25 Ağustos 2011 Perşembe

Polen Tüketimi Nasıl Olmalı?



Polen tüketimi, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegâne doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen tüketimi, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra, tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır.

Günlük alınması gereken doz duruma göre,

Yetişkinlerde 15-40 gr,

6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 gr,

3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 gr’dır.

Yaş aralığı 2-6 olan çocuklar için ise günlük tüketim 2 gr olarak tavsiye edilmektedir.

Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 gr’dır.

Yapılacak Kürün Dozu

Birinci hafta 15 gram polen, sabahları aç karnına alınmalıdır. İki ve üçüncü hafta, günde 30 gram sabah kahvaltısından 15 dakika önce yarısı ve akşam yemeğinden 15 dakika önce diğer yarısı alınmalı. Dördüncü haftada ise uygulama birinci haftada olduğu gibi tekrarlanmalıdır. Bu küre ilave olarak her sabah kahvaltısında bir dilim ekmeğe polenli bal sürülmeli ve bu yolla da 8 gram polen alınmalıdır.

http://www.organikbal.com/

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Polen Alerjik Bünyede Kullanılır Mı?

Alerjik bünyesi olan hastaların, akciğer bronşlarındaki sinir uçları oksijen yetersizliğinden ve spazm yaptığından dolayı çok hassaslaşmışlardır. İlkbahar ve sonbaharda gözle görülemeyecek kadar küçük olan ve havada uçuşan “Ağaç Polenleri” bronşlara ulaştığı an; bronşlardaki sinir uçları derhal kasılarak tepki gösterip öksürük olarak kendini belli eder.


Ancak arının çiçekten kovana gelmesiyle elde edilip, özel naturel kurutma sistemleriyle kurutulan “Çiçek Polenleri” üst solunum yolları enfeksiyonlarında tedavi edici bitkisel destek sağlar. Dolayısıyla Ağaç Poleni ve Çiçek Poleni karıştırıldığı için ve her ikisine de - Polen - dendiği için isim benzerliğinden dolayı bazı Alerjik bünyeler Çiçek Polenini yemekten çekinirler. Halbuki durum böyle değildir. Üst Solunum Enfeksiyonları için tam fayda veren Çiçek Poleni için bilim adamlarının oldukça kesin sonuçları olmuştur.

23 Ağustos 2011 Salı

Arı Poleninin Faydaları Görmek İstermisiniz?

Aşağıda sıraladığım bilgiler, ne hayal , nede ümit tacirliğidir.Haddizatında bunu yapanları hem kınar hemde alet olanlara acırım.Bu nedenle tasvip etmediğim inanmadığım hiç bir yazıyı ve paylaşımı bloğuma eklemeye tenezzül etmem.Bir çok bilimsel çalışmalar sonucu tesbit edilmiş ve yayınlanmış makalelelerden derlenmiştir.Gerçi bu bilgiler başka yerlerde de yayınlanmaktadır.Bilimsel dayanağı olduğunua teyit ettikten sonra bende kopyalarak sizlerle paylaşıyroum.




Taze Arı Poleninin Faydaları



1. Polen kansız insanlar için faydalıdır. Alyuvar sayısını %25-30, hemoglobini %15 oranında yükseltir.

2. Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.

3. Polen vücudumuzu zinde tutar.

4. Sporda yüksek performans sağlar.

5. Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.

6. Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.

7. İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.

8. İnatçı ishalleri tedavi eder.

9. Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir.

10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.

11. Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.

12. Polen prostat hastalarında iyileştirici etki yapar.

13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır.

14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.

15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir.

16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.

17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.

18. Polen düşünme yeteneğini artırır.

19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur.

20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.

21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.

22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur.

23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.

24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır.



www.organikbal.com



22 Ağustos 2011 Pazartesi

Yaşlılık Sorunlarında Polen

Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun, cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen, bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, cinsel istek ve gücü canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli  sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel  yaşam sürdürür.

http://www.orgnikbal.com/

21 Ağustos 2011 Pazar

Gözaltı Sorunlarının Çözümünde Pelen

1 kahve kaşığı polen içine bir damla kayısı ve buğday yağı ilave ederseniz, bir doğal “gözaltı kremi” elde etmiş olursunuz. Karışımın içine iki damla ampul halinde satılan E vitamini de ekleyebilirsiniz. Bu karışımı göz altına sürün ve 15 dakika sonra yıkayın. Arı sütü, polen, bal karışımı, göz altlarının yorgun görünümünü yok eder. Gerginleştirip, canlandırır.

http://www.organikbal.com/




20 Ağustos 2011 Cumartesi

Cilt Güzelliği ve Polen

Ciltteki çeşitli lekelerin, sivilcelerin ve bozuk bir cilt oluşmasında en önemli etkenler, sindirim sistemindeki bozukluk, karaciğer, kansızlık veya temiz olmayan kandandır. Bilhassa sorun kanda ise; kan, derimize yönelik dış etkilere karşı koyabilecek cevherleri taşımıyorsa, normal insan tenine olumsuz etki yapamayan güneş ultraviyole ışınları bile, derideki kalkan görevi yapan kan maddeleri eksik olan kişiye etki yapıp, derisinde lekeler meydana gelmesini sağlar. Bu nedenle, önce kanın atık maddelerden arındırılıp tüm cevherlerle donatılması, kanın temizlenmesi, filtre edilmesi gerekir. Bunu en iyi Polen sağlar. Hiçbir cilt sorunu olmayan, canlı, sağlıklı, parlak, pembe bir cilt isteyen bayanlar, Polen yiyerek ve maskesini yaparak ten hücrelerini besleyebilirler. "Oriane" gibi birçok ünlü güzellik kreminin özü Polen'dir.


Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Ekim-1984 sayısında Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu - Dr. Kadriye Sorkun'un yazısında:

"Polen güzellik kremi olarak da kullanılır. Bunun için, bir kahve kaşığı polen öğütülür ve taze yumurta sarısıyla karıştırılır. Bu karışım hafif masajla yüze ve boyna sürülür. Yarım saat beklenir. Zamanı dolunca bol su ile yıkanır. Sonuçta cilt, parlaklık ve tazelik kazanır."

http://www.ordanikbal.com/
 

19 Ağustos 2011 Cuma

Saç Dökülmelerinde Polen

Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşimindeki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur, cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar.


Saça faydası kullanımdan kısa süre sonra görülür. Saçın kök kısmına çok olumlu etki yapar. Bileşiminde yer alan niasin ve sistin maddeleri saç kökünü besler, dökülmesini durdurur.

