini de ekleyebilirsiniz. Bu karışımı göz altına sürün ve 15 dakika sonra yıkayın. Arı sütü, polen, bal karışımı, göz altlarının yorgun görünümünü yok eder. Gerginleştirip, canlandırır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-h-EVYN_PJMI/TlFhozWIBPI/AAAAAAAAAOc/NlfBsP0n6FU/s1600/imagesCAHD8XTQ.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" qaa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-h-EVYN_PJMI/TlFhozWIBPI/AAAAAAAAAOc/NlfBsP0n6FU/s1600/imagesCAHD8XTQ.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7910459128687710434?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7910459128687710434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7910459128687710434' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7910459128687710434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7910459128687710434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/gozalt-sorunlarnn-cozumunde-pelen.html' title='Gözaltı Sorunlarının Çözümünde Pelen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-h-EVYN_PJMI/TlFhozWIBPI/AAAAAAAAAOc/NlfBsP0n6FU/s72-c/imagesCAHD8XTQ.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8518538344207111478</id><published>2011-08-20T12:43:00.000-07:00</published><updated>2011-08-20T12:43:24.604-07:00</updated><title type='text'>Cilt Güzelliği ve Polen</title><content type='html'>Ciltteki çeşitli lekelerin, sivilcelerin ve bozuk bir cilt oluşmasında en önemli etkenler, sindirim sistemindeki bozukluk, karaciğer, kansızlık veya temiz olmayan kandandır. Bilhassa sorun kanda ise; kan, derimize yönelik dış etkilere karşı koyabilecek cevherleri taşımıyorsa, normal insan tenine olumsuz etki yapamayan güneş ultraviyole ışınları bile, derideki kalkan görevi yapan kan maddeleri eksik olan kişiye etki yapıp, derisinde lekeler meydana gelmesini sağlar. Bu nedenle, önce kanın atık maddelerden arındırılıp tüm cevherlerle donatılması, kanın temizlenmesi, filtre edilmesi gerekir. Bunu en iyi Polen sağlar. Hiçbir cilt sorunu olmayan, canlı, sağlıklı, parlak, pembe bir cilt isteyen bayanlar, Polen yiyerek ve maskesini yaparak ten hücrelerini besleyebilirler. "Oriane" gibi birçok ünlü güzellik kreminin özü Polen'dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Ekim-1984 sayısında Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun'un yazısında: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Polen güzellik kremi olarak da kullanılır. Bunun için, bir kahve kaşığı polen öğütülür ve taze yumurta sarısıyla karıştırılır. Bu karışım hafif masajla yüze ve boyna sürülür. Yarım saat beklenir. Zamanı dolunca bol su ile yıkanır. Sonuçta cilt, parlaklık ve tazelik kazanır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ordanikbal.com/"&gt;http://www.ordanikbal.com/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-jp8LcFFpAvo/TlAOSjeZ76I/AAAAAAAAAOY/uUdySPxl2WA/s1600/IMG_0246.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" qaa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-jp8LcFFpAvo/TlAOSjeZ76I/AAAAAAAAAOY/uUdySPxl2WA/s320/IMG_0246.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8518538344207111478?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8518538344207111478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8518538344207111478' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8518538344207111478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8518538344207111478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/cilt-guzelligi-ve-polen.html' title='Cilt Güzelliği ve Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-jp8LcFFpAvo/TlAOSjeZ76I/AAAAAAAAAOY/uUdySPxl2WA/s72-c/IMG_0246.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7707401530488205748</id><published>2011-08-19T00:06:00.001-07:00</published><updated>2011-08-19T00:06:51.261-07:00</updated><title type='text'>Saç Dökülmelerinde Polen</title><content type='html'>Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşimindeki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur, cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saça faydası kullanımdan kısa süre sonra görülür. Saçın kök kısmına çok olumlu etki yapar. Bileşiminde yer alan niasin ve sistin maddeleri saç kökünü besler, dökülmesini durdurur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zayıf tellere canlılık verir. Saç hacmini geliştirir. Yani saçların dökülmesini durdurup, kopacak gibi duran saç tellerinin canlanıp gürleşmesine neden olur. Saçların korunmasında günde yiyeceğiniz bir çay kaşığı kaliteli polen yeterlidir. Dökülme fazlaysa bunu 3 çay kaşığına kadar yükseltebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7707401530488205748?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7707401530488205748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7707401530488205748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7707401530488205748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7707401530488205748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/sac-dokulmelerinde-polen.html' title='Saç Dökülmelerinde Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2632753188029683020</id><published>2011-08-17T22:42:00.001-07:00</published><updated>2011-08-17T22:42:23.306-07:00</updated><title type='text'>Kanser ve Lösemi Tedavilerinde Polen</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanser ve Lösemi tedavilerinde Kanser hücrelerini öldürücü veya durdurucu ilaçların yanında bu ana tedavilere yardımcı olan doğal maddeler de vardır. Polen bu yardımcı doğal maddelerin başında gelir. Dünyanın pek çok ileri ülkesinde yapılan konvansiyonel Kanser ve lösemi tedavileri öncesinde ve esnasında, hastalara bol miktarda polen de verilmektedir. Polen ya tabletler halinde veya doğal halinde hastaya yedirilerek kan değerlerinin düşmemesi ve bağışıklık bozulmaması sağlanmaktadır Polenin bileşimindeki vitamin ve mineraller kan yapıcı ve ümmün sistemi güçlü tutucu özellikte olduğu için diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi kanser türlerinde de mutlaka hastaya bol miktarda verilmelidir. Son araştırmalar polenin kanser hücrelerinin bölünüp çoğalması olan mitoz olayını azaltarak sitotoketki yaptığını da göstermiştir. Ünlü kanser araştırmacısı Berlin'li Dr.P.G.Seeger 'in görüşü de şöyledir: "Üstün bir doğal cevherler birleşimi olan polen, hastalık ve çeşitli yetersizlik hallerinde çok yönlü ve güçlü (Omnipotenter) bir etkiye sahiptir. (Kaynak: Alman tıp yayınından, Natureilpraxis, sayı 5, sayfa 437-444)" Dr.Seeger: "Yapısındaki maddelerin çok yönlü etkisini düşünerek poleni bir "hayat iksiri "olarak adlandırabiliriz. Onun bu özelliği gerçekte ferment fonksiyonu ve hücre solunumunu canlandırmasına dayanıyor ve onu birçok hastalığın hatta kanserin korunma ve tedavisinde çok değerli bir madde yapıyor." demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2632753188029683020?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2632753188029683020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2632753188029683020' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2632753188029683020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2632753188029683020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/kanser-ve-losemi-tedavilerinde-polen.html' title='Kanser ve Lösemi Tedavilerinde Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4410231387071221133</id><published>2011-08-16T13:32:00.001-07:00</published><updated>2011-08-16T13:32:33.697-07:00</updated><title type='text'>Bebek ve Gençlerde Polen</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni doğan bebek, anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik-kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır. Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standardı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4410231387071221133?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4410231387071221133/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4410231387071221133' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4410231387071221133'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4410231387071221133'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/bebek-ve-genclerde-polen.html' title='Bebek ve Gençlerde Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-996945015193721038</id><published>2011-08-15T13:00:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T10:19:41.509-07:00</updated><title type='text'>BAL SÜZME KAZANLARI EN UYGUN FİYATLAR</title><content type='html'>TSE li,İki yıl üretici firma garantisi,çok uygun kargo (Yalnızca17 lira).Üretici firma benka&amp;nbsp;Türkiye'nın en büyük arı malzemeleri ihracatcısı.&lt;br /&gt;"Hiç kimse ucuz mal alabilecek kadar zengin değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-AOrRIxgFjuk/Tkl6mORBbjI/AAAAAAAAAOQ/coSIuEXfZ2M/s1600/bal_suzme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" naa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-AOrRIxgFjuk/Tkl6mORBbjI/AAAAAAAAAOQ/coSIuEXfZ2M/s320/bal_suzme.jpg" width="192" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;GSM:505 691 2575&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-996945015193721038?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/996945015193721038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=996945015193721038' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/996945015193721038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/996945015193721038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/bal-suzme-kazanlari-en-uygun-fiyatlar.html' title='BAL SÜZME KAZANLARI EN UYGUN FİYATLAR'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-AOrRIxgFjuk/Tkl6mORBbjI/AAAAAAAAAOQ/coSIuEXfZ2M/s72-c/bal_suzme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8991381774839387666</id><published>2011-08-15T01:22:00.000-07:00</published><updated>2011-08-15T01:22:16.677-07:00</updated><title type='text'>Prostat Hastalığında Polen</title><content type='html'>Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8991381774839387666?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8991381774839387666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8991381774839387666' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8991381774839387666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8991381774839387666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/prostat-hastalgnda-polen_15.html' title='Prostat Hastalığında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4229739437908734952</id><published>2011-08-14T03:48:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T10:20:45.056-07:00</updated><title type='text'>BAL SÜZME MAKİNELERİ KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDELİM?</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makinenizi kullanmadan önce,kazan ve iç aksamın kaynar su ile iyice yıkanması gerekmektedir. Yıkanıp durulanmasından sonra kazanın içinde,balın kalitesini etkileyecek,su kalıntılarının kalmamasına özen gösterilmelidir.(Bu kurulama işleminde, hav bırakacak bir kez yerine;ya bir kurutucu ile ya da doğal yoldan, havalandırmak sureti ile yapmak en doğrusu olacaktır.) Artık,temizliğine ve tamamen kuruluğuna inandığımız makinemiz ile hasadı yapılan,balla dolu çerçevelerimizi süzme işlemine geçebiliriz. Peteklerimizi makinemizde süzebilmek için,ilk önce üzerlerindeki sırların,sır alma makinesi,bal bıçağı veya petek sır tarağı ile bozulması gerekir. Sırları alınmış çerçevelerin bal süzme makinesindeki kafeslere yerleştirirken,çerçeve kulaklarının aynı isikamette olmasına dikkat ediniz. Balın,süzülme esnasında,dışarı sıçramasını önlemek için,makinenin kolunu çevirmeden önce,kapakların iyice kapatıldığından emin olunuz. Makinenin dişli çarklara bağlı kolunu,önce yavaş yavaş çevirmeli ve sonra peteklerdeki ağırlık azalınca,çevirme hızlandırılmalıdır.(Çerçevenin tümü dolu ve ağır ise;bir yüzü tam süzülmeden,diğer yüzünü çevirip süzmeli ki,petekler bel verip kırılmasın.Sonra, çerçevelerin ilk seferde yarım bırakılmış tarafı yine dışa getirilerek tüm balın sızdırılması sağlanır.) Kolun çevrilmesi ile dönen kasnaklarda bulunan peteklerin hücrelerindeki ballar,merkezkaç kuvveti ile kazanın cidarına atılmasından sonra bu cidardan sızan ballar,kazanın alt yanında bulunan musluktan veya taban alt bölümünde bulunan alt tapa açılarak boşaltılır. Süzülecek bal kalmadıktan ve makinenin cidarındaki tüm balların süzüldüğüne emin olduktan sonra,kullanmadan önceki gibi,yalnızca su kullanmak sureti ile kazan içi ve aksamları yıkanmalı ve kurulanmalıdır.(Göstereceğiniz bu özen,hem insan sağlığına katkıda bulunacak,hemde Bal Süzme Makinenizi bir ömür boyu kullanmanızı sağlayacaktır.) NOT: UNUTMAYINIZ ! (Süzülecek ballı çerçevelerin,28-30'C derecelik bir odada bulunması ve sızdırılma işinin 25-27'C dereceden aşağı olmayan bir odada yapılması,bala akıcılık verdiğinden,balın peteklerden süzülmesi daha da kolaylaşacaktır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.suzen.comtr adresinden ALINMIŞTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.organikbal.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4229739437908734952?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4229739437908734952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4229739437908734952' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4229739437908734952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4229739437908734952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/bal-suzme-makineleri-kullanirken-nelere.html' title='BAL SÜZME MAKİNELERİ KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDELİM?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5737966132508400667</id><published>2011-08-14T02:33:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T10:21:39.473-07:00</updated><title type='text'>Bal Süzme Makinesi En uygun Fiyatlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-epoxh_tsJxM/TkeVtsa7XbI/AAAAAAAAAOA/iUOZTEe0fKI/s1600/bal_suzme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-epoxh_tsJxM/TkeVtsa7XbI/AAAAAAAAAOA/iUOZTEe0fKI/s1600/bal_suzme.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;En kalitelisi, en hasaplısı.iki yıl üretici firma garantisi dörtlü bal süzme makinesi.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Yalnızca 300 tl &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Kargo ücreti Türkiye'nin her yerine 20 tl adrese teslim.&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;İrtibat için :505 691 25 75&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5737966132508400667?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5737966132508400667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5737966132508400667' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5737966132508400667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5737966132508400667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/bal-suzme-makinesi-en-uygun-fiyatlar.html' title='Bal Süzme Makinesi En uygun Fiyatlar'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-epoxh_tsJxM/TkeVtsa7XbI/AAAAAAAAAOA/iUOZTEe0fKI/s72-c/bal_suzme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4176597799765859252</id><published>2011-08-14T01:33:00.000-07:00</published><updated>2011-08-14T01:35:10.927-07:00</updated><title type='text'>Kısırlık Probleminin Çözümünde Arı  Poleninin  Rolü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Xx4S6oysbvM/TkeIDaM1dBI/AAAAAAAAAN4/NZbKpRh4SUU/s1600/IMG_2938.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" naa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-Xx4S6oysbvM/TkeIDaM1dBI/AAAAAAAAAN4/NZbKpRh4SUU/s320/IMG_2938.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;, &amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10pt; line-height: 115%; mso-ansi-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;; mso-fareast-language: TR;"&gt;Polen &lt;b&gt;kısırlarda&lt;/b&gt; da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğündeki &lt;b&gt;hipofiz bezi,&lt;/b&gt; belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omurilik sinir telleri kanalı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında &lt;b&gt;"ovülasyon yokluğu",&lt;/b&gt; erkekte &lt;b&gt;"ozosperm"&lt;/b&gt; denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü,&amp;nbsp; Bal ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki &lt;b&gt;"Spazm"&lt;/b&gt;ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tamamıyla üretmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma; font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4176597799765859252?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4176597799765859252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4176597799765859252' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4176597799765859252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4176597799765859252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/ksrlk-probleminin-cozumunde-ar.html' title='Kısırlık Probleminin Çözümünde Arı  Poleninin  Rolü'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Xx4S6oysbvM/TkeIDaM1dBI/AAAAAAAAAN4/NZbKpRh4SUU/s72-c/IMG_2938.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3312741712149915167</id><published>2011-08-13T07:47:00.000-07:00</published><updated>2011-09-29T10:22:48.188-07:00</updated><title type='text'>Uygun Fiyatlara bal süzme Makinaları  - bal süzme kazanı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/"&gt;http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Bal Süzme Makinası&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s1600/bal_suzme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s1600/bal_suzme.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;www.organikbal.com&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;5056912575&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3312741712149915167?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3312741712149915167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3312741712149915167' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3312741712149915167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3312741712149915167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/uygun-fiyatlara-bal-suzme-makinalar-bal.html' title='Uygun Fiyatlara bal süzme Makinaları  - bal süzme kazanı'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s72-c/bal_suzme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2626394836817953900</id><published>2011-08-13T07:40:00.000-07:00</published><updated>2011-08-13T07:40:44.512-07:00</updated><title type='text'>Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri</title><content type='html'>Solunum Enfeksiyonları &lt;br /&gt;Bronşit şikayeti olan 260 çelik işçisine 24 gün boyunca, bağışıklık sisteminin lokal ve sistematik düzenlenmesi gibi çeşitli metotlar ve propolis etanol ekstraktının fizyolojik tuz çözeltisi lokal olarak uygulanmıştır. En iyi sonuçlar, propolis tabletleriyle birlikte alınan etanol ekstraktı ile elde edilmiştir. Propolis ayrıca faranjit, kronik bronşit, rhinopharyngolaryngitis, pharyngolaryngitis, nezle ve burun iltihabı gibi diğer otorhinolaryngologic rahatsızlıklarda da pozitif etki göstermiştir. &lt;br /&gt;Viral Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Klinik deneyler, insanlarda grip rahatsızlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Soğuk algınlığında, propolis kullanan hastalar 3 günde tamamen iyileşirken, propolis kullanmayan hastalarda bu sürenin 5 güne çıktığı görülmüştür. Deri hastalıkları geçiren hastalardaki klinik deneylerde, propolis kreminin uçuk tip 1 ve uçuk Zona Zoster virüslerine karşı belirgin tedavi edici özellikte olduğu gözlenmiştir. Propolis kremi yara ve acının süresini azaltmış, ayrıca yara nöbetleri arasındaki süreyi de azaltmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2626394836817953900?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2626394836817953900/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2626394836817953900' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2626394836817953900'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2626394836817953900'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/propolisin-insanlar-uzerindeki-klinik_13.html' title='Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6435408192792326074</id><published>2011-08-12T17:40:00.000-07:00</published><updated>2011-08-15T02:15:37.223-07:00</updated><title type='text'>Kaliteli Bal Süzme Makinesinin Özellikleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal Süzme Makinesi Modern arıcılığın en önemli aletlerinden birisidir Merkezkaç kuvvetiyle petek üzerindeki balların savrulması esasına göre çalışır özellikle süzme bal yapmak isteyen arıcılar için çok gereklidir Petekli baldan geleneksel yöntemlerle süzme bal yapılması balın kalitesini belirgin ölçüde düşürür Ama bal süzme makinesi ile bu sakınca bertaraf edilmiş olur Bal süzme makinesi paslanmaz çelikten yapılmış, ortasında bir dişli düzeneği, bu düzeneği çevirmeye yarayan bir kolu ve petekleri koymaya yarayan kafes şeklinde haznelerden oluşan bir kazandır Kol yardımıyla hızlı bir şekilde çevrilen haznelerdeki peteklerin içindeki bal, merkezkaç kuvvetinin etkisiyle yerlerinden savrulur ve kazanın dibine birikir Bal süzme makinesinin de çok çeşitleri bulunmaktadır İhtiyaca göre 3, 4 hatta 40 çerçeve alacak şekilde yapılmış olanları vardır Kovan sayısı çok olan profesyonel arıcılar için elektrikle çalışanları da yapılmıştır Bal süzme makinesi alırken ihtiyacımıza en iyi cevap verecek olanı tercih edilmelidir Kovan sayısını artırmayı düşünenler muhakkak fazla sayıda çerçeve alan tipleri tercih etmelidir İyi bir bal süzme makinesi muhakkak paslanmaz çelikten yapılmalıdır Çerçeve konulacak yerler sağlam ve çerçevenin konulmasını kolaylaştıracak şekilde olmalıdır Dişli düzeneğin kalitesi de bal süzme makinesinin verimliliğini etkileyen faktörlerdendir&lt;br /&gt;&amp;nbsp;http://www.aricilik.info/bal - suzme-makinesi.html adresinden alıntı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6435408192792326074?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6435408192792326074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6435408192792326074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6435408192792326074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6435408192792326074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/kaliteli-bal-suzme-makinasnn.html' title='Kaliteli Bal Süzme Makinesinin Özellikleri'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8871403521535865770</id><published>2011-08-12T16:57:00.000-07:00</published><updated>2011-08-12T16:57:30.229-07:00</updated><title type='text'>Prostat Hastalığında Polen</title><content type='html'>Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir. "Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8871403521535865770?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8871403521535865770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8871403521535865770' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8871403521535865770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8871403521535865770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/prostat-hastalgnda-polen.html' title='Prostat Hastalığında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3730214700981927934</id><published>2011-08-12T09:34:00.000-07:00</published><updated>2011-08-12T09:37:01.891-07:00</updated><title type='text'>Larva Transferi Kontrolü ve Diğer uygulamalar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-e94a44aa0531c3f4" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v22.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3De94a44aa0531c3f4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330382189%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2E0C464AFEE0AB736F0BFDF53217C9B7138FFBC9.1FF6C5AE1B1FC23F7DBA606E6BB0B46D2873862A%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De94a44aa0531c3f4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0XrIK5nngsmDgbsRxpoujOTUe6c&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v22.nonxt3.googlevideo.com/videoplayback?id%3De94a44aa0531c3f4%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1330382189%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D2E0C464AFEE0AB736F0BFDF53217C9B7138FFBC9.1FF6C5AE1B1FC23F7DBA606E6BB0B46D2873862A%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3De94a44aa0531c3f4%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D0XrIK5nngsmDgbsRxpoujOTUe6c&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3730214700981927934?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3730214700981927934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3730214700981927934' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3730214700981927934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3730214700981927934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/blog-post.html' title='Larva Transferi Kontrolü ve Diğer uygulamalar'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7590450410036103290</id><published>2011-08-12T07:42:00.001-07:00</published><updated>2011-08-12T07:42:41.614-07:00</updated><title type='text'>Solunum Sistemi Hastalıklarında Polen</title><content type='html'>Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yoluyla mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957'de ilk kez Pasteur Enstitüsü'nde polenin verem mikrobu olan "Koch" basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptanmıştır. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve bol B vitaminleri ile Polen, akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7590450410036103290?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7590450410036103290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7590450410036103290' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7590450410036103290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7590450410036103290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/solunum-sistemi-hastalklarnda-polen.html' title='Solunum Sistemi Hastalıklarında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7400549107280950907</id><published>2011-08-12T01:18:00.001-07:00</published><updated>2011-08-12T01:18:51.848-07:00</updated><title type='text'>Kansızlık ve Zayıflıkta Polen</title><content type='html'>Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder... Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; insan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70'inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7400549107280950907?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7400549107280950907/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7400549107280950907' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7400549107280950907'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7400549107280950907'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/kanszlk-ve-zayflkta-polen.html' title='Kansızlık ve Zayıflıkta Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-1615194442420695327</id><published>2011-08-12T01:10:00.000-07:00</published><updated>2011-08-12T01:23:48.472-07:00</updated><title type='text'>Bal Süzme Makinası En uygun Fiyatlar</title><content type='html'>Benka Arıcılıkktan Bal Süzme Makinesi - TSE li- İki yıl üretici firma garantisi- Çok uygun kargo masrafı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s1600/bal_suzme.