Zayıf tellere canlılık verir. Saç hacmini geliştirir. Yani saçların dökülmesini durdurup, kopacak gibi duran saç tellerinin canlanıp gürleşmesine neden olur. Saçların korunmasında günde yiyeceğiniz bir çay kaşığı kaliteli polen yeterlidir. Dökülme fazlaysa bunu 3 çay kaşığına kadar yükseltebilirsiniz.

http://www.organikbal.com/

17 Ağustos 2011 Çarşamba

Kanser ve Lösemi Tedavilerinde Polen





Kanser ve Lösemi tedavilerinde Kanser hücrelerini öldürücü veya durdurucu ilaçların yanında bu ana tedavilere yardımcı olan doğal maddeler de vardır. Polen bu yardımcı doğal maddelerin başında gelir. Dünyanın pek çok ileri ülkesinde yapılan konvansiyonel Kanser ve lösemi tedavileri öncesinde ve esnasında, hastalara bol miktarda polen de verilmektedir. Polen ya tabletler halinde veya doğal halinde hastaya yedirilerek kan değerlerinin düşmemesi ve bağışıklık bozulmaması sağlanmaktadır Polenin bileşimindeki vitamin ve mineraller kan yapıcı ve ümmün sistemi güçlü tutucu özellikte olduğu için diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi kanser türlerinde de mutlaka hastaya bol miktarda verilmelidir. Son araştırmalar polenin kanser hücrelerinin bölünüp çoğalması olan mitoz olayını azaltarak sitotoketki yaptığını da göstermiştir. Ünlü kanser araştırmacısı Berlin'li Dr.P.G.Seeger 'in görüşü de şöyledir: "Üstün bir doğal cevherler birleşimi olan polen, hastalık ve çeşitli yetersizlik hallerinde çok yönlü ve güçlü (Omnipotenter) bir etkiye sahiptir. (Kaynak: Alman tıp yayınından, Natureilpraxis, sayı 5, sayfa 437-444)" Dr.Seeger: "Yapısındaki maddelerin çok yönlü etkisini düşünerek poleni bir "hayat iksiri "olarak adlandırabiliriz. Onun bu özelliği gerçekte ferment fonksiyonu ve hücre solunumunu canlandırmasına dayanıyor ve onu birçok hastalığın hatta kanserin korunma ve tedavisinde çok değerli bir madde yapıyor." demektedir.







www.organikbal.com



16 Ağustos 2011 Salı

Bebek ve Gençlerde Polen



Yeni doğan bebek, anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik-kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır. Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.

Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir.

Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standardı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar.


http://www.organikbal.com/

15 Ağustos 2011 Pazartesi

BAL SÜZME KAZANLARI EN UYGUN FİYATLAR

TSE li,İki yıl üretici firma garantisi,çok uygun kargo (Yalnızca17 lira).Üretici firma benka Türkiye'nın en büyük arı malzemeleri ihracatcısı.
"Hiç kimse ucuz mal alabilecek kadar zengin değildir."

http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/

GSM:505 691 2575

Prostat Hastalığında Polen

Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir.


"Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır."

http://www.organikbal.com/

14 Ağustos 2011 Pazar

BAL SÜZME MAKİNELERİ KULLANIRKEN NELERE DİKKAT EDELİM?

http://www.aricilikmalzemeleri.web.tr/



Makinenizi kullanmadan önce,kazan ve iç aksamın kaynar su ile iyice yıkanması gerekmektedir. Yıkanıp durulanmasından sonra kazanın içinde,balın kalitesini etkileyecek,su kalıntılarının kalmamasına özen gösterilmelidir.(Bu kurulama işleminde, hav bırakacak bir kez yerine;ya bir kurutucu ile ya da doğal yoldan, havalandırmak sureti ile yapmak en doğrusu olacaktır.) Artık,temizliğine ve tamamen kuruluğuna inandığımız makinemiz ile hasadı yapılan,balla dolu çerçevelerimizi süzme işlemine geçebiliriz. Peteklerimizi makinemizde süzebilmek için,ilk önce üzerlerindeki sırların,sır alma makinesi,bal bıçağı veya petek sır tarağı ile bozulması gerekir. Sırları alınmış çerçevelerin bal süzme makinesindeki kafeslere yerleştirirken,çerçeve kulaklarının aynı isikamette olmasına dikkat ediniz. Balın,süzülme esnasında,dışarı sıçramasını önlemek için,makinenin kolunu çevirmeden önce,kapakların iyice kapatıldığından emin olunuz. Makinenin dişli çarklara bağlı kolunu,önce yavaş yavaş çevirmeli ve sonra peteklerdeki ağırlık azalınca,çevirme hızlandırılmalıdır.(Çerçevenin tümü dolu ve ağır ise;bir yüzü tam süzülmeden,diğer yüzünü çevirip süzmeli ki,petekler bel verip kırılmasın.Sonra, çerçevelerin ilk seferde yarım bırakılmış tarafı yine dışa getirilerek tüm balın sızdırılması sağlanır.) Kolun çevrilmesi ile dönen kasnaklarda bulunan peteklerin hücrelerindeki ballar,merkezkaç kuvveti ile kazanın cidarına atılmasından sonra bu cidardan sızan ballar,kazanın alt yanında bulunan musluktan veya taban alt bölümünde bulunan alt tapa açılarak boşaltılır. Süzülecek bal kalmadıktan ve makinenin cidarındaki tüm balların süzüldüğüne emin olduktan sonra,kullanmadan önceki gibi,yalnızca su kullanmak sureti ile kazan içi ve aksamları yıkanmalı ve kurulanmalıdır.(Göstereceğiniz bu özen,hem insan sağlığına katkıda bulunacak,hemde Bal Süzme Makinenizi bir ömür boyu kullanmanızı sağlayacaktır.) NOT: UNUTMAYINIZ ! (Süzülecek ballı çerçevelerin,28-30'C derecelik bir odada bulunması ve sızdırılma işinin 25-27'C dereceden aşağı olmayan bir odada yapılması,bala akıcılık verdiğinden,balın peteklerden süzülmesi daha da kolaylaşacaktır.)

http://www.suzen.comtr adresinden ALINMIŞTIR.

www.organikbal.com



Bal Süzme Makinesi En uygun Fiyatlar





En kalitelisi, en hasaplısı.iki yıl üretici firma garantisi dörtlü bal süzme makinesi.
Yalnızca 300 tl
Kargo ücreti Türkiye'nin her yerine 20 tl adrese teslim.
İrtibat için :505 691 25 75

Kısırlık Probleminin Çözümünde Arı Poleninin Rolü

Polen kısırlarda da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğündeki hipofiz bezi, belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omurilik sinir telleri kanalı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında "ovülasyon yokluğu", erkekte "ozosperm" denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü,  Bal ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki "Spazm"ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tamamıyla üretmektedir.

http://www.organikbal.com/

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Uygun Fiyatlara bal süzme Makinaları - bal süzme kazanı


 