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s1600/bal_suzme.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;İşte Özellikleri&lt;br /&gt;BA 550D 4'lü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal Süzme Makinası Boyutları: Çap: 52.5cm - Yükseklik: 110cm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapasite: 4 adet çerçeve Özelliği: Manuel Komple 430 Kalite Krom 0.50mm Sac Kalınlığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süzme Sepeti ve Ayakları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrostatik Boya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bal Süzme Sepeti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demonte Civatalı Sistem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portatif Ayaklı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:&lt;br /&gt;6 lı- 8 li motorlu, manuel bal süzme makinası çeşitlerimiz için irtibata geçebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-1615194442420695327?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/1615194442420695327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=1615194442420695327' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1615194442420695327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1615194442420695327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/benka-arclkktan-bal-suzme-makinesi-tse.html' title='Bal Süzme Makinası En uygun Fiyatlar'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-4hTjSboABcw/TkTf5qulKRI/AAAAAAAAANY/66AeEoBIU9w/s72-c/bal_suzme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6909241854432271977</id><published>2011-08-12T01:03:00.000-07:00</published><updated>2011-08-12T01:03:22.591-07:00</updated><title type='text'>Sindirim Sistemi Hastalıklarında Polen</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genellikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diyet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda geçici değil, kesinkes tedavi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.organikbal.com/"&gt;http://www.organikbal.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-sF_6jAQzNj8/TkTeQiBbOGI/AAAAAAAAANU/T6SbgbZPx7Y/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" naa="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-sF_6jAQzNj8/TkTeQiBbOGI/AAAAAAAAANU/T6SbgbZPx7Y/s1600/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6909241854432271977?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6909241854432271977/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6909241854432271977' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6909241854432271977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6909241854432271977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/sindirim-sistemi-hastalklarnda-polen.html' title='Sindirim Sistemi Hastalıklarında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-sF_6jAQzNj8/TkTeQiBbOGI/AAAAAAAAANU/T6SbgbZPx7Y/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8435150296045778800</id><published>2011-08-11T01:26:00.001-07:00</published><updated>2011-08-11T01:26:18.466-07:00</updated><title type='text'>Ruh ve Sinir Sistemi Hastalıklarında Polen</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine "Sinir dokusu vitamini" denilmesi de bundandır. Polende yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8435150296045778800?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Ruh ve Sinir Sistemi Hastalıklarında Polen'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8435150296045778800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8435150296045778800' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8435150296045778800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8435150296045778800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/ruh-ve-sinir-sistemi-hastalklarnda.html' title='Ruh ve Sinir Sistemi Hastalıklarında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-763260529888257491</id><published>2011-08-10T02:13:00.001-07:00</published><updated>2011-08-10T02:13:34.990-07:00</updated><title type='text'>Kalp ve Damar Hastalıklarında Polen</title><content type='html'>En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında "Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi'nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor." diye açıklamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-763260529888257491?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/763260529888257491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=763260529888257491' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/763260529888257491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/763260529888257491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/kalp-ve-damar-hastalklarnda-polen.html' title='Kalp ve Damar Hastalıklarında Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2197053319926645734</id><published>2011-08-08T01:55:00.001-07:00</published><updated>2011-08-08T01:55:39.034-07:00</updated><title type='text'>Polen, Vitaminler ve Mineraller Deposudur…</title><content type='html'>Polenin analizleri dünyanın ünlü laboratuvarlarında yapılmakta ve dünyaca tanınmış bir araştırma örgütü CNRS araştırma uzmanlarından Armond Ponds’un kitabında, polenin bütün vitaminleri taşıdığı açıklanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polende tüm vitaminler ve diğer cevherlerin insan yaşamı için en ideal oranlarda bulunması başka üstün bir özelliktir. Başka pek çok besinde bulunabilen vitaminler az, üreme, gelişme, düşünme, güç verme ve uzun ömür sağlaması gibi en önemli görevleri yerine getirmeyi sağlayan ve seçkin, az besinlerde bulunan vitamin ve diğerleri kat kat fazladır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindiği gibi “uzun ömür vitaminleri”dir. Dış etkenlere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoğaltarak hücreye bol oksijen gelmesini sağlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polen araştırmanlarından bilim adamı Alain Callas’ın bir analizi şöyledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gram karışık çiçek polenin de 500-900 mg. B1 ve 2760 mg. B5 vitaminleri vardır. Yani, günde alınacak 1 gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polenlerde ortalama olarak; %20-30 protein %45 serbest amino asitler, %25-30 doğal şekerler ve selüloz bulunmaktadır. Hiçbir bitkide bulunmayan süt şekeri Laktoz, polende bulunmaktadır. Sindirim fermentleri olan nişasta ve fosforu, büyümeyi sağlayan ve hızlandıran, hücre metabolizmasını uyaran yararlı hormonları, nükleik asitleri taşımaktadır. Tam 22 çeşit amino asit bulunan polene karşı bu çeşit, temel besinimiz olan sütte 17′dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polendeki tüm vitaminler, A, B1, B2, B3, B4, B5 (bol miktarda) B6, B7, B8, B12, ,C, D, E, H, P, PP’dir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polende 22 çeşit amino asit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonitrat ve fermentler vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polendeki H vitaminin varlığı, Rus araştırıcı Deviatrin ve Joirich tarafından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polende rutin de vardır. Ayrıca karabuğday, sedef otu ve frenk üzümünde rutin tespit edilmişti. Rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Chauvin ve Lenormand’ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiği de gün ışığına çıkarılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grecean ve Enciu’nun bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin, Staphylocoscus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis’e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polende bulunan başlıca amino asitler; Cystine, Histidin, Trytoptan, Methionin, Phenylalanin, Thereonin, Arginin, İzoleucin, Leuoin, Lysin, Valin, Glutamin’dir. Polende bulunan başlıca asitler, Pantethenic, Linoleik, Ascorbik ve Arachidonik’di. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise polende varlığı tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bulunan iz elementler, alüminyum, nikel, titanyum ve çinkodur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yaşam vitaminleri olan B’lere gelince:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Gram (dörtte bir çay kaşığı) polendeki 8 mg. B1 vitamini şu besinler sağlayabilir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70 gr bira mayası, 3 kg karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 40 beyaz ekmek, 20 kg elma veya domates. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 gr polendeki 5 mg. B2 vitaminini şu besinler sağlayabilir; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 gr bira mayası, 15 kepekli ekmek, 74 beyaz ekmek, 6 kg portakal, 12 kg domates, 16 kg elma &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 gr polendeki 27 mg. B5 vitamini (Pantotenik asit) şu besinler bulundurur; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 gr bira mayası, 13 kg sığır eti, 25 kg kabuklu buğday, 95 lt. süt Polen, bir protein deposu olduğu gibi aynı zamanda bir enerji kaynağıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gram polen ortalama 270 kalori verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2197053319926645734?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Polen, Vitaminler ve Mineraller Deposudur…'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2197053319926645734/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2197053319926645734' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2197053319926645734'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2197053319926645734'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/polen-vitaminler-ve-mineraller.html' title='Polen, Vitaminler ve Mineraller Deposudur…'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7267025705671268406</id><published>2011-08-07T00:48:00.000-07:00</published><updated>2011-08-07T00:48:12.711-07:00</updated><title type='text'>Doğa Harikası "Polen"</title><content type='html'>Bal makineleri olarak yaratılan küçük bal arıları vasıtasıyla bizlere ikram edilen harika besinlerden biri de “polen” dediğimiz çiçek tozlarıdır. Polen; Yeryüzünde bulunan binlerce tür çiçeğin cinsiyet hücreleri olup, bitkiler bu tozlar sayesinde nesillerinin devamını sağlarlar. Allâh-û Teâla Hicr Suresi 22. âyet-i kerimesinde; “ Biz rüzgârları (Çiçekten çiçeğe polenleri-çiçek tozlarını uçurarak) aşılayıcı olarak gönderdik.” buyurmaktadır.&lt;br /&gt;Balarıları da bitkilerin üremesinde aktif rol oynayan taşıyıcılardandır. Balarıları, çiçekli bitkilerden bal özü (nektar) toplarken aynı zamanda çiçek tozlarını yani polen zerreciklerini de arka bacaklarındaki polen sepetçiklerine doldururlar. Bu tozlar arılar tarafından kovana getirilirken özel bir madde ile yapıştırılarak polen tanecikleri haline getirilir. (Her bir polen taneciği yüz bin ila beş milyon adet polen zerreciğinden oluşmuştur.) &lt;br /&gt;Petek gözlerine depo edilen zengin vitamin, mineral madde ve protein kaynağı olan bu harika besin ile arılar yavrularını besler. Başka bir deyişle “Polen, arıların ekmeğidir.” Bu nedenle polene “arı ekmeği” ve bazen “ambrosia” denir. Arı sadece bal yiyerek hayatını sürdürebilir fakat yeni oluşacak ve gelişecek yavru için polen şarttır.&lt;br /&gt;Bitkilerin üremeleri için polenlerin aynı türden diğer bitkilere taşınmaları gerekir. Bu taşınma böceklerle veya rüzgarla olur. Bal arılarının çiçek nektarlarını toplarken, çiçeklerin üreme hücreleri olan polen zerreciklerini de arka bacaklarında toplayarak yavrularına yedirmek üzere kovana taşırlar Böylelikle arılar çiçeklerin tozlaşmasını sağlayan taşıyıcılardan olduğu için bitkilerin üremesine de aktif katkıda bulunurlar. &lt;br /&gt;Bir an için arıların olmadığını düşünürsek bitkilerde tozlaşma olmayacağı için bitkilerin üremesi duracak ve insanoğlu açlık nedeniyle yok olacaktır Buna işaret için ünlü bilim adamı Albert Einstein “Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insan sadece 4 yıl yaşayabilir.” demiştir. &lt;br /&gt;Bazı bitkilerin kokulu, parlak ve nektarlı polenleri vardır. Arılar ve böcekler tarafından taşınan, çapları ortalama olarak 100 mikron olan polenler, alerji bakımından o kadar önemli değildir. Bunların hem sayıları azdır hem de solunum yollarına giremeyecek kadar büyüktürler. Ayrıca bu polenlerin yapıları balmumu gibi olduğundan, bir böceğin ayağına veya bir bitkinin yüzeyine kolayca yapışırlar ve atmosfer havasına karışmazlar.&lt;br /&gt;Alerjik hastalıklar bakımından asıl önemli olanlar, 20-60 mikron büyüklüğünde ve rüzgarın etkisiyle çok uzak mesafelere taşınabilen polenlerdir. Bu boyutlardaki polenler rüzgar, yağmur, kuruluk, nem, vb. meteorolojik faktörlerin etkisiyle birkaç mikronluk çok daha küçük taneciklere parçalanırlar. Akçaağaç, dişbudak, ıhlamur gibi ağaçların hem böceklerle taşınan büyük polenleri, hem de rüzgarla taşınan küçük polenleri vardır.&lt;br /&gt;Polen, arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen, natürel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir.&lt;br /&gt;Polen, metabolizmamız için çok değerli temel maddeler içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaşamsal önem taşımaktadır. Polenler renk, şekil ve içerikleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler. &lt;br /&gt;Polenlerin %80′i sarıdır. Bunun dışında siyah, kırmızı, mor, pembe, eflatun vb. renklerde polene rastlamak da mümkündür. Polene bu renkleri veren renk maddeleridir. Bu renk maddelerden karotenoidler başlıcı a-karoten, b-karoten, lycopin, xanthophyl ve zeaksonthinden ibarettir. &lt;br /&gt;Klorofil varlığına polende rastlanılmamıştır. Polende ortalama %25 protein vardır. Protein miktarı polenin türüne, yöresine, toplama sistemine göre farklılıklar göstermektedir. &lt;br /&gt;Polen bilim dalı Patinoloji’dir. &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-9909v9IJxrU/Tj5DJAqCcGI/AAAAAAAAALo/MS-FQytoqp8/s1600/34939_1509261615950_1366625777_1359256_4692081_n-250x250.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="250" src="http://3.bp.blogspot.com/-9909v9IJxrU/Tj5DJAqCcGI/AAAAAAAAALo/MS-FQytoqp8/s320/34939_1509261615950_1366625777_1359256_4692081_n-250x250.jpg" width="250" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7267025705671268406?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Doğa Harikası &quot;Polen&quot;'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7267025705671268406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7267025705671268406' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7267025705671268406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7267025705671268406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/doga-harikas-polen.html' title='Doğa Harikası &quot;Polen&quot;'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-9909v9IJxrU/Tj5DJAqCcGI/AAAAAAAAALo/MS-FQytoqp8/s72-c/34939_1509261615950_1366625777_1359256_4692081_n-250x250.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4348259074356387316</id><published>2011-08-05T14:24:00.001-07:00</published><updated>2011-08-05T14:24:35.392-07:00</updated><title type='text'>Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri</title><content type='html'>Klinik deneylerde, propolisin tedavi edici etkisinin genellikle mikrobiyal kontaminasyonlardan kaynaklanan hastalıklarda verimli olduğu belirlenmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Solunum Enfeksiyonları&lt;br /&gt;Bronşit şikayeti olan 260 çelik işçisine 24 gün boyunca, bağışıklık sisteminin lokal ve sistematik düzenlenmesi gibi çeşitli metotlar ve propolis etanol ekstraktının fizyolojik tuz çözeltisi lokal olarak uygulanmıştır. En iyi sonuçlar, propolis tabletleriyle birlikte alınan etanol ekstraktı ile elde edilmiştir.&lt;br /&gt;Propolis ayrıca faranjit, kronik bronşit, rhinopharyngolaryngitis, pharyngolaryngitis, nezle ve burun iltihabı gibi diğer otorhinolaryngologic rahatsızlıklarda da pozitif etki göstermiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Viral Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;Klinik deneyler, insanlarda grip rahatsızlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Soğuk algınlığında, propolis kullanan hastalar 3 günde tamamen iyileşirken, propolis kullanmayan hastalarda bu sürenin 5 güne çıktığı görülmüştür. Deri hastalıkları geçiren hastalardaki klinik deneylerde, propolis kreminin uçuk tip 1 ve uçuk Zona Zoster virüslerine karşı belirgin tedavi edici özellikte olduğu gözlenmiştir. Propolis kremi yara ve acının süresini azaltmış, ayrıca yara nöbetleri arasındaki süreyi de azaltmıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Deri Enfeksiyonları&lt;br /&gt;Propolisin eter veya alkol ekstraktının (%1–10) klinik uygulamalarında 10 yüzeysel mantara ve 9 derinde yetişen mantara karşı etkili sonuçlar elde edilmiştir. 160 sedef hastasına 3 ay boyunca, günde 3 kez 0,3 g propolis verilmiş ve üçte birinin iyileştiği ya da tamamen kaybolduğu bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;110 mantar hastasına %50’lik propolis merhem olarak uygulanmış ve hastaların 97’sinde mükemmel sonuçlar ortaya çıktığı gözlenmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Diş Uygulamaları&lt;br /&gt;Propolisin plak oluşumu ve dişeti iltihabı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 öğrenci gruplara ayrılmıştır. Sonuçlar, propolisin oral hijyeni sağlamada yardımsı uygulama olarak faydalı olduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt;Klinik çalışmalar, propolis ağız yıkama çözeltisinin (1:5 su ile seyreltilmiş) diş eti kanaması ve periodontal rahatsızlıklarda önemli gelişme sağladığını göstermiştir. Hastalar, plak oluşumu ve dişeti ağrısı açısından değerlendirilmiştir.  &lt;br /&gt;Bir klinik çalışmada, propolis ve çinko oksitle hazırlanan dolgu, 150 hastanın diş oyuklarına indirekt olarak, 50 hastaya ise direkt olarak kaplanmıştır. Sonuçlar, propolisle hazırlanan dolgunun çinko eugenat ile aynı etkiyi gösterdiği ve kalsiyum hidroksit bazlı dolgulardan daha iyi iyileştirici etki gösterdiği ortaya konmuştur. &lt;br /&gt;Propolisin diş eti kanaması ve oral mukoza üzerindeki etkilerini incelemek üzere yapılan klinik çalışmada ise yara izi kalması açısından daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bir diğer çalışmada ise diş eti iltihaplanmasında da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Propolisin kemik yenilenmesi ve anestezik etkilerinden dolayı kanal tedavisinde kullanılması tavsiye edilmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yara Tedavisi ve Doku Yenilenmesi&lt;br /&gt;23–98 yaş arası tipik açık yarası bulunan 64 hastaya propolis içeren merhemler uygulandı. Yaralı bölgeye her gün propolis içeren merhem uygulandı, ayrıca yara çevresine antibiyotik merhemler sürüldü. Bu uygulama 4–12 hafta sonunda sonlandırıldı. Tedavi sonucunda 19 hastada hiçbir klinik gelişme gözlenmedi, diğer hastalarda ise önemli gelişmeler gözlendi. &lt;br /&gt;Propolis, yaraları enfekte olmuş hastalara uygulandığında, iyileşme sürelerinin arttığı ve aynı zamanda enfeksiyonun azaldığı gözlenmiştir. Yara bölgesindeki bakterilerin yarısını 4 günde ortadan kaldırılmıştır.&lt;br /&gt;Propolisin yaralar ve yanıklar üzerindeki etkileriyle ilgili çalışmalar sonucunda, kontrol denekleriyle karşılaştırıldığında, iyileşme hızının %80 attığı gözlenmiştir. Yanık, temiz yara ve enfekte olmuş yarası olan 229 hastaya %2 ve %8 propolis içeren krem uygulanmıştır. Hastaların %18’inde yüksek konsantrasyon 9. günde etki gösterirken, düşük konsantrasyonda propolis içeren krem %1.8’inde 16. günde etki göstermiştir. &lt;br /&gt;Yara ve yanıklara uygulanan düşük konsantrasyonlu krem ortalama 11 günde, iltihaplı yaralara 11 günde, enfekte olmuş yaraların %67’sine ise ortalama 38 günde iyileştirici etki göstermiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kulak Enfeksiyonları&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İç kulak iltihabı, dış kulak iltihabı ve benzer kulak rahatsızlığı olan 126 hasta üzerinde %5-10 propolis çözeltileri denenmiştir. Bütün rahatsızlıklar için propolisin iyileştirici etkisi olduğu belirtilmiştir (Matel ve ark. 1973). Propolis ayrıca kulaktaki akut rahatsızlıklara karşı da pzitif etki göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bağırsak paraziti şikayeti olan 138 hastaya %10-20’lik propolis ekstraktı uygulanmıştır. Çocuklarda düşük dozun tedavi edici etkisi olduğu gözlenmiştir. Yetişkinlerde ise %20’lik propolis ekstraktının, tinidazol ve anti protozoa ilaçlarıyla aynı dozda etki gösterdiği bulunmuştur. Propolis, Danimarka’da ülser ve Crohn hastaları üzerinde denenmiştir. Propolis ekstraktının ülser üzerinde etkili olduğu fakat Crohn hastalığına etkisi olmadığı bulunmuştur.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bağışıklık Sistemi Bozuklukları&lt;br /&gt;Bağışıklık sistemi bozukluğu olan iki hastaya propolis, esberitox N ve kalsiyum-Magnezyum kombinasyonu uygulanmış ve bağışıklık sisteminde ve klinik durumlarında olumlu gelişmeler elde edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İltihaplanmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aseptik necrosis hastası olan 22 hastaya düzenli olarak propolis enjekte edilmiş, 32 hastaya ise aynı şartlarda normal tedavi uygulanmıştır. Propolis tedavisi uygulanan hastalarda diğerlerine göre belirgin gelişmeler gözlenmiştir. &lt;br /&gt;Vajina ve uterus iltihaplanması şikayeti olan 90 hastaya %3’lük propolis etanol ekstraktı uygulanmış ve %50’den fazlasında olumlu gelişmeler sağlanmıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hastalıklara Karşı Etkiler&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Doğal penisilin olarak adlandırılan propolisin antibakteriyel, antiviral, antiseptik, antifungal antibiyotik özellikleri bulunmaktadır. Bu koruyucu ve tedavi edici özellikleri tüm dünyada yapılan çalışmalarla açıklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüberküloz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Sovyetler Birliği’nden V.H. Karinova ve E.l. Rodionova farklı türlerde ve aşamalardaki 135 tüberküloz hastasıyla çalışmışlardır. Hastaların yaş aralığı 6 ile 50 arasındaydı. Hastalara, alınan tepkiye göre, günde 3 kez, 4 ile 10 ay arasında propolis uygulanmıştır. Çalışma sonucunda 12 hasta haricinde bütün hastaların iyileştiği gözlenmiştir. Bu 12 hastanın ise böbrek tüberkülozu olduğu tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülser&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Romanya’da Dr. A. Vasilca ve Dr. Eugenia Milcu propolisin ülser üzerindeki tedavi edici özellikleri üzerinde çalışmışlardır. 34 kronik ülser hastasına 4 hafta boyunca propolis ekstraktı verilmiştir. 28 hasta tamamen iyileşirken 6 hastada önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bazı hastalara doku biyopsisi uygulanmış ve propolisin yenileyici etkisi gözlenmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Mitoz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;N. Popovic ve N. Oita adındaki Romanyalı medikal araştırmacılar, propolisin hücre bölünmesi üzerindeki etkileri ile ilgili bir bildiri yayınlamışlardır. Araştırmacılar, dokunun hiçbir zaman tamamen kanserli hale gelmediğini, her zaman sağlıklı hücrelerin bulunduğunu ve normal hücrelerin aktivitelerinin kanserli hücreler tarafından etkilendiğini belirtmişlerdir. Propolisin kanserli hücreleri durdurarak normal hücrelerin aktivitesini arttırdığını ve dokunun normal hale gelmesini sağladığını ortaya koymuşlardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Kolit&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi, kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve on dokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışıklık Sistemi&lt;br /&gt;Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği, bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis doğal, salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engellemenin yanında, onları vücuttan temizler. &lt;br /&gt;Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi propolis bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır. &lt;br /&gt;Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde, taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde sistem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.&lt;br /&gt;Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, birçok Sovyet ve Avrupalı bilim adamı tarafından gözlenmiş ve yayınlanmıştır.  &lt;br /&gt;Propolis’in yan etkisi var mı? &lt;br /&gt;Propolis ürünlerinin doğrudan bir yan etkisi bulunduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Ancak içerisinde polen bileşenleri taşıdığından, alerjik bünyeli kişilerde kullanımında dikkatli olunması gerekir. Bilhassa alerjik dermatit tipi yan etkiler görülebilmektedir. Görülebilme sıklığı yüzde 1.2-6.6. Yani ortalama her yüz kişiden beşinde bu tip şikayetler söz konusu olabilir.  &lt;br /&gt;Propolis taşıyan ilaçların yanı sıra kozmetik ürünlerde (şampuanlar, saç kremleri, dudak çatlamasına karşı kullanılan rujlar, diş macunları) yer alması nedeniyle, uzmanlar dikkatli olunmasını ve önceden alerji testi yapılmasını önermektedirler. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi propolis oldukça pahalı bir ürün olduğundan ‘propolisli’ diye reklamı yapılan ürünlerde bile kullanılması gereken miktarın çok altında bulunmaktadır. Dolayısıyla tehlike söz konusu değildir. &lt;br /&gt;Ticari Olarak Kullanımı&lt;br /&gt;Ham propolis, arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.Propolis piyasada şu formlarda sunularak satılmaktadır:&lt;br /&gt;1. Sıvı /ekstrakt /tinktur: En yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;2. Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;3. Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:&lt;br /&gt;4. Şekerler-sakızlar: Propolis bu ürünlerde tatlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.&lt;br /&gt;5. Boğaz pastil ve damlaları: Hızlı ve etkili çözüm sağlar.&lt;br /&gt;6. Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi&lt;br /&gt;7. Diş macunu: Enfeksiyonlara, diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;8.Cilt ve kozmetik kremleri, balzamları: Cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.&lt;br /&gt;9. Şampuan: Koruma ve kepeğe karşı.&lt;br /&gt;10. Sabun: Güçlü koruma.&lt;br /&gt;11. Ballı karışımlar…&lt;br /&gt;Rabbimiz,  Nahl-68’de balarısına vahyetmiş ve asırlardır insanlığın hizmetinde, aynı düzende bizlere örnek teşkil edecek şekilde hep çalışmışlar… Çalışmaya da devam etmekteler…&lt;br /&gt;Doğaya ve doğala dönmeye çalıştığımız bugünlerde, yüzyılımızın mükemmel doğal ilacından en güzel şekilde istifade edebilmemiz temennisiyle…&lt;br /&gt;Sıhhatle ve sevgiyle kalın… &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nazan Başoğul, 12/28/2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4348259074356387316?