Bal Süzme Makinası

5056912575

Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri

Solunum Enfeksiyonları
Bronşit şikayeti olan 260 çelik işçisine 24 gün boyunca, bağışıklık sisteminin lokal ve sistematik düzenlenmesi gibi çeşitli metotlar ve propolis etanol ekstraktının fizyolojik tuz çözeltisi lokal olarak uygulanmıştır. En iyi sonuçlar, propolis tabletleriyle birlikte alınan etanol ekstraktı ile elde edilmiştir. Propolis ayrıca faranjit, kronik bronşit, rhinopharyngolaryngitis, pharyngolaryngitis, nezle ve burun iltihabı gibi diğer otorhinolaryngologic rahatsızlıklarda da pozitif etki göstermiştir.
Viral Enfeksiyonlar
 Klinik deneyler, insanlarda grip rahatsızlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Soğuk algınlığında, propolis kullanan hastalar 3 günde tamamen iyileşirken, propolis kullanmayan hastalarda bu sürenin 5 güne çıktığı görülmüştür. Deri hastalıkları geçiren hastalardaki klinik deneylerde, propolis kreminin uçuk tip 1 ve uçuk Zona Zoster virüslerine karşı belirgin tedavi edici özellikte olduğu gözlenmiştir. Propolis kremi yara ve acının süresini azaltmış, ayrıca yara nöbetleri arasındaki süreyi de azaltmıştır

http://www.organikbal.com/

12 Ağustos 2011 Cuma

Kaliteli Bal Süzme Makinesinin Özellikleri

http://www.organikbal.com/

Bal Süzme Makinesi Modern arıcılığın en önemli aletlerinden birisidir Merkezkaç kuvvetiyle petek üzerindeki balların savrulması esasına göre çalışır özellikle süzme bal yapmak isteyen arıcılar için çok gereklidir Petekli baldan geleneksel yöntemlerle süzme bal yapılması balın kalitesini belirgin ölçüde düşürür Ama bal süzme makinesi ile bu sakınca bertaraf edilmiş olur Bal süzme makinesi paslanmaz çelikten yapılmış, ortasında bir dişli düzeneği, bu düzeneği çevirmeye yarayan bir kolu ve petekleri koymaya yarayan kafes şeklinde haznelerden oluşan bir kazandır Kol yardımıyla hızlı bir şekilde çevrilen haznelerdeki peteklerin içindeki bal, merkezkaç kuvvetinin etkisiyle yerlerinden savrulur ve kazanın dibine birikir Bal süzme makinesinin de çok çeşitleri bulunmaktadır İhtiyaca göre 3, 4 hatta 40 çerçeve alacak şekilde yapılmış olanları vardır Kovan sayısı çok olan profesyonel arıcılar için elektrikle çalışanları da yapılmıştır Bal süzme makinesi alırken ihtiyacımıza en iyi cevap verecek olanı tercih edilmelidir Kovan sayısını artırmayı düşünenler muhakkak fazla sayıda çerçeve alan tipleri tercih etmelidir İyi bir bal süzme makinesi muhakkak paslanmaz çelikten yapılmalıdır Çerçeve konulacak yerler sağlam ve çerçevenin konulmasını kolaylaştıracak şekilde olmalıdır Dişli düzeneğin kalitesi de bal süzme makinesinin verimliliğini etkileyen faktörlerdendir
 http://www.aricilik.info/bal - suzme-makinesi.html adresinden alıntı.

Prostat Hastalığında Polen

Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi - Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir. "Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır."


http://www.organikbal.com/


Larva Transferi Kontrolü ve Diğer uygulamalar

video

Solunum Sistemi Hastalıklarında Polen

Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yoluyla mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957'de ilk kez Pasteur Enstitüsü'nde polenin verem mikrobu olan "Koch" basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptanmıştır. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve bol B vitaminleri ile Polen, akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.
http://www.organikbal.com/

Kansızlık ve Zayıflıkta Polen

Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder... Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; insan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70'inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.
http://www.organikbal.com/

Bal Süzme Makinası En uygun Fiyatlar

Benka Arıcılıkktan Bal Süzme Makinesi - TSE li- İki yıl üretici firma garantisi- Çok uygun kargo masrafı




İşte Özellikleri
BA 550D 4'lü



Bal Süzme Makinası Boyutları: Çap: 52.5cm - Yükseklik: 110cm



Kapasite: 4 adet çerçeve Özelliği: Manuel Komple 430 Kalite Krom 0.50mm Sac Kalınlığı



Süzme Sepeti ve Ayakları



Elektrostatik Boya



Bal Süzme Sepeti



Demonte Civatalı Sistem



Portatif Ayaklı


http://www.organikbal.com/

Not:
6 lı- 8 li motorlu, manuel bal süzme makinası çeşitlerimiz için irtibata geçebilirsiniz.



Sindirim Sistemi Hastalıklarında Polen



Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genellikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diyet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda geçici değil, kesinkes tedavi sağlar.

http://www.organikbal.com/


11 Ağustos 2011 Perşembe

Ruh ve Sinir Sistemi Hastalıklarında Polen



Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine "Sinir dokusu vitamini" denilmesi de bundandır. Polende yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır



10 Ağustos 2011 Çarşamba

Kalp ve Damar Hastalıklarında Polen

En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar.


Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında "Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi'nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor." diye açıklamaktadır.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Polen, Vitaminler ve Mineraller Deposudur…

Polenin analizleri dünyanın ünlü laboratuvarlarında yapılmakta ve dünyaca tanınmış bir araştırma örgütü CNRS araştırma uzmanlarından Armond Ponds’un kitabında, polenin bütün vitaminleri taşıdığı açıklanmaktadır.

Polende tüm vitaminler ve diğer cevherlerin insan yaşamı için en ideal oranlarda bulunması başka üstün bir özelliktir. Başka pek çok besinde bulunabilen vitaminler az, üreme, gelişme, düşünme, güç verme ve uzun ömür sağlaması gibi en önemli görevleri yerine getirmeyi sağlayan ve seçkin, az besinlerde bulunan vitamin ve diğerleri kat kat fazladır.

A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindiği gibi “uzun ömür vitaminleri”dir. Dış etkenlere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoğaltarak hücreye bol oksijen gelmesini sağlar.

Polen araştırmanlarından bilim adamı Alain Callas’ın bir analizi şöyledir:

100 gram karışık çiçek polenin de 500-900 mg. B1 ve 2760 mg. B5 vitaminleri vardır. Yani, günde alınacak 1 gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektir.

Polenlerde ortalama olarak; %20-30 protein %45 serbest amino asitler, %25-30 doğal şekerler ve selüloz bulunmaktadır. Hiçbir bitkide bulunmayan süt şekeri Laktoz, polende bulunmaktadır. Sindirim fermentleri olan nişasta ve fosforu, büyümeyi sağlayan ve hızlandıran, hücre metabolizmasını uyaran yararlı hormonları, nükleik asitleri taşımaktadır. Tam 22 çeşit amino asit bulunan polene karşı bu çeşit, temel besinimiz olan sütte 17′dir.

Polendeki tüm vitaminler, A, B1, B2, B3, B4, B5 (bol miktarda) B6, B7, B8, B12, ,C, D, E, H, P, PP’dir.

Polende 22 çeşit amino asit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonitrat ve fermentler vardır.

Polendeki H vitaminin varlığı, Rus araştırıcı Deviatrin ve Joirich tarafından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler.

Polende rutin de vardır. Ayrıca karabuğday, sedef otu ve frenk üzümünde rutin tespit edilmişti. Rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.

Chauvin ve Lenormand’ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiği de gün ışığına çıkarılmıştır.