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4348259074356387316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4348259074356387316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4348259074356387316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4348259074356387316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/propolisin-insanlar-uzerindeki-klinik.html' title='Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7354859581674080109</id><published>2011-08-05T04:16:00.000-07:00</published><updated>2011-08-05T04:16:34.154-07:00</updated><title type='text'>Propolisin Özellikleri</title><content type='html'>Propolis  Özellikleri&lt;br /&gt;Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur. &lt;br /&gt;Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller. Klinik çalışmalar propolisin bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt;Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminasyon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır&lt;br /&gt;PROPOLİSLERİMİZ RESMİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ BÖLGEDEN DERLENMEKTEDİR.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-oQUTBVbBc2Y/TjvQ-O0bSDI/AAAAAAAAALU/vUOCsWNZkLw/s1600/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-oQUTBVbBc2Y/TjvQ-O0bSDI/AAAAAAAAALU/vUOCsWNZkLw/s320/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7354859581674080109?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Propolisin Özellikleri'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7354859581674080109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7354859581674080109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7354859581674080109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7354859581674080109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/propolisin-ozellikleri.html' title='Propolisin Özellikleri'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-oQUTBVbBc2Y/TjvQ-O0bSDI/AAAAAAAAALU/vUOCsWNZkLw/s72-c/254967_2083379728544_1366625777_2435705_6615428_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3503407422814595936</id><published>2011-08-04T03:34:00.001-07:00</published><updated>2011-08-04T03:34:44.248-07:00</updated><title type='text'>Asrın İlâcı -"Propolis"</title><content type='html'>Propolis işçi arıların, kovan içerisindeki besinleri, yavru arıları ve kendilerini, çeşitli mikroorganizmalardan (virüs, bakteri, fungus) korumak amacıyla bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk vb. kısımlarından topladığı reçinemsi maddeleri ve bitki nektarlarını, başlarında yer alan salgı bezlerinden salgılanan enzimler ile biyokimyasal değişikliğe uğratarak oluşturdukları üründür. Kovan çatlaklarını, kapısını sıvamak için, bunun yanı sıra kovana girip ölen fare, kertenkele gibi, dışarı atamadıklarını da her yönden zararsız duruma getirebilmek için bu madde ile sıvarlar. Arılar, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri öldürüp bu sıvıyla kaplarlar ve onu yalıtırlar. İnsanlar da arıların ürettiği bu maddeyi sağlık için tüketmektedirler.&lt;br /&gt;Propolis, çok iyi bir dezenfekte maddesidir. Eski Mısırlıların ölülerini mumyalamakta, Yunanlılar ve Romalıların yaraları tedavi etmekte kullandıkları ileri sürülen propolis, uzun süre ihmale uğramış, hatta unutulmuşsa da, son yıllarda insan sağlığındaki olumlu değeri tekrar anlaşılarak incelenmeye, kullanılmaya başlanmıştır.&lt;br /&gt;Ülkemizde propolise çeşitli adlar verilmektedir: Eğir mumu, eğer mumu, eğil mumu, eğin mumu, eğri mum, girabolu, girebo, kirebeli, kirebolu, pirebolu.&lt;br /&gt;Rengi: Arının topladığı yöreye göre değişirse de, sarımsı kahverengi, kırmızımsı yeşildir.&lt;br /&gt;Saklanması: Ağzı sıkıca kapanabilen, ışık geçirmez kaplarda, 3-8 derece arasında saklanır.&lt;br /&gt;Yan etkileri: İçindeki çiçektozunun %1 insanda alerji yapması dışında herhangi bir yan etkisi yoktur.Propolis suda erimediğinden toz olarak alındığında bozulmadan dışarı çıkar. En az %70, en çok %90’lık alkolde eritilerek kullanılır.&lt;br /&gt;Kompozisyonu &lt;br /&gt;Propolis içerisinde şu ana kadar 180 farklı bileşik tanımlanmıştır. &lt;br /&gt;Propolis ortalama olarak %55 oranında reçineli bileşikleri ve balsamları, %30 oranında balmumu, %10 oranında aromatik yağları ve %5 oranında arı poleni içermektedir. Kalan %5’lik kısmında ise, flavanoidler aminoasitler, çeşitli mineraller (alüminyum, bakır, çinko, demir, kalsiyum, mangan, silisyum, stronsiyum, vanadyum), vitaminler (E, H, P, B kompleksi), yağ asitleri ve en önemli olarak tanımlayabileceğimiz antibiyotik içeriği bulunmaktadır. &lt;br /&gt;Propolis içerisindeki farmakolojik olarak etkili en önemli bileşikler flavanoid grubu (flavonlar flavanollar ve flavanonlar), çeşitli fenolik ve aromatiklerdir. &lt;br /&gt;Propolis içerinde galangin, kaemferol quercetin, pinosembrin, pinosambrin ve pinobanksin olmak üzere 38 flavanoid tanımlanmıştır. Diğer fenolikler arasında sinnamik alkol, sinnamik asit, benzil alkol, benzoik asit, kafeik asit ve fenilik asit bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Propolisin kimyasal yapısı, bal arılarının ziyaret ettiği bitki çeşidine göre yüksek çeşitlilik göstermektedir.  &lt;br /&gt;Propolisin Tarihçesi &lt;br /&gt;Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popülerlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşfedilen yararları henüz çok az kalmaktadır.&lt;br /&gt;Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski Yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma’da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa’daki 12 yy. kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder. Propolisin yara iyileştirme özellikleri eski çağlarda Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Mısır, Yunan ve Romalılarca bilinmekteydi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Nasıl elde edilir?&lt;br /&gt;Arılar propolisi kavak, meşe, kayın, okaliptus ağaçları ve çalılıklardan toplarlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis, kovanda ancak diğer arıların yardımı ile boşaltılabilir. Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş deliği arkasında biriktirirler.&lt;br /&gt;Propolis Toplama Yöntemleri &lt;br /&gt;• Çerçeveler Arasından Toplama &lt;br /&gt;• Kovan Giriş Deliğinden Toplama: Polen üretimi ile birlikte yapılır. Bu amaçla polen tuzakları kullanılır. Arının dışarıdan getirdiği propolis, bu tuzaklardan geçerken hazneye düşer. &lt;br /&gt;• Örtü Bezinden Toplama: Bunun için teli özel örtüler kullanılır. Arılar bu telli örtünün deliklerini kapatmak için bu kısımları propolis ile doldurur. Bu örtü sıcak suya batırılarak propolisin suya geçmesi sağlanır. Buradan toplanır. &lt;br /&gt;Hangi hastalıklardan korunma için kullanabiliriz?&lt;br /&gt;Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis, geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir.&lt;br /&gt;Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur.Özetle propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.Propolisin Biyolojik Aktiviteleri&lt;br /&gt;Arılar tarafından doğadan toplanan propolis, insan sağlığı ve yaşam açısından son derece önemli bir maddedir. İnsanlar eski çağlardan günümüze kadar çeşitli enfeksiyonların tedavisinde doğadan toplanan propolisten yararlanmayı bilmişlerdir. Propolisin cerrahi müdahalelerde tıbbi mum yerine, savaşlarda yara ve dokuların iyileştirilmesinde vazelinle karıştırılarak merhem olarak kullanıldığı bildirilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanların üretemediği önemli ürünlerden olan propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır. Tıp alanında çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Propolis tıbbi etki açısından antibakterial, antiviral, antiseptik, antifungal ve antibiyotik özellik taşıması yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir. Propolisin yapısında bulunan ve büyük önem taşıyan flavanoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan ve antisteril etkili bileşiklerdir. Organik çözücülerde çözülen bileşik guruplar içerisinde flavanoidler en önemli gurubu oluşturmaktadır.  &lt;br /&gt;Flavanoidler, bitkilerin hemen her kısmında ve çok fazla sayıda bulunan pigment içeren maddedir. Bazı flavanoidler arının tükürük salgılarına karışan enzimlerle değişikliğe uğramaktadırlar. Flavanoidlerin bazıları çok çeşitli bakteri türlerine etkili olmaktadır. Flavanoidlerin kalp-damar sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu; kan dolaşımını düzenlediği; kılcal damar çatlamalarını azalttığı; mide mukozasını ülsere karşı koruduğu; mide yaralarını küçülttüğü; iç salgı sistemini düzenlediği ve halsizliğe karşı olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir. &lt;br /&gt;Organik çözücülerde çözülen önemli diğer bir gurup sinamik asit ve türevleri oluşturmaktadır. Bunlardan fülerik asit, gram(+) ve gram(-) bakterilerine karşı güçlü antibiyotik özelliği göstermektedir. Pıhtılaşmayı hızlandırarak yaraları hızla iyileştirdiği, cilt rahatsızlıklarında merhem şeklinde kullanımın çok olumlu sonuçlar verdiği ortaya konulmuştur. &lt;br /&gt;Tropik propolislerde bulunmayan kafeik asitin, antimikotik, antiviral etkileri yanında kuersetin ve luteolin maddeleri ile birlikte kansere karşı etkili olduğu bildirilmektedir. Antibiyotiklerle birlikte kullanıldığında bu ilaçların etkisini artırdığı, anestetik, antioksidatif etki gösterdiği, ikinci derecede yanıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği, çimlenmeyi engellediği ve güçlü bir antiseptik olduğu belirlenmiştir. &lt;br /&gt;Propolisin içerisinde bulunan kafeik asit başta olmak üzere bazı bileşiklerin özellikle uçuk ve grip etmeni bazı virüs türleri üzerinde etkili olduğu; kafeik asittin antitümer özellik taşıdığı ve bu nedenle akciğer kanserine karşı etkili olduğu bulunmuştur. Özellikle üst solunum yolları ve orta kulak enfeksiyonlarında, ağız yaralarında , mide gastrit ve on iki parmak bağırsağı ülserinde tedavi edici özellik gösterir. Propolis vücut fonksiyonları için gerekli bakterilere zarar vermeden enfeksiyonlara karşı, virüs öldürücü ve bakteri saldırılarını önleyici olarak insan ve hayvanlar üzerinde etkili olmaktadır.&lt;br /&gt;Propolisin içerdiği bioflavoidin iltihaplara karşı etkili olduğu ve vücudun güçlenmesinde önemli bir rol oynadığı Avrupa’ da yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Japonya’da yapılan klinik çalışmalar sonunda propolisin 3-12 ay süre ile sürekli alınmasının çeşitli internel kanser hücrelerini devitalize ettiği saplanmıştır. Bu nedenle propolis canlılar için büyük tehlike yaratan kanser hastalıklarının önlenmesinde önemli bir yere sahiptir. &lt;br /&gt;Propolisin kanserin semptomatik koşullarından olan hücre bölünmesinin kontrolünde önemli rol aldığı belirlenmiştir. Hipertansiyon, damar sertliği ve kroner kalp hastalıklarının tedavisinde 30 gün süre ile 3 kez alınan 300 mg propolisin olumlu etkiler verdiği, yapılan klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Eski Sovyetler Birliği’nde verem hastalığının iyileştirilmesinde hastalara 4 aydan 10 aya kadar 3 kez propolis verilmiş, olumlu sonuçlar alınmıştır. Romanya’da ülser tedavisinde, Rusya’da ameliyat öncesi ve sonrası enfeksiyonu önlemek ve ateş yükselmesini önlemek için hastalara propolis verilmektedir. Propolis histamin ve serotonin kaynağı olarak, vücudun herhangi bir alerjiye karşı mücadelesi için gereklidir. Histamin ve serotonin doku hormonları olup, direkt hücrelerde kalır. Alerji yapan madde hücre dışında kendisini bağladığında, bu iki madde alerjik reaksiyona neden olmaktadır. Yapılması gereken, bu maddelerin sızıntısını engellemektir ve bu da propoliste bulunan biofalavoidin alınması ile gerçekleşmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3503407422814595936?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Asrın İlâcı -&quot;Propolis&quot;'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3503407422814595936/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3503407422814595936' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3503407422814595936'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3503407422814595936'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/asrn-ilac-propolis.html' title='Asrın İlâcı -&quot;Propolis&quot;'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8736348403663690412</id><published>2011-08-03T04:41:00.000-07:00</published><updated>2011-08-03T04:41:09.748-07:00</updated><title type='text'>Propolsi Nedir?</title><content type='html'>Propolis Nedir? &lt;br /&gt;3/8/2011 · &lt;br /&gt;Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik'in sorularını yanıtladı.&lt;br /&gt;Propolis nedir?&lt;br /&gt;Propolis, arılar tarafından ağaçların tomurcuk ve kabuklarından toplanan, reçineli ve mum kıvamında olan ve arıların kovan içi temizlik ile kovanın yalıtımında kullandıkları bir maddedir. Rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Arılar, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri öldürüp bu sıvıyla kaplarlar ve onu yalıtırlar. İnsanlar da arıların ürettiği bu maddeyi sağlık için tüketmektedir. 1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin'e denk gelmektedir. Etken maddeleri nelerdir? Propolis örneklerinde bitkisel kaynağa bağlı olarak 150-200 bileşik veya kimyasal saptanmıştır. Bunlardan bazıları: Flavonlar ve flavonoidler, terpenler ve terpenoidler, aromatik asit ve esterleri, alifatik asit ve esterleri, amino asitler, alkoller, aldehitler, ketonlar, hidrokarbonlardır.&lt;br /&gt;Nasıl elde edilir?&lt;br /&gt;Arılar propolisi kavak, meşe, kayın, okaliptus ağaçları ve çalılıklardan toplarlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis kovanda ancak diğer arıların yardımı ile boşaltılabilir. Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş deliği arkasında biriktirirler.&lt;br /&gt;Propolis Toplama Yöntemleri • Çerçeveler Arasından Toplama • Kovan Giriş Deliğinden Toplama: Polen üretimi ile birlikte yapılır. Bu amaçla polen tuzakları kullanılır. Arının dışarıdan getirdiği propolis bu tuzaklardan geçerken hazneye düşer. • Örtü Bezinden Toplama: Bunun için teli özel örtüler kullanılır. Arılar bu telli örtünün deliklerini kapatmak için bu kısımları propolis ile doldurur. Bu örtü sıcak suya batırılarak propolisin suya geçmesi sağlanır. Buradan toplanır.&lt;br /&gt;Propolisin faydaları nelerdir?&lt;br /&gt;Anti-astmatik ( astım hastalıklarında) etki, anti romatizmal (Donadieu, 1979 etki, akciğer rahatsızlıklarında, melanoma ve tümör hücreleri tedavisinde, doku yenileyici, kapiller damarları güçlendirici, anti diabetik( şeker hastalığında), fitoinhibitor (Donadieu, 1979;Bianchi, 1991) etki gibi faydaları vardır. Propolisin herhangi bir yan etkisi yoktur ancak bazı kişilerde hafif alerjik reaksiyona neden olabilir. Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen " en mükemmel doğal ilaç" olduğu kabul edilmiştir. Propolis ile ilgili araştırmalardan çıkan sonuç nedir? Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.&lt;br /&gt;Sizin propolis ile ilgili çalışmalardan elde ettiğiniz sonuçlar neler?&lt;br /&gt;Biz propolisin özellikle kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz, bulgularımız gerçekten bizi çok heyecanlandırdı, çünkü çok başarılı ve ümit verici. &lt;br /&gt;Hangi hastalıklardan korunma için kullanabiliriz? &lt;br /&gt;Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir. Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur. Özetle propolis bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-x48m7_5UHS0/TjkzzJXzLmI/AAAAAAAAALE/m3YcLBrPS0M/s1600/253893_2081225594692_1366625777_2433093_4466120_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-x48m7_5UHS0/TjkzzJXzLmI/AAAAAAAAALE/m3YcLBrPS0M/s320/253893_2081225594692_1366625777_2433093_4466120_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8736348403663690412?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.organikbal.com' title='Propolsi Nedir?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8736348403663690412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8736348403663690412' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8736348403663690412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8736348403663690412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/08/propolsi-nedir.html' title='Propolsi Nedir?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-x48m7_5UHS0/TjkzzJXzLmI/AAAAAAAAALE/m3YcLBrPS0M/s72-c/253893_2081225594692_1366625777_2433093_4466120_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3344876614991554976</id><published>2011-01-24T13:43:00.001-08:00</published><updated>2011-01-24T13:43:36.298-08:00</updated><title type='text'>BAL VE ZENCEFİL</title><content type='html'>Zencefil binlerce yıldır Çin, Hindistan gibi ülkelerde bir çok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.Bizimde kimi yörelerimizde yemeklere katılan bir lezzet kaynağıdır. Ancak henüz layık olduğu ilgiyi görmediğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. &lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde gribe yakalandığımda bir tatlı kaşığı bal ile bir tatlı kaşığı zencefili bir  bardak süte katarak iyice karıştırdım ve içtim. Öncesinde okula nasıl gideceğimi, bu vaziyette ders işleyip işleyemeyeceğimi düşünürken, “en iyisi rapor  alıp birkaç gün dinlemek” diye içimden geçirmiştim.Aradan bir saat geçmemişti ki kendimi gayet zinde hissetmeye başladım.Bir bardak süt ile birlikte bir tatlı kaşığı bal ve zencefili sabah kahvaltıdan önce bir kez daha  içtim.Çok hafif öksürükten başka, halsizlik yorgunluk,baş ağrısı gibi gribal enfeksiyon alametlerinden hiçbirini yaşamadım.Derslerimi aksatmadan günü tamamladım.Benimkisi bir tesadüf mü idi yoksa gerçekten bu karışım iyileştirme özelliğine mi sahip ben bilemem. Bildiğim bir şey varsa oda iyileştiğim gerçeği.Gerisi tıp uzmanlarının bilebileceği bir iş.&lt;br /&gt;Fitoterapi uzmanlarının sitelerine baktığımda derlediğim bilgileri aşağıda belirteceğim.&lt;br /&gt;“Soğuk algınlığı,grip gibi hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırılıp macun yapılarak yenildiğinde insanın içini ısıtarak bronşlarını açar temizler.”&lt;br /&gt;Bir başkası: “Balgamı söktürür,öksürüğü keser.”&lt;br /&gt;“Zencefil aynı zamanda doğal aspirindir.Kanı sulandırır,damarları açar,pıhtılaşmayı önler.”&lt;br /&gt;“İyi bir zihin açıcıdır.Hafızayı güçlendirir,beyni canlandırır.İyi bir bulantı ilacıdır. Deniz ve araba tutmalarında kullanıldığında bire bir çözümdür.”&lt;br /&gt;“Zencefil anne sütünü artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir.Sindirim sistemini düzenler.hızlandırır, enerji verir.&lt;br /&gt;Yine aynı kaynakların vurgu yaptığı ortak nokta şu: Zencefil iki yaşından küçük çocuklara verilmemeli , yetişkinler dört gramdan fazla kullanmamalıdır.&lt;br /&gt;Bir Alman uzmanın şöyle söylediği de rivayet edilmektedir: “Bir kızım olsaydı adını zencefil koyardım”&lt;br /&gt;Evet zencefil böyle özellikleri olan bir bitki. Bu bitkiden maksimim düzey ve sürede faydalanabilmek için uzmanların tavsiyesi mutlaka bal ile tüketilmesi yönündedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3344876614991554976?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3344876614991554976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3344876614991554976' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3344876614991554976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3344876614991554976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/bal-ve-zencefil.html' title='BAL VE ZENCEFİL'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2549307346077758636</id><published>2011-01-23T04:45:00.001-08:00</published><updated>2011-01-23T04:45:37.536-08:00</updated><title type='text'>ZARARLI BAKTERİLER BALA KARŞI KOYAMIYORLAR</title><content type='html'>“Antibiyotiğe karşı direnç kazanarak bağışıklık sistemini zayıflatan zararlı bakteriler,bala karşı yamaktadırlar.Muhtevasında var olan bazı enzimler  sayesinde  bir çok zararlı bakteri yok eden bal,tifo ve dizanteri mikroplarını çok kısa sürede etkisiz hale getirmektedir.Bu konuda Tarım Dergisi’nde bir makale yayınlayan Ziraat Mühendisi  sayın Neriman KARA,yetişkin bir insanın yılda beş kilo bal tüketmesi gerektiğini belirterek ,”Bize sunulan bu çok özel besin,fiziksel olarak sağlık, zindelik getirdiği gibi ruhen de mutluluk ve dinginlik veriyor.”diyor.Balın en önemli özelliğinin bakteri barındırmaması olduğunu söyleyen sayın Kara, “ antibiyotiklere karşı dirençli olduğu bilinen bazı bakterilerin, bala karşı koyamadığının ispatlandığı” bilgisini veriyor.Bal sayesinde tifo mikrobu 48 saatte,dizanteri mikrobu ise 10 saatte yok ediliyor.&lt;br /&gt;Kansız kalmış kişiler,büyüme e gelişme çağındaki gençler ile her yaştan insanın beslenmesinde büyük önem taşıyan balda on iki değişik enzim yer almakta.Enzimler bütün biyokimyasal süreci organize ediyor.,hızlandırıyor ve hastalıkları iyileştiriyor.Balın içindeki magnezyum damarlarda kanın pıhtılaşmasını önlüyor,Stresin olumsuz etkilerinden koruyor.Potasyum, barsak adalelerinin faaliyetini artırıyor. İçerdiği polenler, bağışıklık sistemini kuvvetlendirirken ve besinler yoluyla zararlı maddelerin  etkisinden koruyan maddelerin bağırsakta serbest bırakılmasını sağlıyor.Balda ayrıca vücudun az miktarda üretebildiği chocin maddesi bulunuyor.Chocin karaciğerin yağ metabolizmalarını ayarlayarak yağ bağlamsını engelliyor.”&lt;br /&gt;Zencefille tüketilen bal, soğuk algınlığına bağlı mevsim hastalıklarının çok hafif atlatılmasını sağmaktadır.Bir bardak süte bir tatlı kaşığı bal, bir tatl kaşığı zencefil katarak oluşturacağınız bal şerbeti grip başta olmak üzere mevsimle hastalıkların hepsini çok dinç ve inde olarak atlatmanıza yardımcı olacaktır. Tecrübe ile sabittir.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTwitYfkKaI/AAAAAAAAAKI/FW_nYRj_bmM/s1600/0o%25C4%25B1u9009--0...jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTwitYfkKaI/AAAAAAAAAKI/FW_nYRj_bmM/s320/0o%25C4%25B1u9009--0...jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2549307346077758636?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2549307346077758636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2549307346077758636' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2549307346077758636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2549307346077758636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/zararli-bakteriler-bala-karsi.html' title='ZARARLI BAKTERİLER BALA KARŞI KOYAMIYORLAR'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTwitYfkKaI/AAAAAAAAAKI/FW_nYRj_bmM/s72-c/0o%25C4%25B1u9009--0...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2354219070283262370</id><published>2011-01-16T05:14:00.000-08:00</published><updated>2011-01-16T05:14:38.315-08:00</updated><title type='text'>ARILIK YERİ TESPİTİ</title><content type='html'>Arılık yerinin tespiti konusunda özellikle acemi arıcılarımız bir hayli sıkıntılar yaşamaktadırlar.Genellikle mekan seçimini de zorlandıkları gelen soru yoğunluğundan rahatlıkla anlaşılmaktadır.Kapalı yer mi, açık mekan mı ikileminde kalanlar çoğunlukla kapalı mekanın daha iyi olacağı düşüncesiyle hareket etmektedirler.Ne getirip ne götüreceği iyi hesap edilmeden bulunan ilk kapalı bir  yere arılar bırakılmaktadır.Belki ilk bakışta bir çok haklı neden bulunabilse de genel uygulamaya bakıldığında da arıların açık alanlara konaçlandırıldığı hemen fark edilmektedir.Ban göre kapalı mekanın riski açık alanlara göre aha çoktur.Ayrıca değerli Hocamız Prof. Dr. Muhsin DOĞAROĞLU  kapalı mekanlarda  yeterli hava sirkülasyonu olmayacağından biriken karbondioksitin arıların ölümüne neden olacağını belirtmektedir.&lt;br /&gt; Açık alanda arılar konaçlandırılmak istendiğinde ilk dikkat edilecek şey, hakim rüzgarlara açık olmamasıdır.Sürekli sert rüzgarların estiği bir mekanda  yaz mevsiminde arıların çalışma ritmi bozulup strese girecekleri gibi kışında uçma deliklerinden içeri dolan sert rüzgar, kovan içi salkımlarını bozacak ve arıların ölüm ,yitmesine neden olacaktır.Arkası kuzeye yaslanmış dağ eteği  yada tepe yamacı arı konaçlandırılmasında uygun mekanlar olarak görülmektedir. Az arılarda ise kuzey gerisinde bir duvar bulunan, uçuşunu engellemeyecek ön açıklığa sahip bir mekan arılık yeri için uygundur.&lt;br /&gt; Arıların suya uzaklığı da arıcılar tarafından hep merak edilmiştir.Arılık  ile suyun arasındaki mesafe ne kadar olmalıdır? Bu soruya lider arıcılar genellikle 500 m. cevabını vermektedirler.Arıların bulunduğu yere su kaynağı 500 m. Den uzak değilse özel tedbir almaya gerek yoktur.Eğer uzak ise arılıkta arıların su içeceği bir düzeneğin oluşturulması gerekir.&lt;br /&gt; Bunlardan başka birde yabani hayvan saldırılarına karşı alınacak tedbirler konusu gündeme geliyor ki, bu da yörelere göre değişiklik göstermektedir. Karadenizli arıcılar ayıya karşı tedbir alırken adeta köşe kapmaca oynuyorlar.Genellikle yüksek mekanlara kovanlarını yerleştiriyorlar.Böylece ayı saldırılarından kovanlarını koruyorlar.Diğer bölgelerde ise ayı tehlikesi olmadığı sürece ciddi bir hayvan saldırısı söz konusu olmamaktadır.  Bazen büyükbaş hayvanlar otlarken kovanlara sürtünüp devirebilirler.Bunun içinde arılığın etrafını dikenli tel ile çevirmek yeterlidir.&lt;br /&gt; Arılık seçiminde bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise yörenin flora durumudur.Bitki zenginliği yok ise,otlar kısa sürede çiçek açıp hemen kayboluyorsa, ya da o bölgede bol miktarda arı varsa  yani dar bir alanda  yüzlerce koloni bal topluyorsa burada başarılı arıcılık faaliyeti sürdürmek zordur.O halde yeni arıcı arı yoğunluğunu olmadığı başka bir mekanı tercih etmesi gerekir.Bu konuda verilebilen net rakamı dört yüz olarak hatırlıyorum. Üç km.lik bir alanda  dört yüz koloni varsa o bölge  potansiyel olarak ancak mevcut arıların ihtiyacına cevap verebilecektir.Bu sayının üzerine ilave edilen her koloni kendisiyle birlikte diğer kolonileri de zor durumda bırakır.&lt;br /&gt;Bu durumda yeni arıcı bölge dışından bir yer bulacak demektir.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTLvOPjIGII/AAAAAAAAAJ4/yxnAf0E_BFI/s1600/164125_173665736008958_100000965983836_357100_4066797_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="221" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTLvOPjIGII/AAAAAAAAAJ4/yxnAf0E_BFI/s320/164125_173665736008958_100000965983836_357100_4066797_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2354219070283262370?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2354219070283262370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2354219070283262370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2354219070283262370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2354219070283262370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/arilik-yeri-tespiti.html' title='ARILIK YERİ TESPİTİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TTLvOPjIGII/AAAAAAAAAJ4/yxnAf0E_BFI/s72-c/164125_173665736008958_100000965983836_357100_4066797_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5875221408368874679</id><published>2011-01-13T11:53:00.001-08:00</published><updated>2011-01-13T11:56:06.308-08:00</updated><title type='text'>ARI BİTİ</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TS9YMLU8PJI/AAAAAAAAAJc/-ihrbnggADU/s1600/thumbnailvcv.