Grecean ve Enciu’nun bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin, Staphylocoscus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis’e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.

Polende bulunan başlıca amino asitler; Cystine, Histidin, Trytoptan, Methionin, Phenylalanin, Thereonin, Arginin, İzoleucin, Leuoin, Lysin, Valin, Glutamin’dir. Polende bulunan başlıca asitler, Pantethenic, Linoleik, Ascorbik ve Arachidonik’di. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise polende varlığı tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bulunan iz elementler, alüminyum, nikel, titanyum ve çinkodur.

Uzun yaşam vitaminleri olan B’lere gelince:

1 Gram (dörtte bir çay kaşığı) polendeki 8 mg. B1 vitamini şu besinler sağlayabilir;

70 gr bira mayası, 3 kg karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 40 beyaz ekmek, 20 kg elma veya domates.

1 gr polendeki 5 mg. B2 vitaminini şu besinler sağlayabilir;

50 gr bira mayası, 15 kepekli ekmek, 74 beyaz ekmek, 6 kg portakal, 12 kg domates, 16 kg elma

1 gr polendeki 27 mg. B5 vitamini (Pantotenik asit) şu besinler bulundurur;

35 gr bira mayası, 13 kg sığır eti, 25 kg kabuklu buğday, 95 lt. süt Polen, bir protein deposu olduğu gibi aynı zamanda bir enerji kaynağıdır.

100 gram polen ortalama 270 kalori verir.

7 Ağustos 2011 Pazar

Doğa Harikası "Polen"

Bal makineleri olarak yaratılan küçük bal arıları vasıtasıyla bizlere ikram edilen harika besinlerden biri de “polen” dediğimiz çiçek tozlarıdır. Polen; Yeryüzünde bulunan binlerce tür çiçeğin cinsiyet hücreleri olup, bitkiler bu tozlar sayesinde nesillerinin devamını sağlarlar. Allâh-û Teâla Hicr Suresi 22. âyet-i kerimesinde; “ Biz rüzgârları (Çiçekten çiçeğe polenleri-çiçek tozlarını uçurarak) aşılayıcı olarak gönderdik.” buyurmaktadır.
Balarıları da bitkilerin üremesinde aktif rol oynayan taşıyıcılardandır. Balarıları, çiçekli bitkilerden bal özü (nektar) toplarken aynı zamanda çiçek tozlarını yani polen zerreciklerini de arka bacaklarındaki polen sepetçiklerine doldururlar. Bu tozlar arılar tarafından kovana getirilirken özel bir madde ile yapıştırılarak polen tanecikleri haline getirilir. (Her bir polen taneciği yüz bin ila beş milyon adet polen zerreciğinden oluşmuştur.)
Petek gözlerine depo edilen zengin vitamin, mineral madde ve protein kaynağı olan bu harika besin ile arılar yavrularını besler. Başka bir deyişle “Polen, arıların ekmeğidir.” Bu nedenle polene “arı ekmeği” ve bazen “ambrosia” denir. Arı sadece bal yiyerek hayatını sürdürebilir fakat yeni oluşacak ve gelişecek yavru için polen şarttır.
Bitkilerin üremeleri için polenlerin aynı türden diğer bitkilere taşınmaları gerekir. Bu taşınma böceklerle veya rüzgarla olur. Bal arılarının çiçek nektarlarını toplarken, çiçeklerin üreme hücreleri olan polen zerreciklerini de arka bacaklarında toplayarak yavrularına yedirmek üzere kovana taşırlar Böylelikle arılar çiçeklerin tozlaşmasını sağlayan taşıyıcılardan olduğu için bitkilerin üremesine de aktif katkıda bulunurlar.
Bir an için arıların olmadığını düşünürsek bitkilerde tozlaşma olmayacağı için bitkilerin üremesi duracak ve insanoğlu açlık nedeniyle yok olacaktır Buna işaret için ünlü bilim adamı Albert Einstein “Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insan sadece 4 yıl yaşayabilir.” demiştir.
Bazı bitkilerin kokulu, parlak ve nektarlı polenleri vardır. Arılar ve böcekler tarafından taşınan, çapları ortalama olarak 100 mikron olan polenler, alerji bakımından o kadar önemli değildir. Bunların hem sayıları azdır hem de solunum yollarına giremeyecek kadar büyüktürler. Ayrıca bu polenlerin yapıları balmumu gibi olduğundan, bir böceğin ayağına veya bir bitkinin yüzeyine kolayca yapışırlar ve atmosfer havasına karışmazlar.
Alerjik hastalıklar bakımından asıl önemli olanlar, 20-60 mikron büyüklüğünde ve rüzgarın etkisiyle çok uzak mesafelere taşınabilen polenlerdir. Bu boyutlardaki polenler rüzgar, yağmur, kuruluk, nem, vb. meteorolojik faktörlerin etkisiyle birkaç mikronluk çok daha küçük taneciklere parçalanırlar. Akçaağaç, dişbudak, ıhlamur gibi ağaçların hem böceklerle taşınan büyük polenleri, hem de rüzgarla taşınan küçük polenleri vardır.
Polen, arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen, natürel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir.
Polen, metabolizmamız için çok değerli temel maddeler içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaşamsal önem taşımaktadır. Polenler renk, şekil ve içerikleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler.
Polenlerin %80′i sarıdır. Bunun dışında siyah, kırmızı, mor, pembe, eflatun vb. renklerde polene rastlamak da mümkündür. Polene bu renkleri veren renk maddeleridir. Bu renk maddelerden karotenoidler başlıcı a-karoten, b-karoten, lycopin, xanthophyl ve zeaksonthinden ibarettir.
Klorofil varlığına polende rastlanılmamıştır. Polende ortalama %25 protein vardır. Protein miktarı polenin türüne, yöresine, toplama sistemine göre farklılıklar göstermektedir.
Polen bilim dalı Patinoloji’dir.

5 Ağustos 2011 Cuma

Propolisin İnsanlar Üzerindeki Klinik Etkileri

Klinik deneylerde, propolisin tedavi edici etkisinin genellikle mikrobiyal kontaminasyonlardan kaynaklanan hastalıklarda verimli olduğu belirlenmiştir.

Solunum Enfeksiyonları
Bronşit şikayeti olan 260 çelik işçisine 24 gün boyunca, bağışıklık sisteminin lokal ve sistematik düzenlenmesi gibi çeşitli metotlar ve propolis etanol ekstraktının fizyolojik tuz çözeltisi lokal olarak uygulanmıştır. En iyi sonuçlar, propolis tabletleriyle birlikte alınan etanol ekstraktı ile elde edilmiştir.
Propolis ayrıca faranjit, kronik bronşit, rhinopharyngolaryngitis, pharyngolaryngitis, nezle ve burun iltihabı gibi diğer otorhinolaryngologic rahatsızlıklarda da pozitif etki göstermiştir.

Viral Enfeksiyonlar
Klinik deneyler, insanlarda grip rahatsızlığına karşı koruyucu etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Soğuk algınlığında, propolis kullanan hastalar 3 günde tamamen iyileşirken, propolis kullanmayan hastalarda bu sürenin 5 güne çıktığı görülmüştür. Deri hastalıkları geçiren hastalardaki klinik deneylerde, propolis kreminin uçuk tip 1 ve uçuk Zona Zoster virüslerine karşı belirgin tedavi edici özellikte olduğu gözlenmiştir. Propolis kremi yara ve acının süresini azaltmış, ayrıca yara nöbetleri arasındaki süreyi de azaltmıştır.

Deri Enfeksiyonları
Propolisin eter veya alkol ekstraktının (%1–10) klinik uygulamalarında 10 yüzeysel mantara ve 9 derinde yetişen mantara karşı etkili sonuçlar elde edilmiştir. 160 sedef hastasına 3 ay boyunca, günde 3 kez 0,3 g propolis verilmiş ve üçte birinin iyileştiği ya da tamamen kaybolduğu bulunmuştur.

110 mantar hastasına %50’lik propolis merhem olarak uygulanmış ve hastaların 97’sinde mükemmel sonuçlar ortaya çıktığı gözlenmiştir.

Diş Uygulamaları
Propolisin plak oluşumu ve dişeti iltihabı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 öğrenci gruplara ayrılmıştır. Sonuçlar, propolisin oral hijyeni sağlamada yardımsı uygulama olarak faydalı olduğunu göstermiştir.
Klinik çalışmalar, propolis ağız yıkama çözeltisinin (1:5 su ile seyreltilmiş) diş eti kanaması ve periodontal rahatsızlıklarda önemli gelişme sağladığını göstermiştir. Hastalar, plak oluşumu ve dişeti ağrısı açısından değerlendirilmiştir.
Bir klinik çalışmada, propolis ve çinko oksitle hazırlanan dolgu, 150 hastanın diş oyuklarına indirekt olarak, 50 hastaya ise direkt olarak kaplanmıştır. Sonuçlar, propolisle hazırlanan dolgunun çinko eugenat ile aynı etkiyi gösterdiği ve kalsiyum hidroksit bazlı dolgulardan daha iyi iyileştirici etki gösterdiği ortaya konmuştur.
Propolisin diş eti kanaması ve oral mukoza üzerindeki etkilerini incelemek üzere yapılan klinik çalışmada ise yara izi kalması açısından daha olumlu sonuçlar elde edilmiştir. Bir diğer çalışmada ise diş eti iltihaplanmasında da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Propolisin kemik yenilenmesi ve anestezik etkilerinden dolayı kanal tedavisinde kullanılması tavsiye edilmiştir.

Yara Tedavisi ve Doku Yenilenmesi
23–98 yaş arası tipik açık yarası bulunan 64 hastaya propolis içeren merhemler uygulandı. Yaralı bölgeye her gün propolis içeren merhem uygulandı, ayrıca yara çevresine antibiyotik merhemler sürüldü. Bu uygulama 4–12 hafta sonunda sonlandırıldı. Tedavi sonucunda 19 hastada hiçbir klinik gelişme gözlenmedi, diğer hastalarda ise önemli gelişmeler gözlendi.
Propolis, yaraları enfekte olmuş hastalara uygulandığında, iyileşme sürelerinin arttığı ve aynı zamanda enfeksiyonun azaldığı gözlenmiştir. Yara bölgesindeki bakterilerin yarısını 4 günde ortadan kaldırılmıştır.
Propolisin yaralar ve yanıklar üzerindeki etkileriyle ilgili çalışmalar sonucunda, kontrol denekleriyle karşılaştırıldığında, iyileşme hızının %80 attığı gözlenmiştir. Yanık, temiz yara ve enfekte olmuş yarası olan 229 hastaya %2 ve %8 propolis içeren krem uygulanmıştır. Hastaların %18’inde yüksek konsantrasyon 9. günde etki gösterirken, düşük konsantrasyonda propolis içeren krem %1.8’inde 16. günde etki göstermiştir.
Yara ve yanıklara uygulanan düşük konsantrasyonlu krem ortalama 11 günde, iltihaplı yaralara 11 günde, enfekte olmuş yaraların %67’sine ise ortalama 38 günde iyileştirici etki göstermiştir.

Kulak Enfeksiyonları

İç kulak iltihabı, dış kulak iltihabı ve benzer kulak rahatsızlığı olan 126 hasta üzerinde %5-10 propolis çözeltileri denenmiştir. Bütün rahatsızlıklar için propolisin iyileştirici etkisi olduğu belirtilmiştir (Matel ve ark. 1973). Propolis ayrıca kulaktaki akut rahatsızlıklara karşı da pzitif etki göstermiştir.

Sindirim Sistemi Rahatsızlıkları

Bağırsak paraziti şikayeti olan 138 hastaya %10-20’lik propolis ekstraktı uygulanmıştır. Çocuklarda düşük dozun tedavi edici etkisi olduğu gözlenmiştir. Yetişkinlerde ise %20’lik propolis ekstraktının, tinidazol ve anti protozoa ilaçlarıyla aynı dozda etki gösterdiği bulunmuştur. Propolis, Danimarka’da ülser ve Crohn hastaları üzerinde denenmiştir. Propolis ekstraktının ülser üzerinde etkili olduğu fakat Crohn hastalığına etkisi olmadığı bulunmuştur.

Bağışıklık Sistemi Bozuklukları
Bağışıklık sistemi bozukluğu olan iki hastaya propolis, esberitox N ve kalsiyum-Magnezyum kombinasyonu uygulanmış ve bağışıklık sisteminde ve klinik durumlarında olumlu gelişmeler elde edilmiştir.

İltihaplanmalar

Aseptik necrosis hastası olan 22 hastaya düzenli olarak propolis enjekte edilmiş, 32 hastaya ise aynı şartlarda normal tedavi uygulanmıştır. Propolis tedavisi uygulanan hastalarda diğerlerine göre belirgin gelişmeler gözlenmiştir.
Vajina ve uterus iltihaplanması şikayeti olan 90 hastaya %3’lük propolis etanol ekstraktı uygulanmış ve %50’den fazlasında olumlu gelişmeler sağlanmıştır.

Hastalıklara Karşı Etkiler

Doğal penisilin olarak adlandırılan propolisin antibakteriyel, antiviral, antiseptik, antifungal antibiyotik özellikleri bulunmaktadır. Bu koruyucu ve tedavi edici özellikleri tüm dünyada yapılan çalışmalarla açıklanmıştır.

Tüberküloz

Eski Sovyetler Birliği’nden V.H. Karinova ve E.l. Rodionova farklı türlerde ve aşamalardaki 135 tüberküloz hastasıyla çalışmışlardır. Hastaların yaş aralığı 6 ile 50 arasındaydı. Hastalara, alınan tepkiye göre, günde 3 kez, 4 ile 10 ay arasında propolis uygulanmıştır. Çalışma sonucunda 12 hasta haricinde bütün hastaların iyileştiği gözlenmiştir. Bu 12 hastanın ise böbrek tüberkülozu olduğu tespit edilmiştir.