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="164" width="211" src="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TS9YMLU8PJI/AAAAAAAAAJc/-ihrbnggADU/s320/thumbnailvcv.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bu gün bir çok arıcı tarafından Varrova ile karıştırılan arı zararlısından bahsetmek istiyoruz.Arı biti:Zira bu zararlı da diğer zarlılar gibi mücadele edilmesi gereken muzır bir yaratıktır. Arı bitleri» (Braulidae) ailesinde, bilinen yalnız bir tek tür vardır: Kahvemsi ve kıllı minik arı biti {Braula coeca). Bu sinek kanatsızdır. Arı bitleri o kadar ufaktır ki, düzinelercesi  bir tek bal arısının sırtında kalarak bir arının üzerinden ötekine geçer ve ağızlarından yiyeceklerini alırlar.Yani  iyi bir arı asalağıdır.&lt;br /&gt;Larvaları da peteğin içine gömülerek balla veya polenle veya ikisinin karışımıyla beslenirler. Orta Avrupa ile Akdeniz ülkelerinde yaygın olan arı biti dünyanın, arı beslenen birçok kısımlarına yayılmıştır. Bu bakımdan arı yetiştiricilerinin çok dikkat emesi gereken arı düşmanlarından birisi de  başlıca düşmanlarından biri de arı bitleridir. Bu bitler arı kovanlarına büyük zarar verirler.Güçlü kovanlarda bulunamayacağını ifade eden arıcılar varsa da gerçekte az veya çok her kovanda bulunduğu bilinmektedir.&lt;br /&gt;Arı biti ile mücadeleyi ikiye ayırmak gerekir.Biri arıların geneline uygulanacak mücadele yöntemi diğeri ise yalnızca ana arıyı bitten kurtarma çalışmasıdır.Bunun için Türkiye arıcılığının piri büyük usta Nizameddin KAYRAL  Bey, şöyle bir yöntem tavsiye etmektedir: Kürdan şeklinde bir çöpün ucuna pamuk dolayarak  ballı petek gözüne batırdıktan sonra yakaladığımız ana arının üzerindeki bitlere hafif hafif elimizdeki kürdan ile dokunmaktır.Bu dokunuşlarla kürdanın ucundaki ballı pamuğa yapışan bitler ana arının üzerinden uzaklaştırılmış olacaktır.Büyük ustanın tavsiye ettiği bir diğer yöntem de ana arının avuç içine alınarak  sigara dumanının üzerine üflenmesi ve bir müddet avucun kapalı tutulmasıdır.&lt;br /&gt;Kovan geneli arı biti mücadelesinde  beş gram kadar kafur alınıp arılar üzerine serpelenir.Bu işlemi yapmadan  önce kovan tabanına bir kağıt serilir. Ertesi gün  kağıt üzerine dökülen bitler kağıtla birlikte alınarak dışarı atılır.O hayvancıkları yakmak  gibi bir yönteme baş vurulmasını ben şahsen doğru bulmam.Kafur ile yapılan mücadelenin varrova mücadelesi  içinde iyi geldiğini  hatırımızda tutmakta fayda var.&lt;br /&gt;Bir başka yöntem de arılar içeride iken bol miktarda duman vererek kovan uçma deliğini birkaç dakika kapalı tutmak şeklindedir. Bunda da arı bitleri kovan tabanına döküleceklerdir. Önceden serilen gazeteyi kovandan uzaklaştırarak arılarımız  bu muzır kücük canlılardan temizlemiş oluruz.Yine akşamları arılar çıtalar üzerine toplandığında üzerlerine püskürtülen şeker şerbeti de bu konuda bize yardımcı yöntemdir. Şeker şerbeti ile ıslanan bitler kendiliğinden tabana dökülecektir.Bunları ertesi kovan dip tahtasından uzaklaştırmak gerekir.Bu uygulamanın sıcak yaz akşamlarında yapılması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TS9YFIBmT2I/AAAAAAAAAJU/Z5bmRyrOYJ8/s1600/thumbnailCAHPZSQM.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="160" width="133" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TS9YFIBmT2I/AAAAAAAAAJU/Z5bmRyrOYJ8/s320/thumbnailCAHPZSQM.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5875221408368874679?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5875221408368874679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5875221408368874679' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5875221408368874679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5875221408368874679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/bu-gun-bir-cok-arc-tarafndan-varrova.html' title='ARI BİTİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TS9YMLU8PJI/AAAAAAAAAJc/-ihrbnggADU/s72-c/thumbnailvcv.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7940762444081733926</id><published>2011-01-11T13:57:00.001-08:00</published><updated>2011-01-11T13:57:07.252-08:00</updated><title type='text'>ARICILIKTA BAŞARI İÇİN TEMEL PRENSİPLER</title><content type='html'>Arıcılığa heves edenler, yeni başlayanlar, dostlar, arkadaşlar sıklıkla sorarlar: Hocam arıcılıkta başarılı olmak için neler yapmalıyız, nasıl çalışmalı nelere dikkat etmeliyiz?Tabi bir kitaplık sorulara bir cümlelik cevaplar istenir.Madem öyle bizde arıcılığa temel ilke olabilecek bazı prensiplerimizi  sıralayalım.Bu yazdıklarımıza elbette ilave dilebilecek görüşler olabilir.Bu kadarı bile bizi arıcılıkta  sıra   dışı arıcılar arasına dahil etmeye yeter. Yeter ki, biz bunları aksatmadan uygulayalım.&lt;br /&gt;1- Güçlü kolonilerle çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;2- Genç analar ile çalışılmalı, iki yılda bir analar değiştirilmelidir.&lt;br /&gt;3- Hiç aksatmadan sürdürülen bir varrova mücadelesi olmalıdır.&lt;br /&gt;4- İlk bahar ve sonbahar beslenmesine dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;5- Kolonileri nemden, rüzgar ve açlıktan korumalıdır.&lt;br /&gt;6- Yörenin kendi arısıyla çalışılmalıdır.&lt;br /&gt;7- Oğullar dala çıkarılmamalıdır.&lt;br /&gt;8- Arılar bölme yoluyla çoğaltılmalıdır.&lt;br /&gt;9- Tıpkı varrova mücadelesi gibi eşek arısı mücadelesi de kesintisiz sürdürülmelidir.&lt;br /&gt;10- Her yıl ihtiyacın kadar kullanabileceğiniz hazır kabartılmış peteğiniz olsun.&lt;br /&gt;11- Başka arılığa ait malzemeler kullanılmamalıdır.&lt;br /&gt;12- Oğul mevsiminde her altı günde mevcut çıtaların tamamı kontrol edilmelidir.&lt;br /&gt;13- Arıcı ana arılarını kendisi üretmelidir.&lt;br /&gt;14- Arıcı tertip  ve düzene dikkat etmeli, ayrıca kullandığı araç ve gereçleri sıklıkla temizlemelidir.&lt;br /&gt;15- Arıcı sürekli kendini geliştirmek için okumalıdır. Mevsimsel işler için özel okumalar yapmalı. Mesela: oğul zamanı oğulla ilgili yazılanları okuyarak kendisini bekleyen yeni duruma karşı donanımlı bulundurmalıdır.&lt;br /&gt;16- Arıcı ihtimal dahilinde bulunan her türlü  aksilik için önceden  tedbirler almış olmalıdır.&lt;br /&gt;17- Arıcı meteorolojik bültenleri iyi takip etmelidir.Güzel havalarda yapılacak işler ertelenmemelidir.Yarın ya da diğer  gün şu an var olan güzel hava  olmayabilir. Arıcılıkta seri hareket başarının önemli kurallarından birisidir.&lt;br /&gt;18- Arı hastalıklarına karşı hazırlıklı olmak gerekir.Hastalıkları tanımak,ilaçlarını hazır bulundurmak gerekir. Hastalılarda mücadelede öncelikli olarak balda, petekte kalıntı bırakmayan türleri tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;19- Arılığınızın bir yerinde anti histamik ilaçlarını bulundurunuz. Size olmasa bile bir kazazedeye(arı tarafından sokulan kimseye) gerekebilir.&lt;br /&gt;20- Arıcılığı sevmiyorsanız kazanç sağlamak  amacıyla arıcılık yapılmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7940762444081733926?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7940762444081733926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7940762444081733926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7940762444081733926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7940762444081733926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/aricilikta-basari-icin-temel-prensipler.html' title='ARICILIKTA BAŞARI İÇİN TEMEL PRENSİPLER'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7326651622407542850</id><published>2011-01-09T08:32:00.000-08:00</published><updated>2011-01-09T08:32:55.694-08:00</updated><title type='text'>ARILARDA UZLAŞMA KÜLTÜRÜ</title><content type='html'>ARILARDA UZLAŞMA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılarda diğer işler gibi yuva bulma  işi de uzlaşmayla belirlenir.Oğul vererek koloniyi terk eden arılar bir dala kamp kurar yaklaşık bir düzine arıyı yeni yuvanın bulunması için keşfe göndeririler. Bundan önceki yazımızda da  anlattığımız üzere Yuvanın iç hacminden  havalandırma  durumuna kadar bir çok yönden bulunan yer değerlendirilir  ve haber bekleyen koloniye iletilir.Koloni ilkgelen habere itibar edip hemen bulunan  yere göç etmeyi düşünmez. Diğer  keşifçiler de dönerek buldukları yer hakkında bilgi verirler.Bulunan yuvanın niteliği keşifçi arının dans hareketleriyle  belirtilir. Verilen bilgiler bir öncekinden iyiyse  birinci gelen kendi bulduğu yer için dans etmekten vaz geçer ve arkadaşınınkinin bilgilerini teyit için  arkadaşının bulduğu yuvayı incelemeye gider. Döndüğünde verilen bilgilere katılıyorsa arkadaşıyla birlikte aynı dansı yaparak arkadaşına katıldığını belirtir.Bu şekilde diğer arılarda buldukları yuva için bilgiler aktarır diğerlerininki kendilerininkinden daha uygun ise gidip uygun olduğu iddia edilen yuvada keşif yaparlar.Onlarda verilen bilgilere katılıyorlarsa kendi danslarından vaz geçerek arkadaşlarının buldukları yuva lehinde dans etmeye başlarlar.Keşifçiler arasında tam bir uzlaşma sağlanıncaya  kadar süreç bu şekilde işler. En sonunda karar verilen yere göç edilir.&lt;br /&gt;İnsanları bile kıskandıracak bu kadar üst düzey uzlaşma kültürünü arılar hangi demokrasi okulundan öğrenmişler dersiniz.Koloninin selameti için her bir arının hiçbir kompleks yaşamadan kendi buldukları yerden vaz geçmeleri ,arkadaşının bulduğu yuvanın daha uygun olduğu konusunda  görüş beyan etmeleri ne müthiş değer gamlıktır. Her kişinin asıl yükümlülüğünün, kendisini başkalarına, topluma adamak olduğu düşüncesine dayanan ve A. Comte ile Spencer'in temelini attıkları ahlak görüşünü okumuşlar damı bu bu asil davranışı sergiliyorlar.Arılar milyonlarca yıl öncesinden beri var olduğuna göre böyle tahsil filanında akıl dışı bir yaklaşım olması hasebiyle söylenebilecek geriye ne kalıyor?&lt;br /&gt;Yaratan ne yaratmışsa onları  mükemmel bir şekilde yaratmıştır.Arılar bu yüce hasletleri doğuştan beraberinde getiriyorlar.Yaratan onları dünyaya gönderirken bu donanımlarla yüklü olarak gönderiyor. Var mı başka bir izahı? &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSnjLLMvfUI/AAAAAAAAAJM/oxPK6hE0MTc/s1600/thumbnail.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="205" width="300" src="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSnjLLMvfUI/AAAAAAAAAJM/oxPK6hE0MTc/s320/thumbnail.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7326651622407542850?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7326651622407542850/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7326651622407542850' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7326651622407542850'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7326651622407542850'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/arilarda-uzlasma-kulturu.html' title='ARILARDA UZLAŞMA KÜLTÜRÜ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSnjLLMvfUI/AAAAAAAAAJM/oxPK6hE0MTc/s72-c/thumbnail.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-1136875115159754365</id><published>2011-01-08T00:46:00.000-08:00</published><updated>2011-01-08T00:46:23.422-08:00</updated><title type='text'>ÜSTÜN MÜHENDİS VE MATEMATİKÇİLER</title><content type='html'>Petekler altıgen prizma şeklinde olup, en az balmumuyla en çok balı depo edebilecek şekilde imal edilirler. 500 gram balmumundan otuz beş bin petek yapılıp, içine 10 kg bal saklanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan petekler kuvvet ve hafiflik bakımından birer harikadır. Duvarları santimetrenin 1/500’ü inceliğinde olup kendi ağırlığının 30 mislini taşıyabilir. Altıgen prizma aynı zamanda dışarıdan zorlamaya karşı en dayanıklı şekildir. Petek hücreleri o kadar muntazamdır ki, on sekizinci asırda yaşamış Fransız bilim adamı Remaur, bu hücrelerin çaplarının milletlerarası bir ölçü olarak kullanılmasını teklif etmiştir. Bütün petekler aynı büyüklükte değildir. İhtiyaca göre değişik konum ve şekillerde olurlar. Bir kısmı polen (çiçek tozu) veya balla doldurulmuştur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıların petek hücrelerini inşa ederken 3 ayrı açıyı dikkate almaları gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Petek hücrelerinin iç açıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Hücrelerin yere yaptıkları açı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Hücre tabanlarındaki eşkenar dörtgenlerin açıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arılar kusursuz bir altıgen için gerekli olan 120 derecelik açıyı da tamı tamına tutturarak petek hücrelerini inşa ederler. Bal arılarının petek inşasında dikkat ettikleri bir başka nokta ise hücrelerin eğimidir. Hücreler yere tam paralel olarak inşa edilse içeri konulan bal dışarıya akacaktır. Hücreler arılar tarafından her iki yana doğru 13'er derece yükseltilerek yere tam paralel olmaları engellenir.Arıların kullandıkları üçüncü açı ise hücre tabanlarının birleşme açılarıdır. Bu konu bilim adamları arasında tartışma yaratmış ve sonuçta yine arıların zaferi ile sonuçlanmış son derece dikkat çekici bir konudur.&lt;br /&gt;Not: Bu yazı Kadir KARADAĞ'a aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-1136875115159754365?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/1136875115159754365/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=1136875115159754365' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1136875115159754365'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1136875115159754365'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/ustun-muhendis-ve-matematikciler.html' title='ÜSTÜN MÜHENDİS VE MATEMATİKÇİLER'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3212258989519886703</id><published>2011-01-08T00:40:00.001-08:00</published><updated>2011-01-08T00:40:44.782-08:00</updated><title type='text'>BARINAKLARIN BELİRLENMESİNDE YAPILAN İNCE HESAPLAMALAR</title><content type='html'>Bal arıları oğul vererek çoğalırlar.Ana arı koloniden bir kısım işçi  arıyı yanına alarak yeni bir koloni oluşturmak üzere  kovanı terk eder.Bu hadiseye oğul verme denir.İşçi arıların geri kalan kısmı kolonini devamının sağlanması için birden çok günlük yavruya arı sütü vererek ana arı adaylarını beslerler. Bu özel besleme ile hangi yumurtaların  ana arı olacağı belirlenir.Bu arada koloninin esas ana arısı koloni tarafından horlanır, az besin verilir. Bunun neticesin ana arı ağırlığının  %25’ini kaybeder.&lt;br /&gt;Günler ilerler yeni ana arılardan ilki dünyaya gelir gelmez eski ana arı kovanı  terk eder.Kovanı tek eden müstakbel koloni müsait bulduğu en yakın bir yere, genellikle  bir ağaç dalına konar.Orada bir arı kümesi oluşturarak genelde koniye benzer bir görüntü vererek orada beklemeye başlarlar. Artık ne yurtları vardır  nede yuvaları. U durumun acil çözüme kavuşturulması gerekir.Hiç vakit kaybedilmeden bir grup işçi arı daha önceki bal özü toplama ve diğer  görevlerinden farklı olarak yeni bir görev üstlenirler. Yeni yuva için çevre araştırması yapmaya başlarlar.Şimdi aradıkları nektar bakımından zengin çiçek bölgeleri değil, ağaç ve kayalardaki oyuklardır.&lt;br /&gt;Bu keşif uçuşu yapıldıktan sonra eğer uygun olabilecek bir yer bulunursa  burada derinlemesine ve ince hesaplamalar yapılmaktadır.bazen bir saat süren inceleme işlemleri sürer.Çevresinde uçar, dışarıdan görünüşü ile ilgili değerlendirmeler yapar. Yerden yüksekliği kontrol eder.Genellikle keşif incelemelerinde keşifçi arı vaktini çoğunu iç değerlendirmelere ayırır. İçerde her yöne yürüyerek defalarca dolaşır.Bu konuda bir araştırma yapan Yale Üniversitesi’ inden Thomas Seeley,bu keşif yürüyüşleriyle yuvanın iç hacminin hesaplandığını ortaya çıkarmıştır.&lt;br /&gt;Öyle bulunan her delik yeni koloniye barınak olamaz. Yerden yüksekliği, hacmi, giriş deliğinin güneye bakıp bakmadığı, giriş deliğinin genişliği, bu deliğin tabana yakınlığı arılarca değerlendirilen özellikledir.&lt;br /&gt;Keşif için çıkan arılar uzun ve derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda yuva olma kriterlerine uygun bir barınak bulurlarsa koloninin haber beklediği yere dönerek  bulduğu yer hakkında arkadaşlarına dans hareketleriyle rapor verir.Bu bilgi aktarma işlemi genellikle 30 ila 60 dakika sürer.Bu uzun süreli dansın  karakteristik özelliği nektar yerinin tayinde yapılanın aynısıdır. Fakat bu kez çiçek tarlası değil koloniye yuva olmaya aday oyuk ya da delik hakkında bilgiler verilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3212258989519886703?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3212258989519886703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3212258989519886703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3212258989519886703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3212258989519886703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/barinaklarin-belirlenmesinde-yapilan.html' title='BARINAKLARIN BELİRLENMESİNDE YAPILAN İNCE HESAPLAMALAR'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8355492238512042438</id><published>2011-01-06T14:31:00.000-08:00</published><updated>2011-01-06T14:31:24.475-08:00</updated><title type='text'>DANSLI İLETİŞİM</title><content type='html'>rıların iletişim dili danslarıdır.Aralarındaki her türlü iletişim ve bilgi aktarımı dansları yoluyla olmaktadır.Arıların dans hızı sabit değildir. Bal özünün miktarına ve niteliğine göre değişiklik göstermektedir.Dansın şekli ve hızı keşifçi arının bulduğu nektar ile doğru orantılı olarak artmakta yada azalmaktadır. Arılar yalnızca nektarın azlığını çokluğunu tayin etmekle kalmıyor diğer nektar kaynaklarına göre niteliğini de belirliyor.Hepsi tamam da başka işçi arıların bulduğu diğer nektar kaynaklarının durumunu nasıl biliyorlar?Bir çok alanı tarama yaptıktan sonra bir kıyaslama yapmadıklarını bilim insanları bizlere aktarıyorlar.Bu konuda çok net bilgilere ulaşan Von Frisch’in arıları boyayarak yaptığı gözlemlerde hemen hepsinin n kendi nektar kaynaklarından hiç ayrılmadıklarını gözlemliyor.Bu nedenle başka yerlerde neler olup bittiğini bilemeyecekleri açık.Buna rağmen çevrede bilinen en zengin ve nitelikli nektar kaynaklarına kısa sürede ulaşmalarının bir birlerine karşılaştırmalı bilgi aktardığını hissettirse de  bunun nasıl olduğuna dair net bilgiler yok.Ancak bu tür kıyaslamaların kovan içinde kalan diğer alıcı arılarca nektar taşıyan arılara aktarıldığı görüşü en akla yatkın olanıdır.&lt;br /&gt;Alıcı arılar kaliteli ürünle gelen arının yükünü hemen boşaltırken , niteliksiz besinle gelenleri bekletmektedirler.Kaliteye bir çeşit ödül verilirken kalitesize de ceza gibi muamale de bulunmaktadırlar.Bu geciktirilme neticesinde keşifçi arıların dansları zayıf ve isteksiz olmakta ve yeni  bir durum değerlendirmesi yaparak kaliteli kaynaklara yönelmektedirler.Yani arıların dünyasında verimli olmak zorundasınız. Kaliteli ürünlerin altına imzanızı atmanız gerekiyor.koloni içinde itibarınız ürettiğiniz iş ve işin niteliği kadar olur.Burada tembelliğe atalete ,niteliksiz işe asla taviz yoktur.Ya iyi olacaksınız ya iyi olacaksınız. Başka alternatif yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim  bilir hangi laboratuarda hangi teknolojiyle nektar tahlilleri yapılarak , bu akıllıca işleri bu kadar kısa sürede yapıyorlar diyesimiz geliyor. Ama ortada böyle bir teknolojide şuur da yok. Yalnızca  bilinen tespit edilen ve harika işleyen bir düzen var.Öyle bir düzen ki kurulu bir saat gibi hiç şaşmadan milyonlarca yıldır devam etmekte.Bundan sonra kıyamete kadar devam edecek gibi görünmekte.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSZCtEHxqsI/AAAAAAAAAJE/jQyLvjggbUQ/s1600/2459_1099693965255_1013841204_332081_9323_n.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSZCtEHxqsI/AAAAAAAAAJE/jQyLvjggbUQ/s320/2459_1099693965255_1013841204_332081_9323_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8355492238512042438?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8355492238512042438/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8355492238512042438' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8355492238512042438'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8355492238512042438'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/dansli-iletisim.html' title='DANSLI İLETİŞİM'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSZCtEHxqsI/AAAAAAAAAJE/jQyLvjggbUQ/s72-c/2459_1099693965255_1013841204_332081_9323_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-713335785299719164</id><published>2011-01-05T11:22:00.001-08:00</published><updated>2011-01-05T11:22:57.852-08:00</updated><title type='text'>ARILAR ARASINDA HABERLEŞEME VAR MI?</title><content type='html'>ARILAR BİR BİRLERİNE BİLGİ AKTARIYORLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıların kendi aralarında iletişim kurdukları bir dilleri vardır.Adeta bilinçli varlıklar  gibi hareketler yaparlar,  içinde yaşadığı   hayat alnını değerlendirirler ve son derece yetkin kararlar alabilirler.Bu yönleriyle diğer bütün hayvanlardan daha  farklı olduklarını ortaya koyarlar.&lt;br /&gt;Arıların kovana taşınması gereken nektarın  yeri ve niteliği konusunda diğer bireylere haber aktardıkları1973 yılından beri net olarak bilinmektedir.Avusturyalı zoolog Karl von Frich, arıların bu özel iletişimi keşfi yapan arının , kovan içinde özel bir uçuşla sağladığını ortaya koymuş  bu çalışmasıyla 1973 yılında Nobel ödülü kazanmıştır.Kovanın yakınındaki bir nektar bölgesinin varlığının anlaşılmasından  kısa bir süre sonra,dakikalar içinde diğer bireylerin oraya akın akın geldiği görülür.Diğer arıların bu bölgeye yönelmesi bölgeyi keşfeden ilk arının diğer  arılara bilgi aktarması ile oluşmuştur. Bu bilgi aktarma işi arının kovan içinde yaptığı bir takım titreşim hareketleridir. Kimi uzmanlar bu titreşim hareketine arı dansı da derler.&lt;br /&gt;Nektar bölgesinin kovana yakınlığı veya uzaklığına göre , keşfi yapıp bilgiyi  aktaracak olan arının dans hareketleri değişiklik gösterir.Yakın için yapılan hareket ile uzak için yapılan hareket aynı değildir.Yakın için dairesel hareketler görülürken uzak için 8 şekilli hareketler görülmektedir.dansçı arı bu hareketlerine ilave olarak düz uçuşlar da yapar.Bu dans hem yiyeceğin ne kadar uzakta olduğu  hem de onu bulmak için hangi yöne uçulması gerektiği konusunda bilgiler içerir.Yiyeceğin uzaklığı dansın temposuyla anlatılır. Yakındaki besin kaynağı için hızlı, uzak için ise daha yavaştır.Arının kendini sağa sola salladığı düz uçuş sırasındaki yönü ise çiçek özünün  yerini belirtir.&lt;br /&gt;Esas ilginç olan bu haberleşme sistemi değil.Ondan daha gizemli olanı ise keşifçi arının  diğer arkadaşlarına bilgi aktardığı yer, ne nektar bölgesinin ne de güneşin görülemediği karanlık kovan içidir.Güneş arıların pusulasıdır.Karanlık bir zeminde güneşin açısına dayalı tarifler yapılmaktadır.Petekler kovan içine düşey konumda dizilmişlerdir.Bilgi aktaran arı bu düşey zeminde karanlık içinde diğer arkadaşlarına yatay düzlemsel bir bölgeye ait anlatımlar yapmaktadır.Bilgiyi alan arılar, yiyeceğe ulaşmak için dışarı çıktıklarında  aldıkları bilgileri yeni ortama uyarlarlar.Yine bu uyarlamanın nasıl yapılacağına , güneşe göre hangi açıya göre uçulacağı keşifçi arı tarafından kovan içi dans hareketiyle  herkesin anlayacağı şekilde anlatılır.Bilgiyi alan arılar adeta otomatiğe bağlanmış bir uçak gibi asıl gitmesi gereken yere hatasız olarak ulaşırlar.Bal özünü toplayıp kovan içinde kendilerini bekleyen işçi arılara teslim ederler.&lt;br /&gt;Aslında bütün bu anlattıklarımız  ne akıl nede idrak işidir. Yalnızca Yüce Yaratıcı tarafından yüklenen bir programın icrasıdır.Yoksa akıllı insanların, arıcılık üzerinde çalışarak Nobel ödülü kazanmış profesörlerin yapamayacakları harika  ürünleri arıların akıl ve idrakleriyle yaptıklarını iddia  etmek bir anda arıları profesörlere öğretmen yapar ki sanırım hiçbir kimse bu saçmalığı kabul etmek istemez.Demek ki Allah arı gibi bir böceğin aliyle bize bal gibi arı sütü gibi leziz ve eşsiz nimetleri ikram ediyor.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSTE9vGbbbI/AAAAAAAAAI8/3cz0t4MYGEQ/s1600/34857_131093670261058_100000812765746_152674_5503861_n.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSTE9vGbbbI/AAAAAAAAAI8/3cz0t4MYGEQ/s320/34857_131093670261058_100000812765746_152674_5503861_n.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-713335785299719164?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/713335785299719164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=713335785299719164' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/713335785299719164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/713335785299719164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/arilar-arasinda-haberleseme-var-mi.html' title='ARILAR ARASINDA HABERLEŞEME VAR MI?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSTE9vGbbbI/AAAAAAAAAI8/3cz0t4MYGEQ/s72-c/34857_131093670261058_100000812765746_152674_5503861_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4361662294494572201</id><published>2011-01-04T11:31:00.000-08:00</published><updated>2011-01-04T11:31:26.774-08:00</updated><title type='text'>KÖRÜK YAKITIMIZ VARROVA İLACIMIZ OLSUN</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSN1bXciXWI/AAAAAAAAAI0/GqvmXxvBKm0/s1600/sadf.bmp" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSN1bXciXWI/AAAAAAAAAI0/GqvmXxvBKm0/s320/sadf.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arıcı körüğü arıcının en temel malzemelerindendir.Maskesiz ve eldivensiz bile çalışsa arıcı, körüksüz asla  kovanın kapağını kaldırmamalıdır. Arı muayenesi yapılacağı yada her hangi bir şekilde kovan kapağı kaldırılacağında kullanma gereği duymasa  bile, olabilecek sürpriz durumlar için körüğünü yakılı tutmalıdır.Körük kullanıldıktan sonra içi boşaltılmalı,her hangi bir şekilde yağmur suyu veya başka şekillerde ıslanmayacağı, nem almayacağı bir yerde  içi dolu olarak yanmaya hazır şekilde bırakılmalıdır.Bu tür tedbirler bir sonraki  ziyaretimizde kullanacağımızda zaman kazandıracağı gibi ani ve acil durumlar için de isabetli bir tedbir olacaktır.&lt;br /&gt;Yakıt olarak  ağaç çürüğünden oluklu mukavvaya kadar yanabilen bir çok  gereç kullanılabilmektedir.Ancak körük yakıtında seçici olmak  tabii olan gereçleri tercih etmek gerekir. Bunun arı sağlığı için önemi olduğu gibi bal ve petekte  kimyasal kalıntı olmaması içinde gerekliliği vardır.Oluklu mukavva kullanımı kolay, bol ve soğuk  duman vermesi dolayısıyla tercih edilen bir yakacak türü olarak kullanılmaktadır.Bizzat  uygulamalarımızda gördüğümüz durum sonucunda kullanmaya karar verdim.Sebebi ise çıtaların üzerine zift akıtması en büyük neden olmakla birlikte muhtevasında bulunan  kimyasal maddelerin bal ve peteklerde kalıntı yapacağı düşüncesidir.