Ülser

Romanya’da Dr. A. Vasilca ve Dr. Eugenia Milcu propolisin ülser üzerindeki tedavi edici özellikleri üzerinde çalışmışlardır. 34 kronik ülser hastasına 4 hafta boyunca propolis ekstraktı verilmiştir. 28 hasta tamamen iyileşirken 6 hastada önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bazı hastalara doku biyopsisi uygulanmış ve propolisin yenileyici etkisi gözlenmiştir.

Mitoz

N. Popovic ve N. Oita adındaki Romanyalı medikal araştırmacılar, propolisin hücre bölünmesi üzerindeki etkileri ile ilgili bir bildiri yayınlamışlardır. Araştırmacılar, dokunun hiçbir zaman tamamen kanserli hale gelmediğini, her zaman sağlıklı hücrelerin bulunduğunu ve normal hücrelerin aktivitelerinin kanserli hücreler tarafından etkilendiğini belirtmişlerdir. Propolisin kanserli hücreleri durdurarak normal hücrelerin aktivitesini arttırdığını ve dokunun normal hale gelmesini sağladığını ortaya koymuşlardır.

Kolit

Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi, kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve on dokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.

Bağışıklık Sistemi
Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği, bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis doğal, salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engellemenin yanında, onları vücuttan temizler.
Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi propolis bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır.
Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde, taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde sistem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.
Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, birçok Sovyet ve Avrupalı bilim adamı tarafından gözlenmiş ve yayınlanmıştır.
Propolis’in yan etkisi var mı?
Propolis ürünlerinin doğrudan bir yan etkisi bulunduğuna dair herhangi bir kanıt yoktur. Ancak içerisinde polen bileşenleri taşıdığından, alerjik bünyeli kişilerde kullanımında dikkatli olunması gerekir. Bilhassa alerjik dermatit tipi yan etkiler görülebilmektedir. Görülebilme sıklığı yüzde 1.2-6.6. Yani ortalama her yüz kişiden beşinde bu tip şikayetler söz konusu olabilir.
Propolis taşıyan ilaçların yanı sıra kozmetik ürünlerde (şampuanlar, saç kremleri, dudak çatlamasına karşı kullanılan rujlar, diş macunları) yer alması nedeniyle, uzmanlar dikkatli olunmasını ve önceden alerji testi yapılmasını önermektedirler. Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi propolis oldukça pahalı bir ürün olduğundan ‘propolisli’ diye reklamı yapılan ürünlerde bile kullanılması gereken miktarın çok altında bulunmaktadır. Dolayısıyla tehlike söz konusu değildir.
Ticari Olarak Kullanımı
Ham propolis, arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.Propolis piyasada şu formlarda sunularak satılmaktadır:
1. Sıvı /ekstrakt /tinktur: En yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.
2. Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.
3. Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:
4. Şekerler-sakızlar: Propolis bu ürünlerde tatlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.
5. Boğaz pastil ve damlaları: Hızlı ve etkili çözüm sağlar.
6. Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi
7. Diş macunu: Enfeksiyonlara, diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.
8.Cilt ve kozmetik kremleri, balzamları: Cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.
9. Şampuan: Koruma ve kepeğe karşı.
10. Sabun: Güçlü koruma.
11. Ballı karışımlar…
Rabbimiz, Nahl-68’de balarısına vahyetmiş ve asırlardır insanlığın hizmetinde, aynı düzende bizlere örnek teşkil edecek şekilde hep çalışmışlar… Çalışmaya da devam etmekteler…
Doğaya ve doğala dönmeye çalıştığımız bugünlerde, yüzyılımızın mükemmel doğal ilacından en güzel şekilde istifade edebilmemiz temennisiyle…
Sıhhatle ve sevgiyle kalın…

Nazan Başoğul, 12/28/2010

Propolisin Özellikleri

Propolis Özellikleri
Propolisin güçlü antimikrobiyal aktivitesinden dolayı, propolis doğal antibiyotik olarak bilinir. Yapılan birçok sayıda araştırma da propolisn yüksek antimikrobiyal olduğunu göstermiştir. Propolisin MRSA da dahil olmak üzere 21 tür bakteri üzerinde, 9 tür mantar üzerinde, Giardia’nın da dahil olduğu 3 protozoa türü üzerinde ve Herpes ve Influenza’nın da dahil olduğu geniş yelpazeli virüsler üzerinde inhibitör etkisi bulunmuştur.
Bunların dışında ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici özellikleri vardır. Bu özellikler arasında antikanser etki, antioksidan etkisi, yara kapama ve doku tamir etkileri, sindirim sistemi etkileri, deri enfeksiyonları etkisi, anti,-inflamatory etki, anastezik etki, bağışıklık sistemi etkileri, kalp-damar sistemi etkileri ve diş sağlığı etkisidir. Propolis içerisindeki flavanoid seviyesinin yüksek olmasından dolayı, bu ürün insanlarda oksijen radikallerine karşı yakalayıcı olarak görev görür. Ayrıca ilginç olarak vitamin C’nin okside olarak zarar görmesini engeller. Klinik çalışmalar propolisin bronşit ve benzeri rahatsızlıkların, influenza ve herpes, deri mantarları, diş ve diş eti rahatsızlıklarında, ülser, yanık ve abselerde, kulak enfeksiyonlarında, giardi ve kolitde, vajinal ve servikal rahatsızlıklarda etkili olduğunu göstermiştir.
Propolis ve propolisli ürünlerin kontaminasyon ve kısa raf ömürlülüğü gibi problemleri olmamaktadır. Bu durum propolisin antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden dolayıdır
PROPOLİSLERİMİZ RESMİNİ GÖRDÜĞÜNÜZ BÖLGEDEN DERLENMEKTEDİR.

4 Ağustos 2011 Perşembe

Asrın İlâcı -"Propolis"