&lt;br /&gt;Hem arıcılıkta hem de başka alanlarda kullandığımız bir çok malzemenin olumlu yanları olduğu gibi olumsuzlukları da bulunmaktadır.Kullanılacak araç ve gereçlerde fayda zarar analizi yaptıktan sonra  faydalı yönü çok olanı tercih etmek gerekir.Körük yakıtı ile varrova mücadelesinin de mümkün olduğu son zamanlarda çok yazılıp çizilmeye başladı. Bunlardan bir tanesi de portakal kabuklarının körük yakıtı olarak kullanılmasıdır.Konuyla ilgili makalede başarı oranını yüksek olduğunun altı çizilmekte yöntem arıcılara tavsiye edilmektedir.Madem ki bir yakıt kullanacağız neden portakal kabuğu yakmayalım ki?Bir diğer uygulamada kekiklerin kurutularak körük yakıtı olarak kullanılmasıdır. Gölge bir zeminde kurutulan kekiklerin nemlendirmeden ve özelliğini bozmadan  saklayarak hem varrova mücadelesinde hem de kovan muayenelerinde körük yakıtı olarak  kullanılması şahane bir durum.Mademki bu tür yakıtlar hem çalışmamızı kolaylaştıracak hem de varrova ile sürekli bir mücadele dönemi başlatacak , üstelik hiçbir olumsuz kalıntı bırakmadan olacak tabiî ki severek tercih ederiz.. Bu uygulamaya kafur adı verilen güzel kokulu bitkiyi de eklemek gerekiyor.Körük yakıtımız varrova ilacımızda olsun.&lt;br /&gt;Tabii bu bahsettiklerimiz ideal olan ve çok faydalı bir durumdur. Her yerde bol miktarda kekik toplayıp kurutup yakmak kolay olmasa gerek.Yazın ortasında portakal kabuğunu bir sezon yetecek kadar bulmanın da öyle kolay işler olmadığı ortada.Mümkün olduğu kadar doğal olanları ve özel faydaları bulunanları tercih etmek gerekir. Ağaç kabuğuve çürüğü , mısır koçanı, sığır tersleri elbette iyi birer yakacaktır. Ama en güzeli bize bir taşla iki kuş vurduran yakıt türleridir.Haydi portakal kabuğu toplamaya…&lt;br /&gt;“Mandalina, limon, greyfurt kabukları olamaz mı” diyenler oluyor.Okuduğum makalede portakal kabuğu yazıyordu.Gerisi sizin bileceğiniz bir iş.Bence önce portakal kabuğu ve kekik.Daha sonra onlar düşünülmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4361662294494572201?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4361662294494572201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4361662294494572201' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4361662294494572201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4361662294494572201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/koruk-yakitimiz-varrova-ilacimiz-olsun.html' title='KÖRÜK YAKITIMIZ VARROVA İLACIMIZ OLSUN'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TSN1bXciXWI/AAAAAAAAAI0/GqvmXxvBKm0/s72-c/sadf.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-729823794990223946</id><published>2011-01-03T10:51:00.001-08:00</published><updated>2011-01-03T10:51:15.700-08:00</updated><title type='text'>ARI SİGORTASI VE BİRLİKLERİMİZ</title><content type='html'>Anladığım kadarıyla adı var kendi yok bir sigorta ürünü  arı sigortası.İnterneti taradığınızda arı sigortasıyla ilgili bazı bilgiler bulsanız da derinlemesine indiğinizde karşınıza koskocaman bir hiç  çıkmakta. Bir tarım sigortası olan TARSİM’in arı sigortası hizmeti yok.Diğer sigorta kuruluşlarından bizim temas kurduklarımızın hiç birinin böyle bir hizmeti  de yok bu tür  bir sigorta hizmetinin  varlığı hakkında bilgileri de yok.Son bir haftada konuyla ilgili dokuz yazışma iki telefon görüşmesi bir yüz yüze görüşme gerçekleştirdim.Şu ana kadar arılarımı sigorta yaptıracak bir sigorta kuruluşuna ulaşamadım.&lt;br /&gt;Özel sigortaları bir nebze anlayışla karşılayabiliriz  ama TARSİM bünyesinde arı sigortasının olmayışına  ne denir?Arıcılık tarım faaliyeti değil mi?Bu soruya hayır değil diyemez.O halde bu kepazeliği ne ile açıklamak gerekiyor?Balığın tarım sigortası var arının yok.Arı risk grubu yüksek bir tarım faaliyetidir.Eğer arıda sigorta olmayacaksa diğerlerinin olmasına da gerek yok. Hepsinden daha öncelikli olarak  arının bu kapsama alınması gerekirken  dışarıda tutulmasının izahın neyle nasıl yaparlar doğrusu merak ediyorum.Gerçi bu utancın en büyük sorumlusu   biz arıcılardır. Bizim adımıza hizmete talip olan birliklerimizdir.&lt;br /&gt;Böylesi bir hayati konuda birliklerimiz  ne tür çalışmalar yapmışlardır bilen varsa bize de söylesin.Ben birliklere yazdığım yazıdan şu ana kadar cevap alamadım.Hesap sormadım.Yalnızca arılarımı nereye  sigorta yaptıracağımı bilemediğimi bu konuda yardımcı olup olamayacaklarını sordum.Tenezzül edip  bir cevap  bile yazmadılar.kaldı ki arı sigortası için sigorta şirketlerine bastıracakta sonuç alacaklar.&lt;br /&gt;Birliklerimizin varlığından nasıl haberdar olacağız. Onların var olduklarına alemet nedir?Hangi hizmetleriyle varlıklarını arıcılık kamuoyuna hissettiriyorlar merak ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-729823794990223946?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/729823794990223946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=729823794990223946' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/729823794990223946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/729823794990223946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/ari-sigortasi-ve-birliklerimiz.html' title='ARI SİGORTASI VE BİRLİKLERİMİZ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-1629345840856555861</id><published>2011-01-02T06:43:00.001-08:00</published><updated>2011-01-02T06:43:28.628-08:00</updated><title type='text'>KIŞ MEVSİMİNDE KOVAN İÇİ SICAKLIĞI</title><content type='html'>Arıların kışın soğuk günler ve gecelerde bir araya toplanarak salkım şeklinde kümelenir. Bu kümelenmeye  kimi yörelerde sakal denirken kimi yörelerde de salkım denilmektedir..Bu kümelenme bal kemerinden başlayıp geriye doğru çatı kiremitlerinin dizilişine benzer bir yapıdadır. Ön sırada olan balını yer geri çekilir, ikinci sıradaki gelir karnını doyurur sonra diğerleri sırayla gelerek baldan nasibini alır. Bu şekilde hem aç kalmazken hem de kovan içi sıcaklığı koloninin sönmeyeceği yükseklikte tutarlar. &lt;br /&gt;Altı derecede bile felç olarak ölüme mahkum olan arılar kışın dışarıda sıcaklık eksi 20’ lerde bile seyrederken içerde kolonini varlığını devam ettirecek sıcaklık var olmaya devam etmektedir.Çeşitli kaynaklar 6 derecede ölüme mahkum olan arının kovan içinde  salkım halinde iken eksi 12 dereceye düştüğünde bile ölmediklerini ifade etmektedirler.Tek başına altı derece sıcaklıkta ölen arı dayanışma sırrı ile eksi 12 derecede  bile hayatlarını sürdürebilmeleri ince bir sır olarak algılamak gerekir. Her şey bilimsel kurallarla açıklanamaz.Bu durumda onlarda biri olsa gerek.salkımın dış yüzeyinde sıcaklık eksi 12 olurken salkımın  merkezinde sıcaklığın artı 30 dereceyi aştığını işin erbapları yazıp çizip anlatmaktadırlar..İşin ilginç yanı arılar, salkım dış yüzeyinde dondurucu soğuğa maruz kalırken ölmüyorlar ancak salkımdan kaza eseri düşerlerse tabandan tekrar salkıma çıkamayarak orada ölüyorlar.&lt;br /&gt;Arılar nimeti de külfet ide eşit paylaşıyorlar.Merkezdeki bir arı orada üretilen maksimum sıcaklıktan eşit miktarda faydalandıktan sonra yerini arkasında sıralana bırakır. Kendisi dışa geçerken en dıştaki içeriye doğru bir basamak ilerler.Bu şekilde en dıştan içe doğru  herkes her basamakta bulunur.Kimse bencilik etmez biri diğerinin hakkına tecavüz etmez.&lt;br /&gt;Kışın dondurucu soğuklarının, başladığı, dışarıda besin kaynaklarının bulunmadığı, bulunsa bile gidiş dönüşün nerede  ise mümkün olmayacak kadar zorlaştığı bu zor günlerde arılar besinlerini  çok iktisatlı bir şekilde tüketirken ilkbaharda çıkacak yavrularını da düşünürler.Kovanda bulunan balların  % 20 sini son bahar ve kış mevsiminde tüketirken % 80 ‘ini ilk baharda doğacak yavrularına ayırır. Ana arının yumurta  atmaya  başlamasıyla  birlikte bal tüketimi hızlanır.Çünkü artık bahar gelmiştir. Etrafta çiğdemler çiçek açmış,bahar havası esmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;Arılar normal şartlar altında asla kovan içine pisliklerini bırakmazlar. Bir kış boyu barsaklarında  tutarak uygun hava şartları oluştuğunda dışarı çıkarak gerekli boşaltım işlemini yaparlar.Ancak arıcının takviye gıda  verirken kullandığı bozuk, malzemeler arının barsaklarınıda bozacağından ve dondurucu soğuklarda arını dışarı çıkması da mümkün olamayacağından kovan içini  kirlettikleri  görülse de aslında insan parmağının karıştığı yer karışıyor ve arının düzeni bozuyor.Yani olay arıdan değil arıcıdan kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;Arıların hızlı bal tüketişi hava şartlarının mevsim normallerinde seyretmesiyle bir tehlike oluşturmaz. Ancak aniden bozan hava arıları tekrar salkıma geçmeye zorlar ki bu durumda yavruların  istemeyerek ölüme terk edilmesi söz konusu olur.Bu çeşitli yavru  hastalıklarına davetiyede çıkarır.Böyle bir durumun yaşanmaması için alttan havalandırmalı kovanlarla çalışmak çözüm olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-1629345840856555861?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/1629345840856555861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=1629345840856555861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1629345840856555861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/1629345840856555861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/kis-mevsiminde-kovan-ici-sicakligi.html' title='KIŞ MEVSİMİNDE KOVAN İÇİ SICAKLIĞI'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-581852833952636783</id><published>2011-01-01T00:24:00.000-08:00</published><updated>2011-01-01T00:24:49.945-08:00</updated><title type='text'>ARICI EYLEM PLANI</title><content type='html'>Arıcılıkta  yeni yıl hemen hasattan sonra başlar.Ürününü alıp deposuna koyan üretici, hemen bir değerlendirme yaparak  kâr zarar cetveli çıkarır. Bir değerlendirmeyi  basitçe de olsa mutlaka yapar.Bu değerlendirmenin arkasından Gelecek sezon için Plan , proğram ve hazırlayarak  yeni bir başlangıç için düğmeye basar.Doğrusu da budur. Arıcılarımız sezon içinde elde ettikleri güzel neticeleri ve yaptıkları yanlışları, nedenleriyle birlikte not etmelidirler.Hataların tekrar edilmemesi , güzel işlerin sürekliliğinin sağlanması için bu gereklidir. Bu kayıt çalışmalarında bir ajanda kullanmak ideal bir yöntemdir. Gün gün ,tarih tarih  olumlu olumsuz yaşananların kayıtlarının tutulması,gözlemlenen ve yaşanan meteorolojik olayların buna eklenmesi,bu durumun flora yapısına yansımalarının takip edilerek kayıtlarının alınması önümüzün görülmesi açısından bizlere fikir verecektir. Bu şekilde oluşturulmuş kayıtlar yılların akışı içinde bulunmaz bir geri plan desteği olarak arıcının önemli bir avantajı olacaktır.&lt;br /&gt; Arıcı bir sezon boyunca yapacağı rutin işleri de plana bağlamalı günü geldiğinde gündemine alarak çalışmalarını yürütmelidir.Bir çalışma gündeme gelmeden  konuyla ilgili  bilgilerini güncellemeli, birikim ve tecrübelere ulaşarak buralardan  bilgi dağarcığına yeni bir şeyler taşımalıdır. Okuyacağı kitap ve dergilerin listesi belli olmalıdır.Sezon  içinde karşılaştığı sorunların çözümünde kolonilerin  her yönüyle  en sağlıklı şekilde yönetilmesine hazırlıklı bulunmalıdır.Mesela: oğul mevsimi için yapılacak planlamada  oğul için gerekli  ekipmanlar hazır tutulduğu gibi, oğul konusunda yazılanlar okunarak, bikrim ve tecrübelerden istifade edilerek arıcı kendini donanımlı bulundurmalıdır.&lt;br /&gt; Buna yıllık eylem planı da diyebiliriz.Yıllık eylem planını gerçekleştirmek için uygulayacağı, metot ,teknik ve stratejileri hazır bulunan arıcı,hiçbir olumsuzluk karşısında paniklemez. Yeni durumlara kolaylıkla ve soğukkanlılıkla müdahale edebilir, sorunun çözümünü sağlayabilir.&lt;br /&gt; Biz burada ideal bir plan ve programdan bahsetmiyoruz.Ancak bir fikir olması için akla pencere açıyoruz.Yeni yılda yeni bir başlangıç için bu tür bir anlayış içerisinde olunması gerektiğine işaret ediyoruz.Zira gideceği yönü bilmeyen geminin akıbeti,  kayalara toslamaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-581852833952636783?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/581852833952636783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=581852833952636783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/581852833952636783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/581852833952636783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2011/01/arici-eylem-plani.html' title='ARICI EYLEM PLANI'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-441155382926846563</id><published>2010-12-30T08:16:00.001-08:00</published><updated>2010-12-30T08:16:13.883-08:00</updated><title type='text'>UÇMA DELİKLERİ DARALTILMAMALI VE KAPATILMAMALIDIR</title><content type='html'>Bir arıcı büyüğümüzün aktardığı bir uygulamayı duyunca ülkemizde ne kadar bilinçsizce arıcılık yapıldığını bir kez daha anlamış olduk.O uygulama şu: Arılar kışta kovandan dışarı çıkarak karın üzerine düşüp ölmesinler diyerek uçma deliğini sinek teli ile tıkıyorlarmış.Bazıları da daha son baharda uçma deliğini bir arının girip çıkacağı kadar daraltıyorlar mış.&lt;br /&gt;Hemen itirazımızı bastık.Olmazdı, olamazdı.Kovan içinde ölen arılar dışarı atılmak için uçma deliği önüne getirilecek , dışarı atılamayacağı içinde orada birikinti olacaktır.Bu durum kovan içine dışarıdan gelecek temiz havanın içreriye girmesini engelleyeceği gibi, içerden dışarıya atılması gereken kirli  havanda akışını önleyeceğinden yanlış olduğunun altını çizdik.Bu durum koloni genel sağlığı için riskli bir durum.Hava sürkilasyonunun olmaması içeride rutubetin oluşmasına neden olacağı gibi biriken  biriken kirli hava nedenleriyle  koloni sönmesiyle sonuçlanacak sürece kadar gider.&lt;br /&gt;Hiçbir şekilde arının daralttığından daha fazla uçma deliği daraltılmasına gidilmemelidir.   Yağmacılık durumu, eşek arısı saldırısı gibi  geçici durumlar bahsimizin dışındadır.Kışın  yapılan bu tür uygulamalar kesinlikle yanlıştır.Kolonileri bu durumda olan arkadaşlarımız varsa hemen uygulamaya son vermeli, delik önüne biriken arılar oradan dışarı alınarak uzaklaştırılmalıdır.Kışın oluşacak neme karşı kovan içi havalanmanın kusursuz sağlanması gerekir.Üç beş arının ölümünün önüne geçmek için yapılan bir uygulama koloni ölümüyle sonuçlandığında, yapılan hayır ürkütülen kurbağayı değmeyecektir. Lütfen dikkat.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-441155382926846563?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/441155382926846563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=441155382926846563' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/441155382926846563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/441155382926846563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/ucma-delikleri-daraltilmamali-ve.html' title='UÇMA DELİKLERİ DARALTILMAMALI VE KAPATILMAMALIDIR'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4706421127859014517</id><published>2010-12-27T12:20:00.001-08:00</published><updated>2010-12-27T12:20:35.612-08:00</updated><title type='text'>ANA ARIDAKİ ESRARENGİZ GÜÇ</title><content type='html'>Ana arı,  her koloninin neslini devam ettiren esrarengiz bir varlık.&lt;br /&gt;Günlük üç yüz ila üç bin kadar yumurtayı petek gözlerine bırakan ana arı,bütün fizik kurallarını alt üst eden bir performans sergilemektedir. &lt;br /&gt;Ana arını  fiziki görünümü işçi arılardan biraz daha iri bir görünüme sahiptir.Her kolonide bir tane bulunan ana arı,arı sütüyle beslenerek ortalama altı yıl yaşayabilmektedir.Kovan yönetiminde de söz sahibi olan bu minik canlının  etrafında her zaman hizmetinde olan bir grup işçi arı vardır.Onun bakımı, beslenmesi, güvenliği işçi arılardan sorumludur.Ana arıyı kolonideki arılar seçerken koloni yönetimi ana arıya aittir.İşçi arılar beğenmedikleri ana arıyı görevden alarak yerine yenisini ikame derler. Bu yönüyle demokratik bir yapıya da sahip olan arı ailesinde sırlı, hikmet dolu binlerce hadiseden ana arı ile ilgili bir değerlendirmemizi taktirlerinize sunmak istiyoruz.&lt;br /&gt;Bilimsel kaynaklar namı diğer kraliçe arının  her gün  kendi ağırlığından fazla yumurtayı yumurtlayarak petek gözlerine bıraktığını belirtmektedirler.İlk bakışta çok normal bir durummuş gibi görünse de yakından bakıldığında akıllara durgunluk veren durumlar ortaya çıkmaktadır.Bunun ne demek olduğunu şöyle bir örnekle ifade edelim. 80 kg  ağırlığındaki bir insan her gün muntazam olarak  en az 80 kg ağırlığındaki bir maddeyi vücudundan çıkararak bir yerlere yerleştiriyor.Zaten kişi 80 kg ağırlığında.. 80 kg  da madde çıkarttı.Bizler bir ünite kan verdiğimizde hemen yerimizden kalkamıyoruz. Bir müddet istirahat ettikten sonra anacak normale dönebiliyoruz.:Hiç performansında eksilme göstermeksizin  ertesi gün yine, daha ertesi gün tekrar devam eden bir faaliyet. .Bu bir ömür devam etse ortada ne fizik kuralı ne kimya kural kalır.Ana arının yumurta performansı aynen bu örnekte olduğu gibidir.Bir ömür boyu petek gözlerini tek tek dolaşarak gece gündüz yumurta  atar..Ana arının etine budu ne? Alt tarafi bir arı işte. &lt;br /&gt;Bir yıllık yumurtasını bir araya toplama şansımız olsa ana arının  en az 300 katı büyüklüğünde bir kütlenin   birikintisini göreceğiz ki, bu ana arının cüssesini 300 ile çarpmak demektir.Bu ne muazzam güçtür. Ne müthiş performanstır. Ana arı nereden alır bu gücü? Kim sağlar ona bu kadar enerjiyi? Nerden gelir bu değirmenin suyu?&lt;br /&gt; Ömründe  yalnızca bir kez çiftleşme uçuşuna çıkan bu yumurta fabrikası minik kuş,programlandığı şekilde programını icra ederken programcısını bize  haber vermektedir.Gören gözlere Kainatın Sultanı’ndan getirdiği mesajları sunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRj1DsAiARI/AAAAAAAAAIs/zIKcT9ZYJ-I/s1600/75773_164458826923118_100000770055175_274234_6063829_s.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="98" width="130" src="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRj1DsAiARI/AAAAAAAAAIs/zIKcT9ZYJ-I/s320/75773_164458826923118_100000770055175_274234_6063829_s.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4706421127859014517?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4706421127859014517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4706421127859014517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4706421127859014517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4706421127859014517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/ana-aridaki-esrarengiz-guc.html' title='ANA ARIDAKİ ESRARENGİZ GÜÇ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRj1DsAiARI/AAAAAAAAAIs/zIKcT9ZYJ-I/s72-c/75773_164458826923118_100000770055175_274234_6063829_s.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2060786754998047458</id><published>2010-12-26T00:27:00.000-08:00</published><updated>2010-12-26T00:27:34.200-08:00</updated><title type='text'>ARILARDA ÜSTÜN IRK VAR MIDIR?</title><content type='html'>Daha Ocak ayına girmeden arıcılar bahar moduna girmeye başladılar.Bunda havaların iyi gitmesi başlıca faktör.Gelen soruların konuları arıcılarımızın en azından zihnen baharı görmeye başladıklarını gösteriyor.Ama henüz erken.”Arı almak istiyorum hangi ırkı tercih etmeliyim? Filan ırk çok iyi imiş sizin düşünceniz nedir?” şeklinde ki sorular yoğunlaştı.&lt;br /&gt;Öncelikle Aralık sonu itibariyle arı alınamayacağına göre en az üç ay beklememiz gerekmekte.Kovanların rahat muayene edilebileceği,arıların genel durumunun görülerek alınabileceği  Mart, Nisan aylarını beklememizde fayda var..&lt;br /&gt;Filan ırk diğerlerinden üstün şeklinde yargı yersiz ve anlamsız.Bilimsel gerçeklerle örtüşür yanı yok.Ancak diğer ırklarda kıyaslandığında kendi yöresinde üstün performans gösteren ırklar mevcuttur.Tabi arıcılarımız bu anlayışa kendiliğinden gelmediler.O halde ne oldu da üstün ırk furyası aldı başını gidiyor?&lt;br /&gt; Özellikle bazı  ana arı üreticileri, kendi ürettikleri ırkların rakipsiz  şampiyon ırklar odluklarını arıcılık kamuoyuna dayatmaya çalışıyorlar.Bu arada iyi niyetli dürüstçe iş üretenleri tenzih ederiz.Maksadımız kimseyi töhmet altında bırakmak değildir.”Yarası olan gocunsun.”  “Ticaret Ahlakı” diye bir şey var. Çok kazanmak adına arıcının ümit ve hayalleriyle oynamak ciddi ahlak zafiyeti olsa gerek.Bu gün arıcılık konusuna azıcık ilgi duyan herkes bilir ki  en değerli ırk ve ya ekotip kendi içinde bulunduğu bölgenin  coğrafik ve meteorolojik şartlarına uyum sağlamış genotiplerdir.Sanki böyle bir gerçek yokmuş gibi elinde bulunan ırkı bin bir gerçeği çiğneyerek insanları kandırmaya çalışmanın ne manaya geldiğinin izahını ben yapamam.İşin uzmanları bu tür davranış  bozukluklarına hiç de hoş olmayan isimler vermekteler.&lt;br /&gt; Bir çok bilimsel çalışma, her hangi bir ırkın kendi bölgesinden alınarak   asıl bölgesiyle ciddi farklar bulunan bir başka bölgeye nakledildiğinde  asıl bölgesinde gösterdiği performansı gösteremediğini ortaya koymaktadır.Bu gerçeğe rağmen “bütün arıcılar benim ürettiğim ırkla çalışmalıdır. Başka ırkla çalışırsanız hüsrana uğrarsınız.” gibi propagandalar üreten ve tüketen  adına da talihsizliktir. Burada devlet otoritesine görev düşmektedir. Ör: Artvin’ de üretilen ana arıyı Muğla’ya , Muğla’da üretilenin Ardahan’a pazarlanmaması noktasında  tedbirler geliştirmelidir.Her üretici kendi bölgesinin arısıyla çalışmayı ilke edinmeli, Tarım Bakanlığı bu konuda çıkaracağı bir yönetmelikle düzenleme getirmelidir.&lt;br /&gt; İnsanımız bilmediği konularda kolay ikna olmaya hazır bir karakter göstermektedir.Bu onun temiz kalpli oluşundan , karşısındaki insanın kendisini aldatmayacağı ön düşüncesinden kaynaklanmaktadır.Ama gerçek öyle değil.Maalesef çok kazanma uğruna atılmadık takla döndürülmedik dolap kalmamaktadır.&lt;br /&gt;Haddimiz olmadığı halde şahsımıza teveccüh göstererek  bize sorular yöneltip kendi çapında doğru karar verme arayışında olan arıcı arkadaşlarımı tebrik ediyorum.Sorup soruşturmadan propagandaların cazibesine kapılarak arı almak çoğu kez hüsranla sonuçlanacak macera olmaktan öteye gitmez.Her arıcı arı almadan önce bilimsel kaynaklardan  ya da bu konuda kariyer yapmış uzmanların kitaplarından konuya göz atarak bilinçlenmelidir. Hobici işletme sahiplerinin  ise kendi ana arılarını kendileri üretmesi en isabetli yoldur.Son cümle; yöresel ekotip veya ırklardan asla şaşılmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2060786754998047458?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2060786754998047458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2060786754998047458' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2060786754998047458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2060786754998047458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/arilarda-ustun-irk-var-midir.html' title='ARILARDA ÜSTÜN IRK VAR MIDIR?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5502065635530144210</id><published>2010-12-24T21:48:00.001-08:00</published><updated>2010-12-24T21:48:15.306-08:00</updated><title type='text'>“BALDA ŞİFA OLSAYDI ARILAR KIRK BEŞ GÜNDE ÖLMEZDİ”</title><content type='html'>Bir arıcılık formunda tartışılan bu konu , şeytanın avukatlığını yapma adına mı açıldı yoksa safdil bir gayretkeşin işgüzarlığı mı tam emin olamadığımızdan, verilmesi gereken en mutedil cevapları  orada da burada vererek konuyu cevapsız bırakmamaya çalıştık. &lt;br /&gt;Konu başlığının isabetsizliğini ortaya koymak adına şöyle bir sözde söylenebilir:Tıpta şifa  olsaydı, doktorlar ölmezdi.Öyle ise “hastahaneler, doktorlar, sağlık merkezleri, ameliyathaneler hepsi palavra.”Böyle bir yargı ile yola çıkıldığında bütür sonuçlara ulaşmak mümkün ama ne derece isabetli bir yaklaşım olurdu taktirlerinize sunuyorum.&lt;br /&gt;Zonguldak arı yetiştiricileri Birliği Başkanı Selahaddin Bey’de “Dünyada hayat olsaydı!!! İnsanlar ölmezdi.” Diyerek nükteli bir cevapla hislerimize tercuman olmuş.&lt;br /&gt;Tabiat büyük bir eczanedir. Eczacılık ilmi tabiattan beslenir. Bitkiler, çiçekler eczacılğın temel hammeddelerindendir.Arının hammaddesi de bunlar olduğuna göre neden bal da şifa olmasın ki?Bir kimyager içinde tabiat büyük bir kimyahanedir.Yalnız bir konuya dikkat etmekte fayda  var, her bitki her yerde her zaman olmuyor. Her bitkinin kendine özel hasiyeti var.Ne zaman hangi bitkiden elde edilen balda ne tür şifa olduğunu tesbit etmek  biz hobici arıcıların boyutlarını aşar.Biz tesbit edemiyoruz, bilmiyoruz, ifade edemiyoruz diye bitkinin kendi doğasında bulunan faydayı inkar etmek,doğrudan doğruya bilimi inkar etmektir.Gerçeği inkar etmektir.&lt;br /&gt;Haddi zatında arıcılık literatüründe apiterapi teriminin bulunması meseleyi kökten hallediyor.Dünyanın bazı yerlerinde apiterapi merkezlerinin açıldığını konuyla ilgili kaynaklardan görüyoruz,okuyoruz.&lt;br /&gt;Hele şu kudsi i fadenin üzerine söylenebilecek başka bir söz bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Rabbın sana emrettiği şekilde  dağlarda ağaçlarda kendine yuva tut, sonrada rabbın sana gösterdiği yollardan git derle topla. &lt;br /&gt;Bunda (BAL)  insanlar için şifa vardır, bunda da inananlar için TEFEKKÜR vardır.”Bunlar benim için yeterli.Fazla söze ihtiyaç yok ama yeterli olmayanlar için devam etmekte fayda var..&lt;br /&gt;“Geçmiş zaman insanları doğadan beslendiklerinden gıdanın sanayileşmediği dönemlerde   şekeri ancak doğal tatlılardan alıyorlardı,bu gün baldaki şekere ihtiyacımız yok” türünden yaklaşımlar da baldaki şifayı  inkar etmeye yetmez.Balda dün şifa varsa bugünde var yarında olacak.Kıyamete kadarda olacak.Arıyı yaratan Allah arının eliyle bize bal gibi bir şifa deposunu ikram ediyor.İnkar edilse de kabul edilse de bur gerçek değişmez.&lt;br /&gt;Baldaki şifayı tesbit edip insanlığın hizmetine sunması gerekenler mataryalist felsefenin güdümünde fil dişi kulelerden bilim adına bireysel bağnazlık göstererek apiterapiyide fitoterapiyide inkar etselerde, alternatif tıp kendini son yıllarda iyice hissettirdi. Darısı Apiterapiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5502065635530144210?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5502065635530144210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5502065635530144210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5502065635530144210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5502065635530144210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/balda-sifa-olsaydi-arilar-kirk-bes.html' title='“BALDA ŞİFA OLSAYDI ARILAR KIRK BEŞ GÜNDE ÖLMEZDİ”'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6210434430785763348</id><published>2010-12-22T08:45:00.000-08:00</published><updated>2010-12-22T08:45:51.135-08:00</updated><title type='text'>DONAN BAL VE  HMF  YÜKSELMESİ</title><content type='html'>Balda krıstalleşme , bal üreticilerini bir şekilde üstesinde geleme zorlayan  bir sorun olarak  kendini göstermektedir.Haddizatında krıstalleşen bal,doğallığını muhafaza eden, bir çok noktadan güvenilebilecek bal olduğu halde tüketici mutlaka krıstelleşmeyen bal  arzulamaktadır.Krıstalleşen bala hileli, sahte bal nazarıyla yaklaşmaktadır.Bu  çok büyük bir yanılgıdır.Krıstâlleşmenin, hile ile sahtekarlıkla bir alakası yok.. Ancak arının nektar getirdiği bitki ile doğrudan alakası olmaktadır.Her  doğal bal er veya geç krıstalleşir.bazı balların kırıstlelleşmesi iki yılı bulabilir.Balın saklandığı ortamın sıcaklığı bu durumu doğrudan etkiler.&lt;br /&gt;Bal üreticisi tüketicinin krıstalleşmeyen bala önem verdiğini bildiği için kendince çareler arar. Bu çarelerden en yaygını bala ısıl işlem uygulamaktır.Bir çok bal üreticisi HMF (Hidroksi Metil Furfurol un) ne olduğunu  hiç duymasmştır bile. “Balım krıstalleşipde müşterime mahçup olmuyayım” diyerek balını pekmez kaynatır gibi bir güzel fokur fokur kaynatır.Şimdi müşterinin istediği gibi bir bal olmuştur.Halbu ki, balın ısıtılması sırasında glikoz, fruktoz gibi şekerlerin asidik ortamda parçalanması sonucunda oluşan HMF un yükselmesi insan sağlığına zararlıdır.&lt;br /&gt;Bu nedenle bal hiçbir zaman doğrudan ısıl işleme tabi tutulmamalıdır. Bal ne kadar çok ısıl işleme maruz kalırsa ve sıcaklığı artırılırsa HMF oranı o denli yükselir ve bal kalitesiz hatta zararlı hale gelir. Eğer mutlaka bir ısıl işleme tabi tutmak gerekiyorsa  fan sistemi, ben mari sistemlerinden birini uygulamak gerekir. Büyük kazanlara şişeliri doldurup altını gür alev ile yakarak  uygulanan ısıl işlem resmen balı kaynatmadır. Bu tür ısıl işlem gören balların hemen hemen hiç krıstalleştiği görülmermiştir.&lt;br /&gt;Neden? &lt;br /&gt; Balı bal yapan özellikler içinde kalmadı da ondan.&lt;br /&gt;Bilgi çağını yaşadığımız, bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığı günümüzde hiç olmazsa müşteriler bal konusunda birkaç yazı okusalar, birkaç linki tklayıp birkaç bloga göz gezdirseler ne kadar büyük bir yanılgı ile hareket ettiklerini hemen anlayacaklar. Donmayan balın sahte olduğunu,glıkoz katıldığını, şeker katıldığını ya da  yanlış ısıl  işlemler ile balın zehire dönüştürüldüğünü görmeleri anlamaları pekte zor  olmayacaktır.&lt;br /&gt;Biz millet olarak öyle okumaya öğrenmeye, araştırmaya, sorgulamaya ve soruşturmaya  alışık olmadığımızdan  yine iş biz bal üreticilerine düşmektedir, birliklerimize düşmektedir.Medyanın gücünü de kullanarak bal tüketicilerinin hakiki balın ne olduğu ve olmadığı konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme  çalışmaları yapmalıyız. Bunun için bulabildiğimiz her fırsatı değerlendirmeliyiz,yoksa bu traji komik durum daha çok uzun seneler devam eder.Gerçek bala sahte, sahteye de gerçek diyen bir başka millet var mıdır sahiden merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRIrNAY9RCI/AAAAAAAAAIg/-K1Nm9g3U7k/s1600/imagesCAZBHU92.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="182" width="153" src="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRIrNAY9RCI/AAAAAAAAAIg/-K1Nm9g3U7k/s320/imagesCAZBHU92.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6210434430785763348?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6210434430785763348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6210434430785763348' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6210434430785763348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6210434430785763348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/donan-bal-ve-hmf-yukselmesi.html' title='DONAN BAL VE  HMF  YÜKSELMESİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRIrNAY9RCI/AAAAAAAAAIg/-K1Nm9g3U7k/s72-c/imagesCAZBHU92.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7627459797325224747</id><published>2010-12-21T02:57:00.001-08:00</published><updated>2010-12-21T02:57:55.811-08:00</updated><title type='text'>Petek Güvesinden Bal ve Peteklerimizi Nasıl Koruyabiliriz?</title><content type='html'>Her arıcı petek güvesiyle mücadele konusunda donanımlı olmalı bu birikimini de taviz vermeden uygulamalıdır.Tatbik edilmeyen bilginin hiçbir kıymeti yoktur.Atlanılan en küçük bir husus bile büyük bir mesele olarak bir karşımıza çıkabilmektedir.&lt;br /&gt;Diğer hususlarda olduğu  gibi bu konuda da güçlü  kolonilerle çalışmanın önemi kendini  bir kez daha göstermektedir.Evet arılığımızda bulunan her bir  koloni güçlü olmalıdır.Güçlü koloni bir çok konuda otomatik çözüm mekanizmasıdır.Hastalık ve zarlılarla mücadelede güçlü koloniler genellikle kendi meselelerini arıcıya bırakmadan kendileri halleder.&lt;br /&gt;Her hangi bir şekilde kovanlarda  güveli petek görülürse güve ağlarının bulunduğu bölge kesilerek imha edilmelidir. Güvelerin hakim olduğu kovanlar varsa bunlar arılıktan zaman kaybetmeden uzaklaştırılmalıdır.Etrafa atılan mum ve petek artıkları varsa toplanılmalıdır. Zira bu tür atıklar mevsimine göre yağmaya  davetiye çıkarabildikleri gibi petek güvesi içinde uygun ortamlar oluşturmaktadırlar. Zaten bilinçli bir arıcı hiçbir zaman rastgele bu tür atıkların arılığın civarına atmaz.Atmadığı gibi onları değerlendirme düşüncesinde de olur.Ayrıca kovanlar sağlam olmalı uçma deliği dışında herhangi bir delik yarık, çatlak  bulunmamalıdır.&lt;br /&gt;Petek güvesiyle ilaçlı mücadele yönteminden bizim ulaşabildiğimiz akademik yönü bulunan  hiçbir kaynak bahsetmemekte.Tecrübeye dayalı yazılmış bazı kaynaklarda kükürt vb vasıtalarla mücadeleden  söz edilse de  petek üzerinde yapılan her bir kimyasal müdahale geride kalan zehirleriyle insan sağlığını tehdit edici mahiyete bürünmektedir. Bizce Bu tür müdahalelerden kaçınılmalıdır.Bunun yerine  sıhhat yönünden risk unsuru barındırmayan yöntem ve teknikler araştırılıp uygulanmalıdır.&lt;br /&gt;Kabartılmış peteklerin ve balalı peteklerin güvelenmemesi için denenmiş ve netice alınmış en güzel yol, derin dondurucuda bekleteme yöntemidir. Yirmi dört saat derin dondurucuda bekletilen hiçbir ballı çıta ve kabarmış çıtanın daha sonraki süreçte güvelendiğini şahsen görmedik.Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var o da şu: derin dondurucudan çıkarılan çıtalar dondurucuya konulmamış diğer  çıtalarla aynı yere konulmamalıdır.Böyle bir hata yapıldığında orada var olan kelebekler yeni yumurtalar atarak tekrardan güvelenme ortamı hazırlayabilirler.&lt;br /&gt;Çok sayıda kabartılmış peteği varsa bir arıcının en emin yol soğuk hava deposudur.Peteklerini bir soğuk hava deposuna emanet ederek sezonu gelinceye kadar orada bekletilmesi pratik bir çözümdür.&lt;br /&gt;Tek çözüm bizim önerdiklerimizden ibaret değil .Bir çok arıcı çeşitli meyve sebze yaprakları kullanarak güvelenmenin önüne geçtiklerini ifade etseler de bunlar tarafımızdan denenip uygulanmadığı ve literatürde rastlayamadığımızdan burada zikretmiyoruz.Ama iddia sahipleri çok ciddi olarak yöntemlerini savunuyorlar. Bunlardan en çok dile getirileni yeşil ceviz yaprağının çıtalar arasına konulmasıdır. Bu yöntemle de güvelenmenin önüne geçildiği görüşü arıcılar arasında sık  dile getirilen hususlardandır.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRCIBPNyiNI/AAAAAAAAAIY/rMSpcAFWQHk/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="194" width="259" src="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRCIBPNyiNI/AAAAAAAAAIY/rMSpcAFWQHk/s320/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7627459797325224747?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7627459797325224747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7627459797325224747' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7627459797325224747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7627459797325224747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/petek-guvesinden-bal-ve-peteklerimizi.html' title='Petek Güvesinden Bal ve Peteklerimizi Nasıl Koruyabiliriz?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TRCIBPNyiNI/AAAAAAAAAIY/rMSpcAFWQHk/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-6221066954912035861</id><published>2010-12-19T21:27:00.000-08:00</published><updated>2010-12-19T21:27:49.567-08:00</updated><title type='text'>Balda Zararlı Madde Olur mu?</title><content type='html'>Balın kendi yapısında zararlı madde yoktur.Diğer tarımsal ürünlerde de olduğu gibi bal üreticisi, hastalık ve zararlılarla mücadele ederken çeşitli ilaçlar kullanmaktadır.Bu ilaçların bir çoğu peteklerde ve balda kalma özelliğine sahip olduğundan balda zararlı madde olarak kendini göstermektedir.Bunların tespiti ise çok ileri derecede labaratuar analizleriyle anlaşılmaktadır.Bu konuda özen göstermeyen bir çok üretici istemeyerek ve farkında olmadan hatalar yapmaktadır.&lt;br /&gt;O halde ne yapmalı, nasıl yapmalı ki sağlıklı bal tüketebilmeliyiz? Hepimiz biliriz. Bal alırken zihnimize balın hakiki bal olup olmadığına dair şüpheler geliverir.Neden böyle olur?Nedenine verilecek çok cevap olmakla birlikte tüketicilerin ne yapması gerektiğine dikkati çekmek istiyorum.&lt;br /&gt;Balın üretimi sırasında hastalık ve zarlılara karşı kullanılan ilaçlar kimyasal mı biyolojik mi? Bunun anlaşılması gerekir.kimyasal ilaçlar az veya çok bal ve peteklerde kalıntı bırakmakta bu da tüketicide sağlık sorunları olarak kendini göstermektedir.Gerçi bu sağlık sorunları kısa vadede kendini göstermez. Ama totalde kişinin sağlığının bozulmasına etki eden bir faktördür.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ7pT65oEQI/AAAAAAAAAIQ/Yew6ybeFgdY/s1600/Resim%2B477.jpg" imageanchor="1" style="clear:left; float:left;margin-right:1em; margin-bottom:1em"&gt;&lt;img border="0" height="240" width="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ7pT65oEQI/AAAAAAAAAIQ/Yew6ybeFgdY/s320/Resim%2B477.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arı hastalık ve zarlılarıyla mücadelede biyolojik yöntemler  tercih edilmiş ise bu tür ballar güvenle tüketilebilir.Biyolojik mücadele yöntemlerinin hiç birinin insan ve hayvan sağlığına olumsuz etkisi yoktur.Birde organik jeller ve kokular var. Bunlarda insan sağlığını tehdit etmemektedir.&lt;br /&gt;Diğer bir hususta arının bal topladığı bölgede  yüksek yoğunluklu zirai ilaçlamalar yapılıyorsa bu da balda kirlenmeye neden olacak ciddi bir faktördür.Toprağın  30 metre altından çıkarılan su da bile zirai ilaç kalıntısına rastlanırsa artık o tarla ve bahçelerden toplanan bal nektarının durumunu bir siz düşünün. Hastalık  ve zararlılarla mücadelede  balda kalıntı bırakmayan yöntemler tercih edilse bile yalnızca bu durum bile balın kalitesinin düşmesine ve sağlığımız için tehdit oluşturmasına nedendir.&lt;br /&gt;Sağlıklı ve güvenli bal tüketmek için  organik sertifikalı baları tercih etmek gerekir.Çünkü bu tür ballar şeker ve kimyasal  kalıntı ve zarlılar yönünden sürekli denetlenmektedir.Birde organik sertifikası olmadığı halde düşük yoğunluklu ilaçlamanın yapıldığı küçük köylerde ve şehir kirliliğinden uzak merkezlerde küçük çaplı  arıcılık yapan dürüst çalışan arıcılar mevcut.Bunları tanımak ve bilmek kolay olmasa da varlıkları bir gerçek.Bu türlerle karşılaşmak  da biraz baht işi.Bahtınız açık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-6221066954912035861?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/6221066954912035861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=6221066954912035861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6221066954912035861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/6221066954912035861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/balda-zararl-madde-olur-mu.html' title='Balda Zararlı Madde Olur mu?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ7pT65oEQI/AAAAAAAAAIQ/Yew6ybeFgdY/s72-c/Resim%2B477.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7114696162751521635</id><published>2010-12-18T22:46:00.000-08:00</published><updated>2010-12-18T22:47:58.353-08:00</updated><title type='text'>BAL ÇOCUKLAR İÇİN ZARARLI MIDIR?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ2qkAM3DJI/AAAAAAAAAIA/S4EN8G4Tgvc/s1600/6040_1136018205261_1371522041_30503838_8295738_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ2qkAM3DJI/AAAAAAAAAIA/S4EN8G4Tgvc/s320/6040_1136018205261_1371522041_30503838_8295738_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5552281451123641490" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;İki yaşından küçüklere bebek, büyüklere ise çocuk denmektedir.İşin uzmanları bir yaşına kadar olan bebeklerin bal tüketmemesini tavsiye etmektedirler.  Gerekçeleri ise  bebeklerin karaciğerlerine olumsuz etkide bulunacağı şeklindeki tıpbi hükümdür.&lt;br /&gt;Çocuklar için her hangi bir kısıtlama yoktur.Aksine onlar için çok önemli bir gıda maddesidir.İçeriğindeki vitamin ve mineral, enzim ve aminoasitler çocukların bedensel gelişimine önemli katkılar sağlamaktadır. Bununla kalmayıp,enerji ihtiyaçlarının karşılanması ve vücut dirençlerinin artmasında da çok önemli rol oynayan bal, çocuklarla birkilte yetişkinlerinde vaz geçilmez gıdaları arasında olmalıdır.Bu arada şeker hastalarının bal tüketimi konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir. Hiç şeker verilmeden üretim yapılan arıların  ballarında bile %5 şeker bulunacağından şeker hastaları ancak tadımlık bal tüketebilirler. Bunun dışında bal insanlar için önemli bir gıda maddesi olup alternatifsiz bir tatlı türümüzdür. Her fırsatta ve  her bahane ile bol bol tüketilmelidir.&lt;br /&gt;Balı sevmeyen çocukların sütlerine, yoğurtlarına , çaylarına ve uygun olan diğer gıdalara katılarak tüketilmesi  denenmelidir.Üzerine yoğurt dökülmüş balı bir çok çocuğun severek tükettiğini  yakinen biliyoruz.&lt;br /&gt;Anneler çocuklarının bal tüketmesi için daha bir çok alternatif geliştirebileceklerdir. Buna kendilerini zorlamalıdırlar da.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7114696162751521635?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7114696162751521635/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7114696162751521635' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7114696162751521635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7114696162751521635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/bal-cocuklar-icin-zararli-midir.html' title='BAL ÇOCUKLAR İÇİN ZARARLI MIDIR?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQ2qkAM3DJI/AAAAAAAAAIA/S4EN8G4Tgvc/s72-c/6040_1136018205261_1371522041_30503838_8295738_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-754932130491000592</id><published>2010-12-17T21:33:00.000-08:00</published><updated>2010-12-17T21:34:44.636-08:00</updated><title type='text'>Alttan Havalandırmalı Kovanları Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQxH7XIiFnI/AAAAAAAAAH4/I4B6lKdfq8Q/s1600/diptahtashaval.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 122px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQxH7XIiFnI/AAAAAAAAAH4/I4B6lKdfq8Q/s320/diptahtashaval.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551891525788636786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Varrova ile mücadelede ve kovan içi havalandırmada önemli avantajları bulunmakta olan alttan havalandırmalı kovanlar,yer değiştirmelerde zarar görmemesi için sağlam malzemelerden üretilmelidir.Uygunsuz zeminlere konulduğunda  kolay zarar görmemesi için nakillerde özellikle özen gösterilmelidir.Bu nokta gösterilecek bir kusur arılarınızın yağmaya uğramasına davetiye çıkaracaktır.ayrıca fark edilemeyen deformasyon nedeniyle yer değiştirmeler sırasında arıların saldırısından iş yapamayacak hale gelmeniz söz konusu olabilir.&lt;br /&gt;         Çekmece ve dip tahtası sıklıkla temizlenmelidir.Aksi taktirde haşerata mekan olan dip tahtası faydalı olmaktan ziyade zarar üretecektir.Özellikle güve denilen kurtçuklar bu tür zeminleri çok sevdiğinden hemen oralarda yuvalar kurarak balınızı ve peteğinizi zayi edebilir.Üzerinde kurtçuklar dolaşan bir balı ya da poleni  kimse  satmak istemez.Zaten alıcısı da olmazBöyle bir durumda yitirilen itibar sanırım kolay kolay geri elde edilemez..Öyle ise dip tahtası ve çekmece temizliği sıklıkla yapılmalıdır.Bu konuda gösterilecek ihmalin faturası arıcılık kariyerinizi lekeleyecek hatta söndürecek kadar vahim olabilir.&lt;br /&gt; Yedi çıtadan fazla çıtası ve arı çokluğu bulunan koloniler, dip tahtası komple açık olarak kışlayabilirse de , daha az sayıdaki kolonileri için yeterli havalandırmanın olacağı, nemin biriktirilmeyeceği konuma ayarlamak gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-754932130491000592?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/754932130491000592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=754932130491000592' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/754932130491000592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/754932130491000592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/alttan-havalandrmal-kovanlar-kullanrken.html' title='Alttan Havalandırmalı Kovanları Kullanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQxH7XIiFnI/AAAAAAAAAH4/I4B6lKdfq8Q/s72-c/diptahtashaval.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4224207955483352791</id><published>2010-12-17T11:59:00.000-08:00</published><updated>2010-12-17T12:05:37.796-08:00</updated><title type='text'>Arılarımızı açık Mekanda mı  Kapalı Mekanda mı kışlatmalıyız?</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQvBfuQjFXI/AAAAAAAAAHw/7a-7_eBP2JQ/s1600/subat2009-1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQvBfuQjFXI/AAAAAAAAAHw/7a-7_eBP2JQ/s320/subat2009-1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5551743716401812850" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Arılarımızı nerede kışlatmalı sorusuna benim verebileceğim cevap açık mekanlarda kışlatılmalıdır.Sağlam kovanlar tercih edilmeli, eski, kırık dökük, çürük kovanlarla açık havada kışlatılması arıları bile bile ölüme sürüklemektir.Rüzgar ve su almayan yağışlardan etkilenmeyen sağlam kovanlarla çalışılmalıdır. Çadır, muşamba ve ya naylonlarla dıştan kovanların üzerini kapatmak yağışların olumsuz etkilerinden korunmak adına güzel bir tetbirdir.&lt;br /&gt;Kapalı mekanlarda arı kışlatmak çoğu kez arıların ölümüne neden olacak tercih olarak kendini göstermektedir.Kapalı arılıklar kolonileri dış etkilere karşı korumak düşüncesiyle inşa edilseler de bu tip arılıklarda hava akımı yeterince sağlanmadığından biriken nem ve karbondioksit arıların ölümüne  neden olmaktadır.Hava sirkilasyonu iyi ayarlanmış,nem tutmayan mekanlar  oluşturmak arılar için ideal mekanlar anlamına gelir. Suyun, karın rüzgarın ortasında  kalan bir koloni ile bu tür  iklim olumsuzluklarından uzak arılıklar elbette tercihe şayandır.Ancak,Çok sayıda koloni için kapalı arılık inşa etmek pratik olmadığı gibi ekonomik de olmayacağından iklim olumsuzluklarından etkilenmeyecek muntazam kovanlarla açık havada kışlatmayı tercih etmeliyiz diye düşünmekteyim. Birkaç kovan için kapalı mekan oluşturmak çok zor olmasa da sayıları yüzleri bulan koloniler için kapalı mekan  ideal olmakla birlikte hobici işi olmasa gerek.&lt;br /&gt;Bir çok başarılı arıcı kovanlarını çeşitli örtülerle kışın olumsuzluklarından koruyarak dışarıda arılarını kışlatmaktadır.Benim tercihim arıları kendi ortamlarında kendi akışlarına bırakmaktan yana.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4224207955483352791?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4224207955483352791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4224207955483352791' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4224207955483352791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4224207955483352791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/arlarmz-ack-mekanda-m-kapal-mekanda-m.html' title='Arılarımızı açık Mekanda mı  Kapalı Mekanda mı kışlatmalıyız?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TQvBfuQjFXI/AAAAAAAAAHw/7a-7_eBP2JQ/s72-c/subat2009-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5101648920235034466</id><published>2010-12-16T14:09:00.000-08:00</published><updated>2010-12-16T14:10:31.591-08:00</updated><title type='text'>ARICILIKTA EMPATİ</title><content type='html'>Bir zamanlar  dillere pelesenk olmuş bir söz vardı: “Önce insanım sonra gazeteci”.Evet bizler önce insanız,sonra arıcı.Dünyayı bir canlı olarak arıyla ortak paylaşıyoruz.Arılar hayatları sürdürmek ve nesillerini devam ettirmek için bir yığın  gayret gösterir , çaba harcarlar.Bizlerde onların bu haklı gayretlerini biraz da istismar ederek faydalanmak için çaba sarf ederiz.Bir çok faydalar da temin ettiğimiz için arıcıyız.Bu yönüyle baktığımızda arıya minnet borçluyuz. Tabi arıya minnet edilemez asıl minnet ve teşekkür, arının eliyle bize arıdan elde edilen ürünleri yediren,Rabbimize olmalıdır. Arı kendisine yüklenen proğramı icra ederken, aslında bize proğramcısından haber veriyor.Arıya bu yönüyle bakıp bol bol tefekkür edilmelidir.&lt;br /&gt;Dedik ya önce insanız. Arı ilişkilerimizi de insani temeller üzerine oturtmalı,empati kurarak onlara muamele etmeliyiz.Nihayetinde bir böcek deyip ezip geçmemeliyiz.Onlarında bir canlı olduğunu, bu dünyada eceliyle ölünceye kadar yaşamaya hakkının olduğunu asla hatırımızdan çıkarmamalıyız.Arılar bize Allah’ın emaneti. Onlara titizlikle korunması gereken bir emanet gözüyle bakmamız gerekir. İhtiyaçlarını eksiksiz gidermeli, hastalıklarında  ya da bir sorunla karşılaştıklarında umursamaz tavırlar sergilemek emanete hıyanet olacağı gibi insani anlayış ve yaklaşımlara da terstir.&lt;br /&gt;Onlarında kendi dünyalarında mutlu olamaya,geleceklerinden endişe etmeden yaşamaya hakları var.Onlarında bir aile düzenleri ve yavruları var.Onlarda acıkır ve susarlar, hastalanırlar. Yağmaya uğrar muzır böcek ve asalakların tehdidine maruz kalırlar.Bu durumlarda hemen insani sorumluluk anlayışımızla meseleye yaklaşıp gerekli müdahaleleri geciktirmeden yapmamız gerekir.&lt;br /&gt;Arıya  bu dünyayı birlikte paylaştığımız bir canlı, Allah tarafından bizim sorumluluğumuza verilmiş bir emanet nazarıyla yaklaştığımızda  sanırım emanete hıyanet etmeden gerekeni yapacağımızı düşünüyorum.Arılarla ilişkilerimizde empati , heriki taraf içinde hayırlı neticeler verecektir. Yanılıyor muyum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5101648920235034466?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5101648920235034466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5101648920235034466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5101648920235034466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5101648920235034466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/aricilikta-empati.html' title='ARICILIKTA EMPATİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4707256958788071175</id><published>2010-12-08T06:36:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T06:41:44.220-08:00</updated><title type='text'>DEVRİM OSKAY HOCA'DAN İNVERTŞURUP  İLE İLGİLİ BİR NOT</title><content type='html'>Gelelim invert şurup ile ilgili son edindiğim bilgilere, Washington Eyalet üniversitesi bal arısı laboratuarı nın yöneticisi olan Prof. Dr. Steve Sheppard ile yaptığım görüşme esnasında, kendisine invert şurup hakkındaki görüşlerini ve burada koloni beslenmesinde neden invert şurup yerine toz şekerden yapılan şurubun kullanıldığını sordum. Kendisi, bana bundan yaklaşık 10 yıl önce A.B.D.' de invert şurupta bulunan HMF ve kulanılan asitler yüzünden zehirlenmelerin olduğunu,  toplu koloni ölümleri yaşandığını, bu yüzden asitler ve ıstılarak yapılan invert şurubun riskli olduğunu belirtti. Bununla birlikte, enzim yoluyla yapılan iaittir.nvert şuruplar da HMF ve asit zehirlenmesi riskinin olmadığını, kullanılabileceğini, fakat onun normal şekerden daha pahalı olduğu için kullanmadığımızı söyledi. ABD' de Puerto Rico, Washington state, Illinois, Michigan state, Ohio state, California Davis Üniversitelerinin bal arısı araştırma laboratuvarlarında belli sürelerde bulunma şansım oldu. Hiç birinin invert şeker kullandığını görmedim.  HMF siz günler dileyerek, en derin saygılarımı ve sevgilerimi sunuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: değerlendirmenin tamamı Devrim OSKAY Hoca'ya aittir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4707256958788071175?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4707256958788071175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4707256958788071175' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4707256958788071175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4707256958788071175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/devrim-oskay-hocadan-invert-ile-ilgili.html' title='DEVRİM OSKAY HOCA&apos;DAN İNVERTŞURUP  İLE İLGİLİ BİR NOT'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-4649392887270046243</id><published>2010-12-08T04:04:00.000-08:00</published><updated>2010-12-08T04:08:13.167-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DİYANET'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='SİGORTA'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ARICILIK'/><title type='text'>ARICILIK SİGORTASI</title><content type='html'>Arıcılık sigortası ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı'na sorduğumuz soruya verilen cevabı arıcılık dünyasında,  ihtiyaç hisseden arkadaşlarımızın dikkatine sunuyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunuz:&lt;br /&gt;Arılarımı arıcılık sigortası yaptırmak istiyorum. Toplu ölümler, hırsızlık, yabani hayvan saldırısı,kurak giden hava şartları arıcılık için tehdit oluşturan unsurlardır. Bu unsurlara karşı yaprtırmak istediğim sigortanın caiz olup olmadığını öğrenmek istiyorum.Lütfen beni aydınlatırmısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kâr payı esasına dayalı çalışan birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi, yatırılan primler dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caizdir. Aksi takdirde caiz değildir. Buna göre, yatırılan primlerin tamamı veya bir kısmı devlet tahvili, faizli bono ve repo gibi dinen helal olmayan alanlarda değerlendirilen birikimli hayat sigortası ile bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi caiz değildir.&lt;br /&gt;Bunların dışında kalan ticarî sigortalar, sosyal sigortalar ve karşılıklı sigortalar, sigortanın konusu (sigortalanan şey) din tarafından yasaklanmış olmamak kaydıyla caizdir. Buna göre, deprem sigortası, ev, işyeri, tarla, bahçe, arı kovanları ve araba sigortası (kasko) yaptırmak caiz olduğu gibi bu tür sigortaların yapıldığı bir işyerinde çalışmak da caizdir. Dolayısıyla, bu yolla sağlanan kazanç da helaldir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-4649392887270046243?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/4649392887270046243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=4649392887270046243' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4649392887270046243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/4649392887270046243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/aricilik-sigortasi.html' title='ARICILIK SİGORTASI'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8928382053867223316</id><published>2010-12-07T10:40:00.000-08:00</published><updated>2010-12-07T10:43:25.819-08:00</updated><title type='text'>OKASALİK ASİT UYGULAMASI</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TP5__w2t2iI/AAAAAAAAAHo/MLQgJ7p4Jyg/s1600/Oksalik%2Basit%2B3%255B1%255D.5%2B%2525.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TP5__w2t2iI/AAAAAAAAAHo/MLQgJ7p4Jyg/s320/Oksalik%2Basit%2B3%255B1%255D.5%2B%2525.