Propolis işçi arıların, kovan içerisindeki besinleri, yavru arıları ve kendilerini, çeşitli mikroorganizmalardan (virüs, bakteri, fungus) korumak amacıyla bitkilerin yaprak, gövde, tomurcuk vb. kısımlarından topladığı reçinemsi maddeleri ve bitki nektarlarını, başlarında yer alan salgı bezlerinden salgılanan enzimler ile biyokimyasal değişikliğe uğratarak oluşturdukları üründür. Kovan çatlaklarını, kapısını sıvamak için, bunun yanı sıra kovana girip ölen fare, kertenkele gibi, dışarı atamadıklarını da her yönden zararsız duruma getirebilmek için bu madde ile sıvarlar. Arılar, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri öldürüp bu sıvıyla kaplarlar ve onu yalıtırlar. İnsanlar da arıların ürettiği bu maddeyi sağlık için tüketmektedirler.
Propolis, çok iyi bir dezenfekte maddesidir. Eski Mısırlıların ölülerini mumyalamakta, Yunanlılar ve Romalıların yaraları tedavi etmekte kullandıkları ileri sürülen propolis, uzun süre ihmale uğramış, hatta unutulmuşsa da, son yıllarda insan sağlığındaki olumlu değeri tekrar anlaşılarak incelenmeye, kullanılmaya başlanmıştır.
Ülkemizde propolise çeşitli adlar verilmektedir: Eğir mumu, eğer mumu, eğil mumu, eğin mumu, eğri mum, girabolu, girebo, kirebeli, kirebolu, pirebolu.
Rengi: Arının topladığı yöreye göre değişirse de, sarımsı kahverengi, kırmızımsı yeşildir.
Saklanması: Ağzı sıkıca kapanabilen, ışık geçirmez kaplarda, 3-8 derece arasında saklanır.
Yan etkileri: İçindeki çiçektozunun %1 insanda alerji yapması dışında herhangi bir yan etkisi yoktur.Propolis suda erimediğinden toz olarak alındığında bozulmadan dışarı çıkar. En az %70, en çok %90’lık alkolde eritilerek kullanılır.
Kompozisyonu
Propolis içerisinde şu ana kadar 180 farklı bileşik tanımlanmıştır.
Propolis ortalama olarak %55 oranında reçineli bileşikleri ve balsamları, %30 oranında balmumu, %10 oranında aromatik yağları ve %5 oranında arı poleni içermektedir. Kalan %5’lik kısmında ise, flavanoidler aminoasitler, çeşitli mineraller (alüminyum, bakır, çinko, demir, kalsiyum, mangan, silisyum, stronsiyum, vanadyum), vitaminler (E, H, P, B kompleksi), yağ asitleri ve en önemli olarak tanımlayabileceğimiz antibiyotik içeriği bulunmaktadır.
Propolis içerisindeki farmakolojik olarak etkili en önemli bileşikler flavanoid grubu (flavonlar flavanollar ve flavanonlar), çeşitli fenolik ve aromatiklerdir.
Propolis içerinde galangin, kaemferol quercetin, pinosembrin, pinosambrin ve pinobanksin olmak üzere 38 flavanoid tanımlanmıştır. Diğer fenolikler arasında sinnamik alkol, sinnamik asit, benzil alkol, benzoik asit, kafeik asit ve fenilik asit bulunmaktadır.
Propolisin kimyasal yapısı, bal arılarının ziyaret ettiği bitki çeşidine göre yüksek çeşitlilik göstermektedir.
Propolisin Tarihçesi
Propolis insanoğlu tarafından binlerce yıldır kullanılmaktadır. Günümüzde ise artan bir popülerlik kazanmıştır. Arılar propolisi milyonlarca, insanlarsa binlerce yıldır kullanmaktadır. Arılar ve insanoğlu propolisi yararlı ve faydalı bulmaktadır. İnsanlık için bu reçinemsi yapının keşfedilen yararları henüz çok az kalmaktadır.
Propolis geçmiş dönemlerden beri çeşitli amaçlarda özellikle tıpta kullanılmaktadır. Eski Yunan yazıtları bu maddeyi iltihaplanan yaralar ve çürükler için kür olarak tanımlarken Roma’da yara üzerine konulan lapa benzeri karışımın yapımında pratisyenler tarafından kullanılmaktadır. İbranice eski vasiyetnamelerde tzori olarak geçmektedir ve terapetik özellikleri ile anılmaktadır. Avrupa’daki 12 yy. kayıtları propolisin medikal preparatlarının ağız ve yara enfeksiyonlarının tedavisi ve diş sağlığı için kullanımından bahseder. Propolisin yara iyileştirme özellikleri eski çağlarda Avrupa ve Kuzey Afrika’da, Mısır, Yunan ve Romalılarca bilinmekteydi.

Nasıl elde edilir?
Arılar propolisi kavak, meşe, kayın, okaliptus ağaçları ve çalılıklardan toplarlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis, kovanda ancak diğer arıların yardımı ile boşaltılabilir. Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş deliği arkasında biriktirirler.
Propolis Toplama Yöntemleri
• Çerçeveler Arasından Toplama
• Kovan Giriş Deliğinden Toplama: Polen üretimi ile birlikte yapılır. Bu amaçla polen tuzakları kullanılır. Arının dışarıdan getirdiği propolis, bu tuzaklardan geçerken hazneye düşer.
• Örtü Bezinden Toplama: Bunun için teli özel örtüler kullanılır. Arılar bu telli örtünün deliklerini kapatmak için bu kısımları propolis ile doldurur. Bu örtü sıcak suya batırılarak propolisin suya geçmesi sağlanır. Buradan toplanır.
Hangi hastalıklardan korunma için kullanabiliriz?
Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis, geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir.
Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur.Özetle propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.Propolisin Biyolojik Aktiviteleri
Arılar tarafından doğadan toplanan propolis, insan sağlığı ve yaşam açısından son derece önemli bir maddedir. İnsanlar eski çağlardan günümüze kadar çeşitli enfeksiyonların tedavisinde doğadan toplanan propolisten yararlanmayı bilmişlerdir. Propolisin cerrahi müdahalelerde tıbbi mum yerine, savaşlarda yara ve dokuların iyileştirilmesinde vazelinle karıştırılarak merhem olarak kullanıldığı bildirilmektedir.