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548012524389915170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selam arı dostları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burada havalar daha istediğim soğukluğa ulaşmadı yani 5 °derece olmadı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun için salkımda olmayan arıya,oksalik asit uygulayamadım,bekliyorum en&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; kısa zamanda uygulamayı sizler ile paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama Kasım - Aralık aylarında hava uygun olduğu zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hep birlikte yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiyenin bazı bölgelerinde hava sıcaklığı Oksalik asiti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uygulamak için uygun olduğundan arıcı dostlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yardımcı olmak için önceden yukarda görünen diagramı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paylaşmaya karar verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksalik asit bir kere yapıldığından,uygulama zamanını&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi belirlemek gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sene bu son uygulamayı yapmazsanız seneye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; bahara çok geç kalmış olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca sitemin yan tarafında Oksalik asit uygulamsı yazan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yerdeki resimin üstüne tıklarsanız uygulamayı görürsünüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksalik asitin derecesi ve miktarını yakınımızda bulunan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hohenheim Üniversitesi belirlemiştir,çünkü onlar biz arıcılar için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deneyler yapıp en uygun derece (%3,5) ve miktarını belirleyerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuçlarını biz arıcılar ile paylaşarak tavsiyede bulunuyorlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onun için kendimiz deneyler yapmıyor ve koloni sönmelerini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böylelikle baştan önlüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksalik asit sonbahar bakımına dahil olduğundan,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;formik asit uygulamasından sonra arıların üstündeki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;varroaları dökmek içindir,ertelenmesi tavsiye edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava şartları uygun bir zaman yapılması gerekir,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve bir kereden fazla yapıldığında arılara faydasından çok zarar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;veriyor onun için uygun zamanda bir kere yapılması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tavsiye ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oksalik asit karışımı arttığında (1 hafta sonra mesela)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tekrar kullanmayınız,çünkü bozuluyor.&lt;br /&gt;Alıntı Mehmet Yüksel&lt;br /&gt;http://mehmetyuksel1.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8928382053867223316?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8928382053867223316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8928382053867223316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8928382053867223316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8928382053867223316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/okasalik-asit-uygulamasi.html' title='OKASALİK ASİT UYGULAMASI'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TP5__w2t2iI/AAAAAAAAAHo/MLQgJ7p4Jyg/s72-c/Oksalik%2Basit%2B3%255B1%255D.5%2B%2525.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5448760461613706869</id><published>2010-12-07T06:10:00.001-08:00</published><updated>2010-12-07T06:10:56.053-08:00</updated><title type='text'>GERÇEK BAL- GÜVENLİ BAL</title><content type='html'>Hemen şunu ifade edelim ki balın akışkanlığına bakarak, koklayarak ve ya tadarak balın gerçekliğine yada sahte olduğuna karar verilemez.Çeşitli boya kalemleriyle yazıp yazmadığını, boyasının çıkıp çıkmadığını araştırmak,ateşte yakarak şekersiz olduğuna hükmetmek ciddi hiçbir gerçeklik payı olmayan yaklaşımlardır.Belki saydığımız yöntemleri bir ip ucu olarak kabul etmek mümkün ise de kesinlikle bizi en doğru sonuca götürecek yöntemler değildir.&lt;br /&gt;Bir balın gerçek mi sahte mi olduğunu içindeki şeker oranın ne miktarda olduğunu ancak laboratuar analizleriyle anlayabilmek mümkündür.Balın kendi yapısı gereği içinde yaklaşık %5 civarında şeker bulunduğunu tüketicilerin bilmesinde fayda var.Bunun üzerinde bir miktar ifade ediliyorsa bu ürün bal olmaktan uzaklaşarak yalnızca gıdaya dönüşmüştür.Piyasa da görülen ve A marketlerde rafları dolduran bir çok bal görünümlü ürünler bu cinstendir.Bu tür yerlerden bal alırken ürün içeriğini mutlaka okunması gerekir. Bir de Tarım bakanlığı gıda tüzüğü bal kodeksine göre üretilip üretilmediğine dikkat edilmesi gerekir.&lt;br /&gt;            Bir tüketici hakiki bal tüketmek istiyorsa, üzerinde bu ürün organiktir etiketi olan ve beraberinde organik olduğuna hükmeden yetkili kuruluşun amblemi bulunan balları tercih etmelidir.Bu tür ünlerde hiçbir şaibe yer vermeyecek ve balın gerçekliği hakkında hiçbir soru işaretini gerektirmeyecek kadar netlikte ve kesinlikte ürün üretimi ve tüketiciye ulaştırma yöntem ve stretejileri takip edilmektedir.&lt;br /&gt;Bu açıklamalarımızla geleneksel üretim yapan arıcılarımızı töhmet altında bırakmak gibi bir düşüncemiz yok.Bunlar içinde çok iyi niyetli olup bala hile karıştırmadan üretim yapan bir çok arıcı arkadaşımızın olduğunu biliyoruz.Ancak bunların kimler olduğunu,ürünlerinin ne kadar sağlık yönünden riskleri içerip içermediğini kimsenin net olarak bilme şansı yok. Ancak güvene dayalı bir itimat söz konusudur.&lt;br /&gt;Organik üretimlerde ise üretimin her aşaması paketlenip üreticiye ulaşıncaya kadarki sürecin tamamı Tarım Bakanlığı’nın yetki verdiği kuruluşlarca takip edilmektedir.Bu durum üreticinin bala şeker katma ve ürünün muhtevasında insan sağlığını olumsuz etkileyecek kalıntıların bulunma ihtimalini büs bütün ortadan kaldırmaktadır.&lt;br /&gt;             Eğer dedelerinizin tükettiği kalitede bal tüketmek istiyorsanız bence organik balı tercih etmelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5448760461613706869?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5448760461613706869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5448760461613706869' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5448760461613706869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5448760461613706869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/gercek-bal-guvenli-bal.html' title='GERÇEK BAL- GÜVENLİ BAL'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7592260181055344405</id><published>2010-12-06T00:59:00.000-08:00</published><updated>2010-12-06T01:02:36.086-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüksek tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ülser'/><title type='text'>POLENİN İYİLEŞTİRİCİ YÖNÜ</title><content type='html'>Bal’ın şifa kaynağı olduğu Kur’an-ı Kerim’de   mucizevi  bir şekilde ifade edilmektedir. Bilim ise Kur’anın  haber verdiği bu   hakikati doğrulamaktadır.Bu konuyla ilgili elde ettiğimiz gözlem   ve değerlendirmelerimizi bir başka zamana tehir ederek polen için şahit olduğumuz bir  bazı  şifa bilgilerini  sizinle paylaşmak istiyorum:&lt;br /&gt;Burada bahsedeceklerim bizzat şahsımın yakinen bildiği gerçekler olup nakli bilgiler değildir.&lt;br /&gt;Annem heyet raporlu  kalp yetmezliği, KOAH ve yüksek tansiyon hastasıdır.Mevcut ilaçlarına ek olarak son iki yıldır Tubitak’ın tavsiye ettiği miktarda ve düzende muntazam olarak polen tüketmesini  sağladık.Önce tansiyonunun düzene girdiğine şahit olduk.Yaklaşık iki yıldır annemin tansiyonun hiçbir zaman 12 nin üzerinde seyretmedi.Şu an tansiyon ilacı da kullanmıyor.Ama muntazam olarak sabah akşam polen tüketmeye devam etmekte.&lt;br /&gt;Diğer İyi gelişme ise yürüyüş performansındaki yükselmedir.Yukarıda ifade etmiştim. KOAH ve Kalp yetmezliği hastası olan annem,yüz metrelik yolu bile yürürken nefes nefese kalıyor, ikamet etmekte olduğu eve çıkmak için kullandığı on basamaklı merdivende sorun yaşıyor  idi.Sıklıkla yüzlerinde ve bacaklarında meydana gelen şişliklerden  dolayı doktora götürürdük.Hemen hemen her kış birkaç kez hastanede doktor gözetiminde kalırdı.Şu an ilaçlarını muntazam olarak kullanıyor.Polen  tüketmeye başladıktan sonra yürüye bildiği  yol iki kilometreye kadar yükseldi.Bu sürede yalnızca bir defa hastanede yatmak zorunda kaldı. Polen öncesi  ve sonrasını kıyasladığımızda ciddi bir iyileşmeden söz etmek mümkün.&lt;br /&gt;Merdivenleri nefesi daralmadan çıkıyor, istediği kadar yürüyebiliyor, hastaneye gitme sıklığı nerede ise yok denecek düzeye  kadar geriledi.Şu an yüksek tansiyon sorunu yaşamıyor.&lt;br /&gt;Bir katılım bankasında çalışan kardeşim,midesindeki yanmalardan yıllar  yıllı şikayetçi  idi. Ona Yarım kilo kadar polen verdim ve nasıl kullanacağını anlattım.Polen tükettiği sürece midesinden hiçbir sorun yaşamadığını hem de ilk kullanımdan itibaren rahatladığını dualar ederek bana aktardı.Öyle birkaç günlük ara vermelerde de bir sıkıntı olmadığını  ama uzun süre aksattığında yine yanma olduğunu  ayrıca belirti.&lt;br /&gt;Çorum Çakır Köyü’nden Muharrem ŞEKER  isminde ülser hastası bir vatandaşa bir su bardağı polen hediye ettim.”Dene  bir bak nasıl olacak” dedim.Bir kaç gün sonra bir miktar daha polen almak istediğini çok rahat olduğunu belirtti. Daha sonra iki oğlu da ülser hastası imiş onlarda polen için bana  geldiler. Şimdi ailece polen tüketiyorlar ve çok rahatlar.&lt;br /&gt;Prostat hastası olup rahatladığı için üç yıldır  hiç aksatmadan polen kullanan insanlar biliyorum (isimlerinin açıkça belirtilmesini istemedikleri için yazamayacağım)&lt;br /&gt;Kayın validenin “on yedi yıldır ilk defa bu kadar rahat oruç tuttum” dedikten sonra ettiği dualar bana yeter.&lt;br /&gt;Hiçbir şikayetim olmamamsına rağmen sabahları polen tükettiğimde gün içinde  çok zinde olduğumu, akşamları yatmadan polen tüketerek  yattığımda deliksiz uyku uyuduğumu da ben ifade edeyim.&lt;br /&gt;Anlatılacak çok örnek var. Yeri geldiği zaman onlardan da bahsedilebilir.Şimdilik  yeterli olduğunu düşünmekteyiz.&lt;br /&gt;Ben burada klinik deneylerden filan bahsetmiyorum. Makaleler paylaşmadım. Bilim adamlarından nakiller yapmadım.Bizzat birinci derece yakınlarımda gördüğüm iyileşmelerden söz ettim.&lt;br /&gt;Bu gerçeklere  birileri kulaklarını  tıkasa, gözlerini kapasa da yakinen şahit olduğum yaşanmış  hakikatleri buradan ilgili herkes ile paylaşıyorum.&lt;br /&gt;Güneşe güzünü kapatanlar, yalnızca kendilerine karanlık yaparlar.Bu onların tercihi kendileri bilirler…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7592260181055344405?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7592260181055344405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7592260181055344405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7592260181055344405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7592260181055344405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/polenin-iyilestirici-yonu.html' title='POLENİN İYİLEŞTİRİCİ YÖNÜ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8922385207655136986</id><published>2010-12-05T06:24:00.000-08:00</published><updated>2010-12-05T06:26:04.435-08:00</updated><title type='text'>AKLIMIZDA BULUNSUN ARILARIN KEK İHTİYACI</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPug7_2PPbI/AAAAAAAAAHg/zUjV7A02HSQ/s1600/CIMG2756.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5547204318648548786" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPug7_2PPbI/AAAAAAAAAHg/zUjV7A02HSQ/s320/CIMG2756.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu sene kış geç geldi. Arı mevcudu hızla azalırken ana arının yumurtayı kesmesi nedeniyle ölenin yerine yeni arı gelmediğinden kolonilerde hızlı bir çöküş yaşandı. Bu çöküş kimi kolonilerde top yekun yok oluşa kadar gitti. Kimi kolonilerde ciddi şekilde zayıfladı. Çok güçlü olanlar bu sürede rutin gidişatını devam ettirdiler ve ciddi bir zafiyet göstermediler.&lt;br /&gt;Ölen öldü Kalan sağlar bizimdir. Yolumuza onlarla devam edeceğiz. Malum iklim şartlarının mevsim normallerinde seyretmemesi arı ölümleri ve zayıflamasından başka olarak beraberinde yiyecek sıkıntısını da getirdi. İlk iş olarak, geçtiğimiz aylarda kek takviyesi yapılmadı ise erken ilk baharda arıların salkımdan çıktığı dönemlerde kek takviyesi yapılmalı ,seyreden süreçte bir su bardağı miktarında koyu şerbet ile şerbetleme işlemine başlanmalıdır..Koyudan kasıt, iki ölçü şeker, bir ölçü sudur.Yeni sezonda ilk şerbetleme bu ölçü ile başlamalı ve gün aşırı olarak verilmelidir.&lt;br /&gt;Kötü giden son baharın tahribatını atlatmak için yapılacak bir başka iş de zayıf kolonileri güçlü koloniler ile birleştirmektir. Ya da iki zayıf bir güçlü olacaksa ikisi birleştirilmeli, üç kovan da birleştirilebilir.Birleştirme işlemine başlamadan önce ulaşabildiğiniz kaynaklardan ” arı nasıl birleştirilir “ konusunu bir okumakta fayda var.&lt;br /&gt;Zaten arıcılıkta temel ilkelerden birisi de güçlü koloniler ile çalışmaktır.Her hangi bir şekilde zayıflamış kolonileri hiç vakit kaybetmeden birleştirme kurallarına riayet ederek hemen birleştirilmelidir.Zayıf kovanın kendine hayrı olmayacağı gibi diğer kolonilere de zarar vermesi kuvvetle muhtemeldir.&lt;br /&gt;Normal şartlar altında arılara baldan başka takviye besin verilmesine taraftar değilim. Ancak olağan üstü durumlarda takviye besin için kek vermekten başka çıkar yol yok gibi görülüyor. Mevsim şartları el verirde kovan açma şansımız olursa yarım ballı çıtalar üzerleri çizilerek verilebilir. Bu kekten daha makbuldür.&lt;br /&gt;Bir de hazırlanacak kekin son derece sade olmasına dikkat edilmelidir. Sade kek, pudra şekeri ve balla yapılan kektir. Bunun dışındaki hiçbir katkı maddesini katmamanızı acizane tavsiye ederim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8922385207655136986?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8922385207655136986/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8922385207655136986' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8922385207655136986'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8922385207655136986'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/aklimizda-bulunsun-arilarin-kek.html' title='AKLIMIZDA BULUNSUN ARILARIN KEK İHTİYACI'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPug7_2PPbI/AAAAAAAAAHg/zUjV7A02HSQ/s72-c/CIMG2756.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-3893923824978994621</id><published>2010-12-01T10:23:00.001-08:00</published><updated>2010-12-01T10:23:37.923-08:00</updated><title type='text'>ARI HANGİ FAKÜLTEYİ BİTİRDİ?</title><content type='html'>Arı balının, stresin en büyük ilâcı olduğu, günümüzde ağır ve stresli şartlarda sağlıklı beslenmenin en iyi yollarından birisinin gerçek arı balı tüketmekten geçtiği bildirildi. (aa)&lt;br /&gt;Aslında bal, sadece strest değil, pek çok hastalığın da ilacıydı. Balın insanlar için şifa oluşunu, arıyı ve onu yaratan Zât, asırlar öncesinde Kur’ân’da şöyle bildiriyordu:&lt;br /&gt;“Rabbin bal arasına ilham etti: ‘Dağlardan, ağaçlardan, insanların kurduğu kovanlardan kendine evler edin. Sonra meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin sana has kıldığı, şaşırmayacağın yaylım yollarına çık. Onların karnından çeşitli renklerde şerbet çıkar ki, onda insanlar için şifa bulunur.’ Düşünen bir topluluk için şüphesiz bunda bir delil vardır.” (Nahl Sûresi: 68-69)&lt;br /&gt;Görülmektedir ki, balarısı, şifa dolu bir gıdayı, Rabbinin emri ve ilhamıyla insanların emrine takdim etmekteydi. Sebeplerin sultanı olan insanoğlunun bile yapmaktan aciz kaldığı, stresle birlikte pekçok hastalığa şifa olan böylesi mucizevî bir gıdayı, şuursuz bir arının yaptığını düşünmek, elbette âkıl kârı olmasa gerek. Zira bu büyük bir sanattı. Yoksa bal arısı, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde “Bal Yapma” sanatını mı tahsil etmişti!&lt;br /&gt;Balarısıyla ilgili gerçeği Bediüzzaman Hazretleri, Lem’alar isimli eserinde şöyle açıklıyordu:&lt;br /&gt;“Arı gibi küçük bir hayvan, Kitab-ı Mübînin mühim ve ince meseleleri olan nizam ve mizanı bilmez. Câmid bir zerre, arı gibi küçük bir hayvan nerede; semâvat tabakalarını bir defter sayfası gibi açıp, kapayıp toplayan Zât-ı Zülcelâlin elindeki Kitab-ı Mübînin mühim, ince meselelerini okumak nerede? (…) Evet, Cevâd-ı Mutlak (celle celâluhu), her ferd-i zîhayatın eline lezzet midâdıyla ve ihtiyaç mürekkebiyle yazılmış bir tezkereyi vermiş, onunla evâmir-i tekviniyenin programını ve hizmetlerinin fihristesini tevdi etmiştir. Bak o Hakîm-i Zülcelâle, nasıl Kitab-ı Mübînin düsturlarından, arı vazifesine ait miktarını bir tezkerede yazmış, arının başındaki sandukçaya koymuştur. O sandukçanın anahtarı da, vazifeperver arıya has bir lezzettir. Onunla sandukçayı açar, programını okur, emri anlar, hareket eder, ‘Rabbin balarısına ilham etti’ (Nahl Sûresi, 16:68) âyetinin sırrını izhar eder.” (s. 129-30)&lt;br /&gt;Evet bal gibi mucize bir gıdayı meydana getirmek için gerekli olan, çiçeklerin tanınmasından yön tayinine, peteklerin düzenlenmesinden arı taifesi içindeki muntazam işbölümüne kadar pek çok vazife, balarısına ilham edilmiş ve bu vazifelerin programı onun minicik vücuduna mükemmel bir şekilde yerleştirilmiştir.&lt;br /&gt;Bütün bu fiillerde görülen ilim, kudret ve rahmet eserleri ise aynı anda, bütün yeryüzündeki sayısız arılarda birden aynı şekilde tecellî ederek muhteşem bir tevhid delilini gözlerimizin önüne sermektedir.&lt;br /&gt;Evet, balı, stresin en büyük ilacı kılan Allah’a, sonsuz kereler hamdolsun!&lt;br /&gt;Alıntı:  http://muhabbetfedaileri.wordpress.com/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-3893923824978994621?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/3893923824978994621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=3893923824978994621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3893923824978994621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/3893923824978994621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/ari-hangi-fakulteyi-bitirdi.html' title='ARI HANGİ FAKÜLTEYİ BİTİRDİ?'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-9019363371654423179</id><published>2010-12-01T06:22:00.000-08:00</published><updated>2010-12-01T09:53:02.013-08:00</updated><title type='text'>OLGUN BAŞAK BAŞINI ÖNE EĞER</title><content type='html'>Peygamberimiz, 'iki günü eşit olan zarardadır.'buyurarak bizleri gelşmeye dünden daha iyi olmak için çaba göstermeye yöneltmektedir.Kişisel gelişim kitaplarının klasık bir deyimi vardır: ' Değişmeyen tek şey değişimdir.' Bu Sözü kişisel gelişimciler, sıklıkla çeşitli şekillerde tekrar ederler.Hz.Mevlana, 'Dün dünde kaldı cancağzım, bu gün yeni şeyler söylemek lazım.' Diyerek aynı hakikate parmak basar.&lt;br /&gt;Arıcılık bloglarımda paylaşımlarda bulunurken, fecebook'taki grubumuzdaki paylaşımlaımızla aslında öğrendiğimiz ve öğrenmeye çalıştığımız bilgileri ihtiyacı olanların nazarına sunarak onlarında bu bilgilere ulaşmasını, eksikliklerini gidermesini arzulamaktayız.Böylece hem kendi gelişmemizi sağlıyor hem de bereberimizde ihtiyaç sahiplerininde mesafe kat etmesine yardım ediyoruz.&lt;br /&gt;Ben bilgi üreten bir arıcı değilim.Böyle kapasitemde iddiamda yok.Ama ulaştığım bilgileri bazen kendi yorumumla bazende doğrudan ihtiyaç sahipleri için sanal zeminlerde paylaşıma sunmamız gördüğümüz, şahit olduğumuz faydalar gereğidir..&lt;br /&gt;Yoksa burnu bulut çizen,kibirden heykel kesilen sözüm ona uzman arıcılara bir şeyler öğretmeye,onlarla rekabet etmeye yeltenişimiz filan yoktur.Buna gerekte duymam.Kişiliğim,ahlaki anlayışım ve terbiyerm buna müsait değildir.Ama bildiğim bana ait olmayan bilgileri , insanlara ulaştırırım. Bunun hiç bir iddiası olamaz.Allah rızasından başka maksadıda olamaz. Bu durum en azından benim için geçerlidir.&lt;br /&gt;Arıcılık çöplüğünde horozlanarak,göndermelerde bulunanlar aslında kişiliklerini, insani zafiyetlerini sergileyerek acınası duruma düştüklerini fark etmeliler.Kendinden başka herkesi lanetli görmek hayra alamet değildir.Ayrıca formlarda acemice yorumlar yapan arcıları, sürçü lisan edenleri tefe koymak,yurdumun tertemiz ve iyi yürekli insanlarının bilgisizliklerini mizaha tahvil etmek, olgun bir kişiliğin değil,aslında oturmamış zavallı bir karakterin yansımasıdır.Bizim kültürümüzde düşenin elinden tutulur, ihtiyaç sahibinin ihtiyacı giderilir.Halini arzedene yada sürçi lisan edne gülünmez, onunla dalaga geçilmez. Bunun aksini yapanlar bozuk kişilik örneği sergilerler.&lt;br /&gt;Rabbim ıslah etsin.İnşallah tez elden kendlerini düzelterek sevgi, ve şefkatle, hoş görüyle etraflarına bakarlarda sevgi dolu paylaşımcı, yardımlaşmacı bir dünya tesisinde katkıda bulunurlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-9019363371654423179?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/9019363371654423179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=9019363371654423179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/9019363371654423179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/9019363371654423179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/12/peygamberimiz-iki-gunu-esit-olan.html' title='OLGUN BAŞAK BAŞINI ÖNE EĞER'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-2658232874651851097</id><published>2010-11-28T14:09:00.000-08:00</published><updated>2010-11-29T06:51:49.064-08:00</updated><title type='text'>SAYIN BAKAN VE İYİ DOKTORA İTHAF</title><content type='html'>Sanal alemde gezinirken arıcılığın söz konusu olduğu yerlerde ismine sık rastlanan bir arıcının formuna rast geldim.Formu şeyle bir gezdikten sonra birkaç isimin ön plana çıktığı özellikle ikisinin marka olduğunu bildiğim bir form olduğunu görünce üstatların ilminden istifade için üye olmaya karar verdim.Üye formunu doldurduktan yarım saat sonra siteye girişimin yasaklandığını gördüm. Bir teknik arıza olsa gerek diyerek bir başka kanaldan formun bir numarasına bir mesaj yazdım. İkinci mail adresimle yenden form doldurdum sonucu beklemeye başladım.&lt;br /&gt;Ertesi gün sabah saatlerinde telefonum çaldı.Arayan Gebze’de n formun bir numarası.Hakkımda araştırma yaptığını telefonumu da bu araştırmalar neticesinde bulduğunu söyledikten sonra form konuları ve arıcılık gündemi ile ilgili 50 dakikalık bir görüşmemiz oldu.Görüşme esnasında tanınan bir çok arıcı hakkındaki düşüncelerini de aktardı. Hiç birisine müsbet yaklaşmıyor hepsi tu kaka idi.Hiç iyi arıcı yoktu. Hepsi kusurlu ve ayıplı idi.Bütün bunları çok ilginç bulmakla birlikte o onun düşüncesi.Kimsenin ne düşündüğüne ve nasıl düşüneceğine biz karar vermeyeceğimize göre kendisi bilir dedik.Ama usta bir arıcıyla konuşmanın ,arıcılık dünyasıyla ilgili bilgiler edinmenin verdiği sürüruyla birlikte bazı yönlerden de faydalı bulduğum mülakatın ardından forma üyeliğimiz gerçekleşti.&lt;br /&gt;Müsait ilk fırsatımızda bazı paylaşımlarda bulundum. Ertesi gün tatildi.Akşamki paylaşımlarımıza verilen cevaplara cevaplar yazdıktan sonra forma çeşni katmak, zayıf olan muhtevayı zenginleştirmek düşüncesiyle peş beşe yirmi kadar konu açıp paylaşımlarda bulundum.Hiç planlamadığım halde apiterapi yönü ağırlıkta olan paylaşımlarda bulunmuşum.Polen ve propolis ile ilgili arşivimde saklı olan bilgileri sunmam sitenin muteber doktorunu harekete geçirdi, muhalif bir yazı ekledi. Ben eklediğim makalenin bilimsel kaynaklarını ekledim. Bir baktım dr yazımı sildi.Peşinden siteye girişim engellendi.&lt;br /&gt;Teknik arızamı yoksa gerçek mi olduğunu anlamak için “bir numaraya” telefon açtım. Baktım kendince haklı nedenlerini sıralıyor dinledim görüşlerine saygı duyduğumu ama katılmadığımı ifade ettikten sonra vedalaşarak telefonu kapattık.&lt;br /&gt;Bu gün sitelerine ziyaretçi olarak girdiğimde isim vermemiş ama bana göndermelerde bulunarak “ gündemde kalmak düşüncesiyle “peş peşe kopyala yapıştır cinsinden paylaşımlarda bulunduğumu belirtmiş.&lt;br /&gt;Mü’min hüsn-ü zanna memurdur.Su-izan inancımızda haramdır.Niyetimizi telefon görüşmemizde belirtmemize rağmen ısrarla düşünmediğimiz bir konuda itham etmesini yakışıksız bulduğumu , kendisine uzatılan dost elini yumruk sanan bir bir karakterden ancak bu tür bir yaklaşım beklenilebileceğini ifade etmeden geçemeyeceğim.&lt;br /&gt;Erdal ODABAŞ’IN REKLAMA DA GÜNDEMDE KALMAYA DA HİÇ İHTİYACI YOKTUR.&lt;br /&gt;Ne iyi doktor ne de sayın bakan nereden bilecekler ki ben bir ulusal bir gazetede her gün istisnasız kültürel faaliyetlerde bulunuyorum.Ciddi mesleki dergilerde sayısını hatırlamadığım kadar makale ve bulmacalarım yayınlanmış.Ulusal bir yarışmada üçüncü olarak makale dalında ödül kazanmışım.Üç tane kitabım Türkiye’nin en köklü yayın evi tarafından basılmış.Mahalli basındaki çalışmalarımız dan söz etmeye bile gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elhamdulillah, iki senedir ortalama 30 kovanımın balını Eylül ayında bitirmekteyim.Temmuzda hasat yap, Eylülde yok sat kaç tane arıcı bunu gerçekleştirebilir ki?Daha şimdiden 2011 yılı balları için 17 kişi sim ve telefon bırakmış.&lt;br /&gt;Ne zorum var ki senin 350 üyesi olan birçoğu d a üye olmaktan başka bir şey yapmamış formunda gündemde kalmaya çalışacağım. Benim 14 Temmuz 2010 da kurulan fecebook’taki gurubumda bile senin sitenin iki misli üyesi var. Muhtevası senin formuna beş basar.İki tane blogum bir tane web sitem var,her gün yüzlerce ziyaretçi çekiyorum.&lt;br /&gt;Benimle olan 24 saatlik münasebetinizden anladım ki sizi terk edenler boşunu terk etmemişler.Elinizdeki karayı sağa sola sürüp duruyorsunuz ama bu arada ellerinize de dikkat ediniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-2658232874651851097?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/2658232874651851097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=2658232874651851097' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2658232874651851097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/2658232874651851097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/11/sayin-bakan-ve-iyi-doktora-acik-mektup.html' title='SAYIN BAKAN VE İYİ DOKTORA İTHAF'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-926866599321388171</id><published>2010-11-28T10:15:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T10:17:03.177-08:00</updated><title type='text'>ORGANİK POLEN</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKck5T0psI/AAAAAAAAAHY/erU3bVfG7aY/s1600/39837_143875905642567_100000604743298_325139_2014003_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKck5T0psI/AAAAAAAAAHY/erU3bVfG7aY/s320/39837_143875905642567_100000604743298_325139_2014003_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544666248919688898" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tıpkı balda da olduğu gibi en güvenilir ürün organik sertifikası almış polendir.Organik sertifikası olmayan polenlerin nereden toplanıldığı belli değildir.Piyasada genellikle ucuz fiyatlı kültür bitkisi polenleri bulunmakta aktarlar bunları polen niyetine  müşteriye sunmaktadırlar.Kültür bitkileri malum, kanola, ayçiçeği, pamuk vs gibi  tarla bitkileridir.Tarlalarda ekilen ürünle ilgili zararlılarla mücadelede bir çok kimyasal madde kullanılmaktadır.Bu  kimyasallardan bitkiden polene ve nektara geçmektedir.&lt;br /&gt;Bir diğer olumsuzluk ise kültür bitkilerinden elde edilen polenler çeşitlilik açısından fakirdir.Eğer  yörede hakim bitki ay çiçeği ise polen yalnızca ayçiçeği poleni olmakta diğer bitkilerden katkı olsa bile kayda değer bir yekun teşkil etmemektedir.Dolayısı ile de ne kadar düzenli polen tüketilirse tüketilsin istenilen sonuç ve hayat kalitesine ulaşılamamaktadır.&lt;br /&gt;Organik polenlerde ise arıların tarlalardan polen toplama ihtimali ortadan kaldırılmakta en yakın ekili alanın  üç km uzakta olması amir yönetmelikçe  birinci şart olarak  öne sürülmektedir.Ayrıca arılar binlerce   kır çiçeğini ziyaret etme şansı buluyorlar, her birinden ayrı ayrı polen toplayarak temiz, doğal  ve risk barındırmayan polenlerini kovanlarına taşıyorlar.Bu temizlik ve doğallık o k adar ileri derecede dir ki, arıların konuçlandırıldığı mekanın bir  km yakınından ana yolların geçmesi yasaktır.Arılar hiçbir yerleşim merkezini ve zirai faaliyetin yapıldığı mekanı göremezler.Tamamen tabiatın tertemiz bağrından polen toplamaları üzerine endekslenmişlerdir. Bu şekilde hassas davranılarak eksoz ve baca gazlarından  bile gelecek kimyasalların etkisinden korunmuş organik ürünlerin kalitesi , kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;Kirletilmemiş doğadan temiz ürünlerdir, organik ürünler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-926866599321388171?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/926866599321388171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=926866599321388171' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/926866599321388171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/926866599321388171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/11/organik-polen.html' title='ORGANİK POLEN'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKck5T0psI/AAAAAAAAAHY/erU3bVfG7aY/s72-c/39837_143875905642567_100000604743298_325139_2014003_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7295346117296617233</id><published>2010-11-28T10:04:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T10:05:34.605-08:00</updated><title type='text'>ORGANİK  ARICILIK YÖNETMELİĞİ</title><content type='html'>Organik arı yetiştiriciliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Madde 21 — (Değişik:R.G.-25/10/2008-27035)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Organik arı yetiştiriciliği kuralları aşağıda belirtilmiştir. &lt;br /&gt;             a) Arıcılık ürünleri, bu Yönetmelik hükümlerinin asgari bir yıl uygulanması kaydıyla organik ürün olarak pazarlanabilir. &lt;br /&gt;             b) Irk seçiminde, arıların yerel koşullara adapte olabilme kapasitesi, dayanıklılıkları ve hastalıklara karşı dirençleri göz önüne alınmalıdır. Apis mellifera türünün ırkları ve yerel ekotipleri tercih edilmelidir. &lt;br /&gt;             c) Kapasite artırımı, kolonilerin bölünmesi veya organik arıcılık yapan diğer işletmelerden oğul veya kovan alınabilir. &lt;br /&gt;             d) Yetkilendirilmiş kuruluşdan önceden izin alınması kaydıyla, işletmenin sahip olduğu konvansiyonel arı kolonileri, organik arıcılığa geçiş amacı ile kullanılabilir. &lt;br /&gt;             e) Bu Yönetmelik hükümlerine göre üretim yapmayan arıcılardan sağlanan arı oğulları, bir yıllık geçiş süreci içerisinde kullanılabilir. &lt;br /&gt;             f) Sağlık veya felaket nedenleriyle yüksek hayvan ölümlerinin olması durumunda ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun kovanların mevcut olmaması halinde, geçiş sürecine tabi olmaları kaydıyla, yetkilendirilmiş kuruluş tarafından kovanların yeniden oluşturulmasına izin verilebilir. &lt;br /&gt;             g) Kolonilerin yenilenmesi amacıyla, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olmayan, yılda % 10 oranında ana arı ve oğul organik üretim yapılan kovanlara yerleştirilmeleri kaydıyla, organik üretim yapılan birimlere alınabilir. Bu durumda geçiş süreci uygulanmaz. &lt;br /&gt;             h) Kovanların yerleşimi aşağıdaki hususlara uygun olmalıdır; &lt;br /&gt;             1) Arılar için yeterli miktarda doğal nektar, balözü ve polen kaynağı bulunmalı ve suya erişim imkanı olmalıdır. &lt;br /&gt;             2) Üretim bölgesinin 3 km yarıçapı içerisinde bulunan nektar ve polen kaynakları, organik olarak üretilen ürünlerden, doğal veya arıcılık ürünlerinin organik olma niteliğini etkilemeyecek bitki örtüsünden oluşmalıdır. Bu alanda yeteri miktarda polen ve nektar bulunamaması halinde, üreticinin arılarını yukarıdaki şartlara uygun olmayan bir alana nakletmesi durumunda, üretimini organik tarım usul ve esaslarına uygun yapmak kaydıyla ürün elde eder ve bu ürün organik olarak değerlendirilemez. Söz konusu kovanların belirtilen bölgeye tekrar nakledilmesi halinde geçiş süreci uygulanmaz. Yukarıda belirtilen yarıçap içerisinde, aynı üretici tarafından, organik ve konvansiyonel arıcılık birlikte yapılamaz. &lt;br /&gt;             3) Kovanlar; kirlenmeye yol açması muhtemel olan, kent merkezleri, otoyollar, sanayi bölgeleri, atık merkezleri, atık yakma merkezleri gibi tarım dışı üretim kaynaklarından yeterince uzak olmalıdır. Kontrol kuruluşları ve/veya birimleri bu koşulun sağlanması için gerekli tedbirleri almalıdır. &lt;br /&gt;             Yukarıdaki koşullar çiçeklenmenin olmadığı alanlarda veya kovanların uykuda olduğu kışlama döneminde uygulanmaz. &lt;br /&gt;             ı) Üretim sezonu sonunda arıların kışı geçirebilmesi için kovanlarda yeterli miktarda bal ve polen bırakılmalıdır. &lt;br /&gt;             j) İlkbahar döneminde arı kolonilerinin beslenmesinde organik bal kullanılır. İklim koşullarının balın kristalleşmesini hızlandırdığı durumlarda, beslemede organik metotla üretilen bal yerine organik metodlarla üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılmasına yetkili kuruluş tarafından izin verilebilir. Besleme ile ilgili olarak kayıtlara, ürünün tipi, uygulama tarihi, miktarı ve kullanıldığı kovanlara dair bilgiler yazılır. Besleme işlemi son bal hasadı ile müteakip nektar veya balözü döneminden önceki 15 gün arasında yapılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             k) Arıcılıkta hastalıkların önlenmesi için; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             1) Dayanıklı uygun ırklar seçilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             2) Ana arıların düzenli olarak yenilenmesi, her hangi bir anomali tespiti için kovanların sistematik olarak kontrolü, kovanlardaki erkek arı gözlerinin kontrolü, düzenli aralıklarla malzeme ve teçhizatın dezenfekte edilmesi, kirlenmiş maddeler veya kaynaklarının imha edilmesi, balmumunun düzenli olarak yenilenmesi ve kovanlarda yeterli miktarda polen ve bal bırakılması gibi hastalıklara karşı direnç artırıcı ve enfeksiyon önleyici pratiklerin yapılması gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             l) Koruyucu önlemlere rağmen, koloniler hastalanır veya zarar görürse, derhal tedaviye alınmalı ve gerekirse koloniler ayrı kovanlarda izole edilmelidir. Bu Yönetmeliğe uygun arıcılıkta kullanılacak veteriner ilaçları aşağıdaki prensiplere uygun olmalıdır; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             1) Bakanlıkça ruhsatlandırılmış olmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             2) Tedavi edici etkilerinin öngörülen tedaviye uygun olması kaydıyla kimyasal bileşimli ilaçlar yerine fitoterapik veya homeopatik tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             3) Yukarıda bahsedilen ürünlerin kullanımı, kolonileri tehdit eden hastalık veya istilacıların yok edilmesinde etkili olmaması durumunda, yetkilendirilmiş kuruluşun sorumluluğunda, kimyasal bileşimli ilaçlar kullanılabilir. Ancak koruyucu amaçlı kimyasal bileşimli ilaçların kullanımı yasaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             4) Arı zararlısı Varroa için; formik asit, laktik asit, asetik asit, oksalik asit ve mentol, timol, okaliptol veya kafur kullanılabilir. Bu ürünler kullanıldığında kolonilere bir yıllık geçiş süreci uygulanmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             5) Kovanlarda zararlı mücadelesinde bu Yönetmeliğin Ek-1’de yer alan B. Bitki Koruma Maddeleri başlıklı bölümdeki ürünler kullanılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             m) Tedavi, kimyasal bileşimli ilaçlar ile yapılırsa, bu dönem içerisinde tedavi altındaki koloniler izole edilmiş bir bölgeye alınır, tedavi sonrası kovanlardaki balmumları alınır ve yerine organik balmumu veya boş çerçeve konulur. Bu kolonilere bir yıllık geçiş süreci uygulanır. &lt;br /&gt;             n) Veteriner ilaçlarının uygulandığı zamanlar; aktif farmakolojik madde de dahil ürünün tipi, konulan teşhis, dozu, uygulama şekli, tedavi süresi ve ilacın yarılanma süresi açıkça kaydedilmeli ve ürünler organik ürün olarak pazarlanmadan önce yetkilendirilmiş kuruluşa bilgi verilmelidir. &lt;br /&gt;             o) Organik arıcılıkta bakım, idare pratikleri ve kayıtları aşağıdaki gibidir; &lt;br /&gt;             1) Arıcılık ürünlerinin hasat edilmesi esnasında petekler içerisindeki arıların yok edilmesi yasaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             2) Ana arının kanatlarını kesmek gibi işlemler yasaktır. Ana arıların değiştirilmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine izin verilir. Yalnızca Varroa bulaşan erkek arı gözlerinin yok edilmesine izin verilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             3) Bal hasadında kimyasal sentetik sinek kovucu maddelerin kullanılması yasaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             4) Kovanların yerleştirildikleri alanlar kovan bilgileri ile birlikte kaydedilmelidir. Kovanlar bulundukları yerden başka yere yetkilendirilmiş kuruluş bilgisi dahilinde taşınır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             5) Arıcılık ürünlerinin üretimi, hasadı, işlenmesi ve depolanması esnasında kolonilere uygulanan koruyucu önlemler ve tedaviler kayıt edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             p) Arıcılıkta kullanılacak materyallerin ve kovanların özellikleri; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             1) Kovanlar çevreye ve arıcılık ürünlerine risk getirmeyen doğal malzemelerden yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             2) Kovanlar kimyasal boyalarla boyanamaz. Propolis (reçine), balmumu ve bitki yağları gibi doğal ürünlerle kaplanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             3) Yeni çerçeve için balmumu organik üretim yapan birimlerden sağlanmalıdır. Arıcılığa yeni başlandığında veya geçiş sürecinde organik olarak üretilen balmumunun pazarda mevcut olmaması durumunda, organik üretim biriminden alınmayan balmumunun kullanılmasına, analizlere dayanarak yetkilendirilmiş kuruluş tarafından izin verilir. &lt;br /&gt;             4) Üzerinde yavrulu gözler bulunan çerçevelerden bal sağımı yapılamaz. &lt;br /&gt;             5) Çerçeve, kovan, petek gibi malzemeleri zararlılardan korumak amacıyla yalnızca bu Yönetmeliğin Ek-8’indeki ürünlerin kullanılmasına izin verilir. Buhar veya doğrudan alev gibi fiziki uygulamalara da izin verilir. &lt;br /&gt;             6) Arıcılıkta kullanılan malzemelerin, binaların, teçhizatın ve kapların veya ürünlerin temizlenmesinde ve taşınmasında yalnızca bu Yönetmeliğin Ek-8’indeki maddeler kullanılabilir. Arıların taşınması sırasında hayvanlara stres yaratmaktan kaçınılır. &lt;br /&gt;             7) Karantina tedbirleri uygulanan ve uçakla ilaçlama yapılan alanlarda organik arıcılık yapılamaz. &lt;br /&gt;             8) Kovanların taşınması, depolanması, pazarlanmasında ve organik arı ürünlerinin, üretilmesi, işlenmesi, taşınması, ambalajlanması, etiketlenmesi, depolanması ve pazarlanmasında bu Yönetmeliğin İkinci Kısım, Dördüncü Bölüm hükümleri uygulanır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7295346117296617233?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7295346117296617233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7295346117296617233' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7295346117296617233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7295346117296617233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/11/organik-aricilik-yonetmeligi.html' title='ORGANİK  ARICILIK YÖNETMELİĞİ'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-7793149192898870024</id><published>2010-11-28T09:55:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T10:14:21.701-08:00</updated><title type='text'>ORGANİK BAL KARA KOVAN BALINI TAHDINDAN EDİYOR</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKb7v0vX9I/AAAAAAAAAHQ/Xso5RxlC3FM/s1600/26722_112727678758383_100000634541026_136452_1204957_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKb7v0vX9I/AAAAAAAAAHQ/Xso5RxlC3FM/s320/26722_112727678758383_100000634541026_136452_1204957_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5544665541998763986" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Halkımızda bir kara kovan balı  hastalığıdır tutturmuş gidiyor.Normal balların fiyatının iki üç katına satılan kara kovan ballarına insanımız gözünü kırpmadan adeta saldırıyor.&lt;br /&gt;Sebep: &lt;br /&gt;Karakovan balı…&lt;br /&gt;Ne var bu karakovan balında da bu kadar rağbet görüyor?Bir artısının dışında hiç bir şey..&lt;br /&gt;Ne dir o artı?&lt;br /&gt;Eğer artı denebilecekse kara kovan  ballarında arı peteğini kendisi  örer. Yani kalıpta basılmış temel petek kullanılmaz.&lt;br /&gt;Hepsi bu?Başka yok&lt;br /&gt;Vatandaşın esas sorması gereken sorular orta yerde dururken eğer kara kovan balı ise açık vermesi çok anlamsız…&lt;br /&gt;Arı zararlılarıyla hangi ilaçları kullanıldığına, bu ilaçların kovanda  çok önem verilen petekte kalıntı bırakıp bırakılmadığına dikkat edilmez.Bu üretimler son derece kontrolsüz ve insan sağlığını doğrudan tehdit eden riskleri barındırdığına dikkat edilmesi gerekir. Kara kovan balı üreticileri arılarının ilaçlanmış, gübrelenmiş bahçe ve tarlalara gitmesine engel olamazlar.Buralardan beslenen, nektar ve polen getiren arılar buralardaki kimyasal kalıntıları da petek gözlerine taşımaktadırlar.sahibinin şeker vermesini  engeleyecek hiçbir engeleyici otorite bulunmamaktadır. Yerleşim mekanlarına, tuvalet ayaklarına arıalrın gitmesine kimse engel olamaz.Çünkü denetimsizdir.Yalnızca peteğini arı üretiyor diye bu kadar riski göze almaya değmez. &lt;br /&gt;Diğer taraftan organik arıcılıkta önce arıların ZİRAAT ALANLARINDAN,KİMYASAL TESİSLERDEN, ÇÖPLÜKLERDEN UZAK bir mekana yerleştirilmesi sağlanır.Organik arıcılıkta arılara şeker verilemze.Arılar yerleşim yerlerinden ve her türlü risk oluşturan mekanlardan en az 3 km uzak olmak zorundadır. Arı kendi balıyla beslenir ve kendi peteğini kendi yapar.Arıların marifetiyle  insan sağlığını tehdit eden en ufak bir risk bulunmayacak  ortam hazırlandıktan sonra,arı zararlılarıyla mücadelede kullanılacak ilaçlarında organik olmasına, insan sağlığını tehdit etmemesine yönelik tetbirler alınır.Alınan tedbirler ve yapılan uygulamalr defalarca denetlenir en sonunda tahlile tabi tutulur.Denetleme ve tahlillerin neticesinde ürün gerçekten organik ise(YANİ İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN UNSURLAR YOK İSE) üreticiye organiktir belgesi verilir. Bütün bu işlemler yapılırken her şeyin kusursuz olması halinde bile ilk yıl organiğe geçiş belgesi verilir.&lt;br /&gt;Böylesine kılı kırk yaran uygulamalar ve denetimlerden geçen organik arı ürünlerini(bal,polen, propolis, arı sütü)halkımızın hizmetine sunmanın heyacanını ve mutluluğunu şimdiden yaşıyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-7793149192898870024?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/7793149192898870024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=7793149192898870024' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7793149192898870024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/7793149192898870024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2010/11/organik-bal-kara-kovan-balini-tahdindan.html' title='ORGANİK BAL KARA KOVAN BALINI TAHDINDAN EDİYOR'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/TPKb7v0vX9I/AAAAAAAAAHQ/Xso5RxlC3FM/s72-c/26722_112727678758383_100000634541026_136452_1204957_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-5335301482768190392</id><published>2008-04-13T03:24:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T14:55:34.719-08:00</updated><title type='text'>Mucize Ürün Polen</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAu5ZBseSI/AAAAAAAAABc/wCk28PmS3Jo/s1600-h/POLEN.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5206212732745709858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAu5ZBseSI/AAAAAAAAABc/wCk28PmS3Jo/s320/POLEN.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Polen arıların bizlere sunmuş olduğu en değerli ürünler arasında yer almaktadır.Bir çok alanda kullanılıp,hastalıklara karşı vücudu korur,enerji verir ve büyümeyi hızlandırır.Her yaşta kullanılabilir fakat pollen alerjisi olan insanların kullanması tehlikeli sonuçlar yaratabilmektedir.&lt;br /&gt;POLEN NEDİR?&lt;br /&gt;Polen çiçekli bitkilerin anterlerinde oluşan ve döllenmede rol olan erkek üreme birimidir. Polen 6 - 200 mm çapında değişik renklerde, şekillerde ve yapıdadır. Polen protein,vitamin,mineral madde ve enzimler bakımından çok zengin bir besin maddesidir. Arılar kovanın protein ihtiyacını karşılamak,yavruları beslemek için polen toplarlar ve bunları kovana taşıyarak petek gözlerinde depolarlar.&lt;br /&gt;TAZE POLENPolen çiçeklerin erkek üreme hücreleridir ve proteinler, vitaminler, esansiyel amino asitler, yağ asitleri, mineral maddeler ve iz elementler bakımından çok zengin bir gıda maddesidir. Polenler taze, dondurulmuş, kurutulmuş ve tablet haline getirilmiş haplar halinde pazarlanmaktadır. Krell, "İnsanlar tarafından günlük olarak protein, vitamin ve mineral madde gereksinimi karşılamak için sadece POLEN yemek yeterlidir" diyor. Ayrıca beslenme amacıyla alınan polenin Synergist etki yaparak yani birçok yararlı maddenin karşılıklı etkileşmesi ile metabolizmanın sindirimini iyileştirmektedir. Polende bulunan besinler, dengesiz alınan besinleri dengeleyerek açıkları kapattıkları ve besinlerin alınımını kolaylaştırdıkları bildirilmektedir. Beslenme bozukluğu bütün dünyada en çok protein ve kalori yetersizliği ile göze çarpar. Bir ortalamaya göre dünyada 0-6 yaş arasındaki bütün çocukların % 70'i protein yetersizliğinden hasta sayılmaktadır. Türkiye'de 2 milyondan fazla çocuk protein yetersizliğinden sıhhatsizdir. Polende ortalama %25 protein vardır. Çocuklar bir kahve kaşığı polenle protein ve birçok vitamin ihtiyacını karşılayabilir.&lt;br /&gt;POLEN KONUSUNDA BİLİM ADAMLARININ TESPİTLERİ***Chauvin ve Lenamand araştırmalarıyla polenin antibiyotikler içerdiğini ve bakterilerde üremeyi durdurucu etki gösterdiğini tespit etmiştir. Grecen ve Enci'nin yaptığı çalışmalarda Staphylococcus, Salmonella, e. coli ve Bacillis Anthracis' e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir. ***Caillas' tan edinilen bilgilere göre polen kürü uygulaması ile en inatçı bağırsak iltihabı bile iyileştirilir. Polenler bağırsak bakteri ve fermentleri üzerinde olumlu etki yapar. ***Polende bulunan Rutin kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasını güçlendirir. ***Polende bulunan ve gelişmeye, büyümeye etki eden hormonlarla ilgili çalışmalar sonucunda polen yedirilen hayvanlar aynı değerde protein ve vitamin alanlardan daha hızlı gelişmişlerdir. ***Costantini ve Albore, evcil hayvanların ve laboratuvar böceklerinin yemlerine eklenen polenin, büyüme hızını artırdığı, sindirimi kolaylaştırdığı ve daha sağlıklı bir görünüm kazandırdığını belirtmektedir. Dengeli .hazırlanan yeme %2.5 oranında polen eklenmesinin tavuklarda yemden yararlanma düzeyini artırdığı tespit edilmiştir. . ***Sporcular, özellikle yüksek performans isteyen branştakiler bol miktarda polen tüketmelidir. ***Lord Hauser' e göre polen bira mayasından 38 misli daha fazla B vitaminleri içermektedir. ***Sehmidt ve Buchman polendeki protein ve mineral madde ile Thiamin ve Riboflavin miktarının dana etindekinden l0 at daha fazla olduğunu belirtmektedir. ***Polende bulunan Ribofavin'in görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olayda şaşırtıcı sonuçların alındığı ve görme yeteneğinin arttığı saptanmıştır.&lt;br /&gt;POLENİN FAYDALARI&lt;br /&gt;1.Polen kansız insanlar için faydalıdır. A1yuvar sayısını %25-30, hemoglobini % 15 oranında yükseltir. 2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir. 3. Polen vücudumuzu zinde tutar. 4. Sporda yüksek performans sağlar. 5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir. 6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır. 7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır. 8 İnatçı ishalleri tedavi eder. 9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir, . 10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır. 11.Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir. 12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar. 13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır. 14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir. 15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir. 16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir. 17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır. 18. Polen. düşünme yeteneğini artırır. 19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur. 20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler. 21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir. 22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur. 23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir. 24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır.&lt;br /&gt;POLENİN KULLANIMI&lt;br /&gt;Polen, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegane doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır. Günlük alınması gereken doz duruma göre, yetişkinlerde 15-40 g, 6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 g, 3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 g.dır. Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 g.dır.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-5335301482768190392?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/5335301482768190392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=5335301482768190392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5335301482768190392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/5335301482768190392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2008/04/mucize-rn-polen.html' title='Mucize Ürün Polen'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAu5ZBseSI/AAAAAAAAABc/wCk28PmS3Jo/s72-c/POLEN.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4088443192358397513.post-8226066369492748791</id><published>2008-04-13T03:12:00.000-07:00</published><updated>2008-12-09T14:55:34.893-08:00</updated><title type='text'>Bal Hakkında Bilmediklerimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAvhpBseUI/AAAAAAAAABs/EasMcXQQmyM/s1600-h/4388_20.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5206213424235444546" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAvhpBseUI/AAAAAAAAABs/EasMcXQQmyM/s320/4388_20.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAvNpBseTI/AAAAAAAAABk/83av5sE-sjs/s1600-h/bal.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bal arılar tarafından çiçek ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Nektar bala çevrilirken arılar sağladıkları invertaz enzimi sayesinde sakarozu inversiyona uğratarak früktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürür ve fermantasyonun meydana gelmesini önleyecek miktarda suyunu uçururlar. Kovandaki hücrelere yerleştirilen ve üzeri mumdan bir kapakla örtülen bal arılarca sağlanan özel havalandırma sistemi sayesinde bildiğimiz tat ve kıvama gelir.&lt;br /&gt;Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusu, çiçeklerdeki aromalı volatin yağı verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin kokularını sağlayan yağdır. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir. Örneğin ½ kg ham nektarı toplamak için 900 arının bir gün boyunca çalışması gerekir. Toplanan bu nektarın ise ancak bir kısmı bala çevrilebilir. Çiçeklerdeki nektardan elde edilen balın miktarı tamamen getirilen nektarın şeker konsantresine bağlıdır.&lt;br /&gt;KRİSTALLEŞME Her ne kadar sofralarda her zaman önemli bir yere sahip olsa da bal halkımız tarafından çok da iyi tanınan bir besin maddesi değil. Buna en önemli örnek olarak balın şekerlenmesi şeklinde adlandırdığımız kristalleşmeyi gösterebiliriz. Çiçek balı doğal ve saf olduğunda kristalleşir. Bu olay tamamen balın doğallığından kaynaklanır. Kristalleşmeye neden olansa balın içerisinde bulunan ve polen adı verilen çiçek tozlarıdır. Yurt dışında bal doğal yani kristalize haliyle tüketilir çünkü bütün gıda maddeleri doğal olduğunda faydalıdır. Her saf ve doğal çiçek balı bir süre sonra kristalleşir. Ancak çam, kestane, böğürtlen gibi salgı ballarında polen bulunmadığından kristalleşme de olmaz. Bilim adamları ve beslenme uzmanları ise balın çeşitli bitki ve tohumlarla karıştırıldığında daha faydalı olduğunu vurguluyorlar.&lt;br /&gt;500 HASTALIĞIN TEDAVİSİNDE KULLANILIYOR Öte yandan balın, pek çok hastalıkta koruyucu ve tedavi edici etkileri olduğu da, tıp uzmanlarınca kabul edilmekte. Uzmanlar balın, yaklaşık 500 hastalığın tedavisinde yardımcı olarak kullanıldığında, etkili olduğunu ifade ediyorlar.&lt;br /&gt;BAL NELERE İYİ GELİR? Adale ağrıları, titremesi, uyuşmasının giderilmesine, Ağrı ve sancıların giderilmesine, Ağız yaralarının iyileştirilmesine, Akciğer hastalıklarının iyileştirilmesine, Bademcik iltihabının yok edilmesine, Bağırsak gazının, iltihabının giderilmesine, Baş, göğüs, karın ağrılarının giderilmesine, Baş dönmesinin giderilmesine, Bel ağrılarının giderilmesine, Beyin hastalıklarının iyileşmesine, felç ve sinir hastalıklarını gidermede, Cilt bozukluğunu, lekelerini gidermeye, Cinsel gücü artırmaya, Damar sertliğine, damar tıkanıklığını yok etmeye, Gözleri güçlendirmeye, Halsizliğin giderilmesine Hazmı kolaylaştırmaya, Hafızayı güçlendirmeye, İştah açmaya, Kabızlığın iyileştirilmesine, Kalp çarpıntısını gidermeye, Kanın temizlenmesine, Kemiklerin kuvvetlenmesine, Nezle ve grip hastalığının tedavisine, Öksürüğün, nefes darlığının, astım hastalığının tedavisine, Romatizma ve siyatiğin tedavisine, Sarılık hastalığının iyileştirilmesine, Sedef hastalığının giderilmesine&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4088443192358397513-8226066369492748791?l=erdalodabas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://erdalodabas.blogspot.com/feeds/8226066369492748791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4088443192358397513&amp;postID=8226066369492748791' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8226066369492748791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4088443192358397513/posts/default/8226066369492748791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://erdalodabas.blogspot.com/2008/04/bal-hakknda-bilmediklerimiz.html' title='Bal Hakkında Bilmediklerimiz'/><author><name>Erdal ODABAŞ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17777727500010752994</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='30' src='http://bp2.blogger.com/_7TEs-sRwTxQ/SAIF9kpggMI/AAAAAAAAABI/N5BbOr-ajgs/S220/aofsa.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_7TEs-sRwTxQ/SEAvhpBseUI/AAAAAAAAABs/EasMcXQQmyM/s72-c/4388_20.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry></feed>