İnsanların üretemediği önemli ürünlerden olan propolis, bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır. Tıp alanında çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır. Propolis tıbbi etki açısından antibakterial, antiviral, antiseptik, antifungal ve antibiyotik özellik taşıması yapılan bilimsel çalışmalarla belirlenmiştir. Propolisin yapısında bulunan ve büyük önem taşıyan flavanoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan ve antisteril etkili bileşiklerdir. Organik çözücülerde çözülen bileşik guruplar içerisinde flavanoidler en önemli gurubu oluşturmaktadır.
Flavanoidler, bitkilerin hemen her kısmında ve çok fazla sayıda bulunan pigment içeren maddedir. Bazı flavanoidler arının tükürük salgılarına karışan enzimlerle değişikliğe uğramaktadırlar. Flavanoidlerin bazıları çok çeşitli bakteri türlerine etkili olmaktadır. Flavanoidlerin kalp-damar sistemi üzerine olumlu etkileri olduğu; kan dolaşımını düzenlediği; kılcal damar çatlamalarını azalttığı; mide mukozasını ülsere karşı koruduğu; mide yaralarını küçülttüğü; iç salgı sistemini düzenlediği ve halsizliğe karşı olumlu etkisi olduğu belirlenmiştir.
Organik çözücülerde çözülen önemli diğer bir gurup sinamik asit ve türevleri oluşturmaktadır. Bunlardan fülerik asit, gram(+) ve gram(-) bakterilerine karşı güçlü antibiyotik özelliği göstermektedir. Pıhtılaşmayı hızlandırarak yaraları hızla iyileştirdiği, cilt rahatsızlıklarında merhem şeklinde kullanımın çok olumlu sonuçlar verdiği ortaya konulmuştur.
Tropik propolislerde bulunmayan kafeik asitin, antimikotik, antiviral etkileri yanında kuersetin ve luteolin maddeleri ile birlikte kansere karşı etkili olduğu bildirilmektedir. Antibiyotiklerle birlikte kullanıldığında bu ilaçların etkisini artırdığı, anestetik, antioksidatif etki gösterdiği, ikinci derecede yanıkların tedavisinde olumlu sonuçlar verdiği, çimlenmeyi engellediği ve güçlü bir antiseptik olduğu belirlenmiştir.
Propolisin içerisinde bulunan kafeik asit başta olmak üzere bazı bileşiklerin özellikle uçuk ve grip etmeni bazı virüs türleri üzerinde etkili olduğu; kafeik asittin antitümer özellik taşıdığı ve bu nedenle akciğer kanserine karşı etkili olduğu bulunmuştur. Özellikle üst solunum yolları ve orta kulak enfeksiyonlarında, ağız yaralarında , mide gastrit ve on iki parmak bağırsağı ülserinde tedavi edici özellik gösterir. Propolis vücut fonksiyonları için gerekli bakterilere zarar vermeden enfeksiyonlara karşı, virüs öldürücü ve bakteri saldırılarını önleyici olarak insan ve hayvanlar üzerinde etkili olmaktadır.
Propolisin içerdiği bioflavoidin iltihaplara karşı etkili olduğu ve vücudun güçlenmesinde önemli bir rol oynadığı Avrupa’ da yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Japonya’da yapılan klinik çalışmalar sonunda propolisin 3-12 ay süre ile sürekli alınmasının çeşitli internel kanser hücrelerini devitalize ettiği saplanmıştır. Bu nedenle propolis canlılar için büyük tehlike yaratan kanser hastalıklarının önlenmesinde önemli bir yere sahiptir.
Propolisin kanserin semptomatik koşullarından olan hücre bölünmesinin kontrolünde önemli rol aldığı belirlenmiştir. Hipertansiyon, damar sertliği ve kroner kalp hastalıklarının tedavisinde 30 gün süre ile 3 kez alınan 300 mg propolisin olumlu etkiler verdiği, yapılan klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır. Eski Sovyetler Birliği’nde verem hastalığının iyileştirilmesinde hastalara 4 aydan 10 aya kadar 3 kez propolis verilmiş, olumlu sonuçlar alınmıştır. Romanya’da ülser tedavisinde, Rusya’da ameliyat öncesi ve sonrası enfeksiyonu önlemek ve ateş yükselmesini önlemek için hastalara propolis verilmektedir. Propolis histamin ve serotonin kaynağı olarak, vücudun herhangi bir alerjiye karşı mücadelesi için gereklidir. Histamin ve serotonin doku hormonları olup, direkt hücrelerde kalır. Alerji yapan madde hücre dışında kendisini bağladığında, bu iki madde alerjik reaksiyona neden olmaktadır. Yapılması gereken, bu maddelerin sızıntısını engellemektir ve bu da propoliste bulunan biofalavoidin alınması ile gerçekleşmektedir.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Propolsi Nedir?

Propolis Nedir?
3/8/2011 ·
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Aysun Çetin iyilikgüzellik'in sorularını yanıtladı.
Propolis nedir?
Propolis, arılar tarafından ağaçların tomurcuk ve kabuklarından toplanan, reçineli ve mum kıvamında olan ve arıların kovan içi temizlik ile kovanın yalıtımında kullandıkları bir maddedir. Rengi ve fiziksel özellikleri kaynağına göre değişmekte ve kovanda arılar tarafından çeşitli amaçlar için kullanılmaktadır. Arılar, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük olan böcekleri öldürüp bu sıvıyla kaplarlar ve onu yalıtırlar. İnsanlar da arıların ürettiği bu maddeyi sağlık için tüketmektedir. 1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin'e denk gelmektedir. Etken maddeleri nelerdir? Propolis örneklerinde bitkisel kaynağa bağlı olarak 150-200 bileşik veya kimyasal saptanmıştır. Bunlardan bazıları: Flavonlar ve flavonoidler, terpenler ve terpenoidler, aromatik asit ve esterleri, alifatik asit ve esterleri, amino asitler, alkoller, aldehitler, ketonlar, hidrokarbonlardır.
Nasıl elde edilir?
Arılar propolisi kavak, meşe, kayın, okaliptus ağaçları ve çalılıklardan toplarlar. Arının arka bacağında taşıdığı propolis kovanda ancak diğer arıların yardımı ile boşaltılabilir. Arılar propolisi kovanda dip tahtası, çerçeve kenarları ve giriş deliği arkasında biriktirirler.
Propolis Toplama Yöntemleri • Çerçeveler Arasından Toplama • Kovan Giriş Deliğinden Toplama: Polen üretimi ile birlikte yapılır. Bu amaçla polen tuzakları kullanılır. Arının dışarıdan getirdiği propolis bu tuzaklardan geçerken hazneye düşer. • Örtü Bezinden Toplama: Bunun için teli özel örtüler kullanılır. Arılar bu telli örtünün deliklerini kapatmak için bu kısımları propolis ile doldurur. Bu örtü sıcak suya batırılarak propolisin suya geçmesi sağlanır. Buradan toplanır.
Propolisin faydaları nelerdir?
Anti-astmatik ( astım hastalıklarında) etki, anti romatizmal (Donadieu, 1979 etki, akciğer rahatsızlıklarında, melanoma ve tümör hücreleri tedavisinde, doku yenileyici, kapiller damarları güçlendirici, anti diabetik( şeker hastalığında), fitoinhibitor (Donadieu, 1979;Bianchi, 1991) etki gibi faydaları vardır. Propolisin herhangi bir yan etkisi yoktur ancak bazı kişilerde hafif alerjik reaksiyona neden olabilir. Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen " en mükemmel doğal ilaç" olduğu kabul edilmiştir. Propolis ile ilgili araştırmalardan çıkan sonuç nedir? Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya'da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.
Sizin propolis ile ilgili çalışmalardan elde ettiğiniz sonuçlar neler?
Biz propolisin özellikle kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz, bulgularımız gerçekten bizi çok heyecanlandırdı, çünkü çok başarılı ve ümit verici.
Hangi hastalıklardan korunma için kullanabiliriz?
Propolisin doğal bir antibiyotik olduğu, bağışıklığı önemli ölçüde artırdığı, fagosit fonksiyonlarını hızlandırdığı, vücudun antikor salgılayarak hastalıkları önlediği de bildirilmektedir. Propolisin anestetik etkisi de olduğu ve ilaçların etkinliklerini artırdığı da söylenmektedir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre kullanımı propolis zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri de olumsuz olarak etkilememektedir. Bu nedenle ender bulunan propolis geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir. Klinik çalışmalarda propolisin comedo, beriberi, shingles, zosfer psorias, deri ülserine karşı çok etkili olduğunu göstermiştir. Propolis ayrıca ağız yaraları, periodonditis, diş ağrısı, rhinitis, mide ülseri, nefrit, idrar yolları enfeksiyonu, influenza, diare, polypus, özellikle kanser ve diğer birçok hastalıkta da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Herhangi bir yan etkisi yoktur. Özetle propolis bu yüzyılda keşfedilen en mükemmel doğal ilaçtır.